ANASAYFA
25 Haziran 2022 Cumartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Anne babalar dikkat!
Psikolog Metin Karaahmetli halk arasında takıntı hastalığı olarak bilinen Obsesif Kompulsif Bozukluk hastalığının belirli duygu ve düşüncelerin kişinin iradesi dışında zihninde sık sık tekrar etmesi olduğunu belirtti.
Haberin Yayın Tarihi: 04-02-2016 07:44
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto
Anne babalar dikkat!

Obsesif Kompulsif Bozukluk olan bir çocuğa annenin cezalandırma sistemi uygulamasının yanlış olacağına dikkat çeken Karaahmetli, “Anne kesin bir tutumla çocuğu suçlar veya cezalandırırsa çocuk, suçluluk duyguları ve itaat etme zorunluluğu ile öfke ve karşı koyma isteği arasında bocalamaya başlar” dedi.
Üsküdar Üniversitesi'nde Klinik Psikolojisi üzerine yüksek lisans yapan Psikolog Metin Karaahmetli ile Obsesif Kompulsif Bozukluk hastalığı üzerine yapmış olduğumuz röportajın tamamı:
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) nedir? 
Halk arasında takıntı haslığı olarak bilinir, Klinikte kullanılan ismi Obsesif Kompulsiftir. Türkçeleştirirsek eğer Obsesyonlara saplantı Kompulsiyonun tam Türkçe karşılığı yok ama zorlantı diyebiliriz. Saplantı, belirli duygu ve düşüncelerin kişinin iradesi dışında zihninde sık sık tekrar etmesidir. Obsesyonlar kaygıyı tetikler o kaygılardan kurtulmak adına eyleme dönüşen davranışlar ortaya çıkar, davranışların amacı tehdit algısından kurtulmak için alınan tedbir olarak düşünebiliriz, Bu duruma da zorlantı (Kompulsiyon) denir. 
Bu durumlarla ilgili örnekler nelerdir? 
Birçok OKB çeşitleri vardır. Örneğin Emin olamama, başka bir adıyla şüphe obsesyonları üzerinden örnek verebiliriz. Bazı insanlar yaptıklarından emin olamazlar, yapmışlarsa bile sık sık kontrol etme ihtiyacı hissederler. Evinden çıkan birisi acaba ütünün fişini çektim mi? Ocağı kapattım mı? Kapıyı Kilitledim mi? gibi düşüncelerle boğuşur, Bu düşünceler bir süre sonra baş edilmez hal aldığında kişi huzursuz olur, kaygısı artar, Kaygısını hafifletmek ve tedbir almak adına evine gidip kontrol eder. Bu davranış onu rahatlatır. Bu düşünce ve davranış baş edilmez bir hal aldığında, kişinin sosyal yaşamını, iş hayatını etkilemeye başladığında o zaman Obsesif Kompulsif Bozukluk diyebiliriz. 
Birçok Obsesif Kompulsif çeşitleri var dediniz. Bunlar nelerdir? 
En yaygın Obsesyon türü, Bulaşma Obsesyonu zannediyorum ki OKB hastalarında bulunma oranı %45 - 50 olması lazım. Bu kişilerde mikrop, kir, pislik kapacağına dair engellenmesi zor düşünceler gelişir, önlem almak adına bu kişiler mikrop, kir kapacak ortamlardan kaçma davranışı sergilerler. Bunlar dışında, Dinsel, Cinsel, İstifçilik biriktirme, Somatik Obsesyonları da sayabiliriz. 
Obsesif Kompulsif Bozukluğun nedenleri nelerdir?
OKB İçin birçok neden sıralayabiliriz. Örneğin, Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud 1913 lü yıllarda ilk bilimsel hipotezleri ortaya atmıştır. Freud, obsesyonları tanımlarken anal dönem dediğimiz 2-4 yaş dönemine vurgu yapmıştır. Düşünün ki yeni doğduğunuzda dış dünyaya dair hiçbir kural yoktur, sadece haz vardır. Ağladığınız zaman, anneniz sizi beslemeye başlar, sosyal kurallar yoktur, El üstünde taşınırsınız, Oysa 2 yaş, yani anal döneme girdiğinizde artık eğitimler başlar, kurallar ortaya çıkar. Yürüme eğitimi, konuşma eğitimi, tuvalet eğitimi gibi, çocuğun dünyasını haz dünyası diye adlandırırsak yanlış demiş olmayız. Örneğin çocuk dışkısını tutar bundan haz alır, Evi dağıtır, canı istediğinde bağırır ve bunlardan haz alır, Sevgi nesnesi olan anne çocuğun hazzını erteme eğilimindedir, aslında annenin dünyasında çocuğu gerçeğe yani toplumsallaşmaya çeker. Kurallar koyar, her şeyi sıralı yapmasını ister, Bu durumda bir iktidar savaşı başlar. Haz dünyası ile gerçeği değerlendirme arasında bir çatışma başlar, çocuk itaat eder ve hazzını erteler. Örneğin dışkısını tutmaktan haz duyan çocuk annesinin cezalandırması ihtimaline karşı dışkısını tutabilir, Bu duruma anal tutuculuk denir, Anal tutucu karakterler düzenli, tutumlu, inatçı olabilirler. Freud OKB'yi tanımlarken anal döneme gerileme, saplanma olarak tanımlamıştır.
Bu dönemde kural koymamak mı gerekir?

Aslında kuralı koyma şekli çok önemli. Kurallarda ölçülü olmak önemlidir. Örneğin, anne ile çocuk arasında zaferin bazen anne bazen çocuk tarafından kazanıldığı bir savaşı başlatabilir. Eğer anne çok kesin bir tutumla çocuğu suçlar ve cezalandırırsa çocuk, suçluluk duyguları ve itaat etme zorunluluğu ile öfke ve karşı koyma isteği arasında bocalamaya başlar. Anne ile etkileşiminde çocuğun karşı koyduğu şey yasaktan çok bu yasağa ille de uymasının beklenmesidir.
Biyolojik Yaklaşıma göre beyindeki seratonin adı verilen nörotransmiter ile Obsesif Kompulsif arasında bağlantı bulunmuştur. Beynimizdeki bazı bölgeler seratonin dengesizliğinden etkilenebilir, Seratonin dengesizliği OKB ye neden olabilir. Bu faktörler dışında birçok teori ve etkenler vardır.
Tedavisi var mıdır? Varsa nasıl tedavi edilir?

Eski zamandan şimdiye baktığımız da ruh sağlığı alanında çok büyük gelişmeler yaşandı. Eski zamanlarda OKB'ye beyin kanseri, Ruh kanseri gibi benzetmeler yapılıyormuş. Cin ya da kötü ruhlar bulaştığını iddia edenler dahi olmuştur. Şimdi ise İlaç tedavisi ve Psikoterapilerle özellikle Bilişsel Davranışçı Terapilerle % 80'lere varan iyileşme sağlanmıştır. Bilişsel Davranışçı Terapi kişinin düşünce ve davranışları ile çalışır. Hasta ile birtakım tedavi planlaması yapılıyor, Birtakım bilişsel ve davranışsal ödevler veriliyor ve bu ödevler verilirken kişiyi aşırı kaygılandırılacak ödevler verilmiyor, her şey adım adım ilerliyor. Fayda sağladığı bilinmektedir. 
Sadece İlaç tedavisi ya da sadece Psikoterapi ile çözüm sağlayacağını düşünmek tartışılır bir şey.
Son olarak önerileriniz nelerdir?
Obsesif Kompulsif Bozuklukta tedavi süresi uzun sürüyor en az 6 ay ve daha fazlası, bu tarz tanılarda ilaç kullanımının düzenli olması göz ardı edilmemelidir. Özellikle Psikiyatrik İlaçlara yönelik önyargılar çok yüksek, kişiler bağımlı olacağını düşünüyor, bazıları korkudan kullanmak istemiyor ve ilacı belli zaman içip bırakıyor, bu davranışlar tedavide engelleyici rol oynar, doktor kontrolünde başlayıp, doktor kontrolünde bırakılmalıdır. 
Ülkemizdeki insanlar, Psikologlarla haşırneşir olduklarını pek düşünmüyorum, Psikoterapilere önem verilmeli, Psikoterapinin amacı kişiyi beslemek değildir, Psikoterapi sürecinin disiplin olduğu, Terapi öneri verme ya da sizin adınıza kararlar alma süreci olmadığı unutulmamalıdır. 
Son olarak Ruhsal Problemler oluştuğunda doğru yer bir Ruh Sağlığı çalışanlarından destek almak Problem sürecinin tedavisinde önemli ölçüt olduğu unutulmamalıdır. 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Aramızdan ayrılanlar
Koman'ın eserine rekor rakam!
Gülen'in yeğeni sınırda yakalandı!
Kupada hasadı Tarım İl Md. yaptı!
TÜ 40 değil 53 yaşında!
Edirne'ye 8 doktor kadrosu
Kamyonetin çarptığı at telef oldu
Üründe 'mor' alternatif
Kaybolan tekneyi radar buldu!
Ihlamurlardan ne istediniz?
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke