ANASAYFA
21 Ekim 2017 Cumartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Bir Edirne öyküsü
Şehit Üsteğmen Ali Rıza'nın kız kardeşi Hatice'nin (Kirte) çocukları, torunları ve torun çocuklarının bir kısmı halen Edirne'de yaşıyor...
Haberin Yayın Tarihi: 12-10-2016 09:49
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto
Bir Edirne öyküsü

Ayşekadın'da ikamet eden Emekli Polis Memuru, eski Edirnesporlu Yılmaz Kirte ve kızkardeşi Suna (Kirte) Ges…! Kahraman Şehit Üsteğmen Ali Rıza; her ikisinin de öz be öz dayıları oluyor…
Çanakkale Kirte Savaşları'nda şehit düşen Üsteğmen Ali Rıza, geride kalan akrabalarına onurlu bir isim bırakıyor. Üsteğmen Ali Rıza'nın şehit düştüğü Kirte Tepesi'nden esinlenerek 'Kirte' soyadını alan ailesi, bu onurlu mirası kuşaktan kuşağa yaşatarak kahraman şehitlerini hiç mi hiç unutmuyor.

Tarihi boyunca, düşman işgalleri ve savaşlarda binlerce şehit veren Edirne'de son yıllarda hemen hemen her gün terör saldırılarına kurban giden asker, polis ve sivil şehitlerin acısı yaşanıyor… Masum insanların canını yakan bu saldırıların bir an önce durması ve ülkemizin huzurlu günlerine geri dönmesini diliyoruz.
'Şehitler Ölmez!' … Bu, son yıllarda en çok işittiğimiz sloganlardan biri… Teröre verdiğimiz asker, polis, öğretmen, sivil;  yüzlerce şehidin ardından, onbinler; cenazelerde, 'Şehitler Ölmez' sloganlarıyla haykırarak; yaşanan büyük acıları paylaşıyor, dindirmeye ortak olmaya çalışıyor. 
Şehitler elbette yüreklerde yaşamaya devam ediyor, unutulmuyor. Aradan on yıllar, yüzyıllar geçse, Onları unutmayan insanlar bile unutulup gitse de, arşivlerde, kayıtlarda yaşamaya devam ediyorlar. Şehitleri unutmamak üzerine en güzel örneklerden birini Edirneli bir şehit ailesi sergiliyor.  

1900'lü yılların başlarında, Atatürk'le yaşıt genç bir Üsteğmen, Ali Rıza Bin Mehmet…! Edirneli Zehra ve Mehmet çiftinin oğulları… Ali Rıza Üsteğmen'in Hatice isminde bir kız kardeşi var… Şehidini unutmamak üzerine bu 'Edirne Öyküsü'nü; Hatice ve Mehmet Tevfik Kirte'nin oğulları Yılmaz Kirte ile kızları Melahat Kirte Ürgen'in oğlu, (torun) Ali Ürgen'den dinliyoruz…

Ali Ürgen'in annesinin dayısı, Yılmaz Kirte 'nin de kendi dayısı olan Üsteğmen Ali Rıza'nın, Çanakkale Savaşlarında şehit düştüğünde, ailesinin onu nasıl yaşattığı çok duygusal bir hikaye… Bu hikayeyi anlatırken, diğer yandan da bir asır öncesinden günümüze, 'Bir Edirne Ailesi'nin profilini ortaya koymaya çalışacağız.
Mülazım evvel (Üsteğmen) Ali Rıza Bin Mehmet, kahramanlığı tescilli bir asker. Öyle ki,  Çanakkale'de düşmana karşı savaşırken,  kahramanlıkları nedeniyle gümüş madalya ile ödüllendiriliyor. Bu olay Üsteğmen Ali Rıza'nın ailesi için çok büyük bir övünç kaynağı oluyor.  Kısacık ömrü savaşlarla geçen Üsteğmen Ali Rıza, bu süreçte evlenmeye fırsat bulup çoluk çocuk sahibi olamıyor ama kız kardeşi Hatice'nin çocukları ve torunları bu kahraman dayıyı asla unutmuyor, anısı nesilden nesle yaşatılıyor.
HATİCE'NİN EŞİ MEHMET TEVFİK ATATÜRK'ÜN ÇAĞRISI ÜZERİNE YUGOSLAVYA'DAN GELİYOR
Kısacık yaşamında gösterdiği kahramanlıkların ardından Çanakkale Savaşları'nda Kirte Tepesi'nde şehit düşen Üsteğmen Ali Rıza'nın kız kardeşi Hatice; Balkan kökenli bir ailenin oğlu olan Mehmet Tevfik ile evleniyor. Hatice ile Mehmet Tevfik'in tanışması da ilginç bir hikaye… 
Yugoslavya Köprülü'de yaşayan ve babası Sırplar tarafından kurşuna dizildikten sonra Türk çetecilerle birlikte Sırplara karşı savaşan Mehmet Tevfik, Atatürk'ten bir çağrı alıyor. Genç adam bu çağrıya uyarak Türkiye'ye gelmek üzere 500 gönüllü ile yola çıkıyor. 

Atatürk'e destek vermek üzere yollara düşen gurubun yarısı uzun yolculuk sırasında çeşitli nedenlerle yaşamlarını kaybediyor. Hayatta kalanlar ise Yunanistan üzerinden İzmir'e gelerek, Atatürk'ün emrine giriyor ve muharebelere katılıyor. 

MEHMET TEVFİK EDİRNEDE DE ATATÜRK'ÜN YANINDA 
Hudut okurları için bize bu öyküyü anlatan Yılmaz Kirte'nin babası, Ali Ürgen'in de dedesi olan Mehmet Tevfik, Cumhuriyet'in ilanından sonra polis memuru olarak göreve başlıyor. Üç yıl Trabzon'da görev yaptıktan sonra Edirne'ye tayin oluyor. Toplam 14 yıl polislik mesleğinde kalan Mehmet Tevfik,  kısa bir süre Valilik tarafından Hususi Tahsilat Memurluğu'na, daha sonra da İskan Memurluğu'na atanıyor. 
Mehmet Tevfik toplam 32 yıl 11 ay devlet hizmetinin büyük bir bölümünü Edirne'de yaparken, kısa sürelerle Çorlu, Meriç ve Hayrabolu'da da hizmet veriyor. Atatürk'ün çağrısıyla Yugoslavya'dan gelen ve Kurtuluş Savaşı'nın ardından polis olan Mehmet Tevfik'in Atatürk'ün Edirne'ye geldiği dönemlerde yakın korumalığını yaptığı da arşiv fotoğraflarında belgeleniyor. 
ALİ RIZA'NIN ANISINI YAŞATAN SOYADI 
Edirne'ye atandıktan sonra Üsteğmen Ali Rıza'nın kız kardeşi Hatice hanımı görüp beğenen Mehmet Tevfik, aileye damat olmayı başarıyor. Eşinin ailesini çok seven genç adam, kayınvalidesi Zehra Hanım'ın şehit oğlu Ali Rıza ile ne denli gurur duyduğunu hissediyor. Kendisi de bu kahramana hayranlık duyan damat, Soyadı Kanunu çıktığında, Ali Rıza'nın şehit düştüğü tepenin adını soyadı kabul ederek, 'Kirte' soyadını alıyor. 


Hatice ve Mehmet Tevfik'in Edirne'de mutlu mesut süren evliliklerinden beş çocukları dünyaya geliyor. Kirte ailesi bu yıllarda Karaağaç'taki evlerinde yaşıyorlar.  Ailenin en büyük çocukları Melahat'ın ardından sırasıyla Fehime, Yılmaz, Yalçın ve Suna aileye katılıyor. Kirte çiftinin Suna (Ges), Melahat (Ürgen), Yalçın, Fehime (Osmak) ve Yılmaz isimlerini verdikleri çocuklarından Yalçın Kirte hiç evlenmiyor ama Suna'dan; İpek (Paçarız), Demet (Cömert), Buket, Melahat'tan; Gülay ve Ali Ürgen, Fehime'den; Nesrin (Hakvar) ve Erol Osmak, Yılmaz'dan da Zehra (İnanç) ve Zeynel Kirte isimli toplam dokuz torunları oluyor. 

MEHMET TEVFİK'E MANİSALI DAMAT HÜSEYİN ÜRGEN
Kirte ailesi de çocukları büyümeye başlayınca Karaağaç'taki evlerini satıp, Mehmet Tevfik'in, Dülger Mehmet Efendi'ye yaptırdığı Sabuni Mahallesi Fil Yokuşu Çıkmazı No: 21'deki  (şimdiki Emek iş hanı ve yanındaki sürücü kursu) yeni evlerine yerleşiyorlar. 
Ailenin en büyük kızları büyüyüp gelişiyor ve lise çağlarına geliyor. Anne babası kızları Melahat'ı Edirne Lisesi'ne yazdırıyor.  Melahat Kirte, büyüdükçe güzelliği ve zarafetiyle de dikkat çekmeye başlıyor. Öyle ki gören bir daha dönüp bakıyor.
O günlerde Manisa Alaşehir doğumlu bir genç adam da öğretmen olarak Edirne'ye tayin oluyor. Edirne Erkek Sanat Enstitüsü Demir Atölyesi Şef Öğretmeni olan Hüseyin Ürgen isimli bu genç, bir gün tesadüfen Melahat Kirte ile karşılaşıyor. Bu güzel ve zarif genç kızdan çok etkilenen Hüseyin Ürgen, kızın gönlüne giriyor ve sonunda gidip ailesinden istiyor. 

Melahat Kirte'nin babası Mehmet Tevfik ve annesi Hatice; bu genç öğretmenin medeni cesaretini beğeniyor ve kızlarıyla evlenmelerine onay veriyor. Nişan, nikah derken Melahat Edirne Lisesi'ni lise 2'nci sınıftayken bırakıyor ve Hüseyin Ürgen ile yaşamını birleştiriyor. Genç çift Fil Yokuşu'nda anne babaya bitişik bir evde yaşamaya başlıyor.  Çiftin bu evlilikten Ali ve Gülay isimli iki çocukları dünyaya geliyor. 

Geçen yüzyıldan başlayarak günümüze ulaşan bir Edirne ailesinin öyküsünü sizlerle paylaşmamıza neden olan Yılmaz Kirte 80'li, Ali Ürgen ise bugünlerde 60'lı yaşların sonunda…
Geçen yüzyıldan başlayarak günümüze uzanan bu öykünün bazı noktalarına Ali Ürgen'in anlatımlarıyla son verirken, bilinmeyen, en azından çoğumuzun bilmediği önemli bir kahramanımızı tanımamıza ve tanıtmamıza da neden olduğu için kendisine teşekkür ediyoruz. 
Ali Ürgen anne ve babasını şöyle anlatıyor:

“Babam Edirne Sanat Enstitüsü Demir Atölyesi Şef Öğretmeni Hüseyin Ürgen, Manisa Alaşehir doğumlu. Edirne'de öğretmenliğe başlayınca annemi görüp beğeniyor.  Annem Melahat Kirte, genç kızlığında herkesin dönüp de bir daha baktığı bir güzellikte… Babam Manisa'ya gidip de otobüsle Edirne'ye dönüşlerinde Selimiye'nin minareleri görününce, 'kalbim pır pır çarpıyor. Melahat'a kavuşmama az kaldı' dermiş. İşte böyle bir sevgi… Bu sevgi, aşk acaba şimdi var mı..!? Bana öyle geliyor ki, bizim kuşak son temsilci diye düşünüyorum. 

Aradan yıllar geçse de Edirne'ye her gelişimde dolaştığımda içim burkuluyor.  Ben 5 yaşımdayken babamın tayini Tekirdağ'a çıktı. Ama ben her okul tatilimde mutlaka Edirne'ye gelirdim.  Bahçedeki vişne ağacına dayanıp, dedemin her yıl boyumu ölçüp çakıyla çentik atmasını hiç unutmuyorum… Hasan Aga'nın evinde yapıp sattığı dondurmanın lezzetini unutamadım. Çok sevdiğim yengem  Gülay Kirte'nin yaptığı (halen de yapıyor) patlıcan ve portakal reçellerinin tadını unutamıyorum….” 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
Ucuz uçak bileti En ucuz uçak biletleri için arayın,
kıyaslayın ve satın alın
aloucakbileti.net   0850 500 0 737
  ÇOK OKUNANLAR
Hayal gerçek oluyor
Baraka temizliği
'Yok böyle kantin'
Edirne'de büyükşehir heyecanı
Ambulans 'çiçek' açtı
Avukat kuzenler
Kadın gözüyle yollar
Çölyak hastasına glütensiz ekmek
Obeziteye savaş
Arseven'in yerine Aksal
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi Zaman Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE