ANASAYFA
27 Mayıs 2019 Pazartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
‘Suriye en büyük hataydı’
Hafta sonu okurlarıyla buluşmak için Edirne'ye gelen emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, Hudut'tun sorularını yanıtladı... Suriye politikasının en büyük jeopolitik hatalardan biri olduğunu ifade eden Yavuz, “ABD'nin yanında hareket ederek Suriye'de rejim değişikliğine girişmek milli menfaatlere aykırıydı. Bunu iktidar da gördü” dedi...
Haberin Yayın Tarihi: 17-10-2017 09:42
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto
‘Suriye en büyük hataydı’

Orkun AKMAN'ın Röportajı
Ana akım medyada Türkiye'nin güvenlik ve dış politikasına ilişkin yaptığı analizlerle ve değerlendirmelerle dikkat çeken, Balyoz'dan 3,5 yıl hapis yatan ve son olarak yazdığı 'Vesayet Savaşları' kitabı ile önemli tespitler yapan Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz, hafta sonunu Edirne'de geçirdi.
Cumartesi günü, bu yıl beşinci kez kapılarını açan Edirne Kitap Fuarı'nda okurlarıyla bir araya gelen Ahmet Yavuz, Pazar günü Herkese Bilim Teknoloji dergisinin okurlarıyla bir kafeteryada buluştu. 3,5 yıl boyunca Süloğlu'nda Tugay Komutanı olarak görev yapan Yavuz, Hudut Gazetesi'nin sorularını yanıtladı. Ülke gündemine ve dış politikasına ilişkin çarpıcı açıklamalar yapan Yavuz'un Orkun Akman ile yaptığı söyleşi...
“ABD'NİN YANINDA SURİYE'NİN REJİM DEĞİŞİKLİĞİNE GİRİŞMEK HATAYDI”
1- Türkiye'nin 30 yıldan daha fazladır devam eden en büyük güvenlik meselesinde (PKK Meselesi ve Kürt Sorunu), İçeride kontrol sağlanmış olsa da dışarıda gelişmeler kaygı verici. Irak'ın Kuzeyinde referandum yapıldı, Suriye'nin Kuzeyinin ise henüz ne olacağı belli değil. Son İdlib Harekatı da dahil Türkiye'nin Kuzey Irak ve Suriye politikaları ve bunun bize gelecekte yansıması hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Bir defa çok açık ve net olarak şunu söylemek mümkün, bu yaşadığımız güvenlik sorunu şu ana kadar yaşadığımız güvenlik sorunlarından çok daha derinliği olan bir konu. Çünkü ABD, Büyük Ortadoğu Projesi'nin bir parçası olarak böyleyi yeniden şekillendirmek istiyor. Bölgede enerji politikasını belirlemek istiyor. Etnik ayrımcılığı körükleyerek bölgeyi daha çok mezhep ve etnik temel ayrımında dizayn etmek istiyor. Dolaysıyla bunun bizi ilgilendirmememi mümkün değil. Ve kendi yaptığımız hatalarla birleşince sorun daha da büyüyor. 
Suriye, görüşebilecek en büyük jeopolitik hataydı. ABD'nin yanında hareket ederek Suriye'de rejim değişikliğine girişmek. Bu milli menfaatlere aykırıydı. Yaşadığımız olaylar bunu gösterdi. Bunu iktidar da gördü. İlk hamlesi Fırat Kalkanı Harekâtı oldu. Bu doğru bir şeydi. İkinci hamle de İdlib oldu. İdlib, Fırat'tan daha farklı bir özellik taşıyor. Orada doğrudan IŞİD'i hedef almıştı burada rejimle muhalifler arsında çatılmaları engellemek amacı taşıyor. Esas maksat, ki bu maksadı hafife almamak gerek, bu koridoru Fırat Kalkanı Harekatı'yla eksiltmiştik. İkincisini de İdlib'le yapmış bulunuyoruz. Yani başardığımız takdirde Akdeniz'e olan genleşmeyi engellemiş olacak.
“AMERİKA'NIN TÜRKİYE İLE STRATEJİK ORTAKLIĞI YOKTUR”
2- Türkiye ve Amerika bir yandan stratejik ortağız açıklamaları yaparken diğer taraftan bu günlerde tarihimizdeki en derin krizlerden birini yaşıyoruz. Bu konu ile ilgili değerlendirmeniz nedir?

ABD'nin yeryüzünde iki stratejik ortağı vardır. Biri İngiltere, ikincisi İsrail. Öyle Türkiye'yle stratejik bir ortaklığı yoktur. Önce Sovyetler Birliği'ne dayalı bir ortaklığı verdi sonra da Ortadoğu'yu kontrole yönelik, Malatya'daki üs, İncirlik üssü gibi konulardan ötürü ortaklığı vardı. Etini yedi, sütünü içti şimdi derisini kullanmaya çalışıyor. Türkiye uyandı. Eğer ülkeyi yönetenler doğru bir tarzda meseleleri ele alırsa doğabilecek zararlar asgariye indirilebiliriz, yoksa daha sıkıntılı olur.
“TÜRKİYE'NİN RUSYA İLE ORTAKLIĞI TAKTİKSEL DEĞİL, OPERATİF”
3- Türkiye, hem Batı ile ilişkilerde yaşanan sorunlar hem de menfaatleri gereği Rusya ilişkilerini geliştiriyor. Bu kapsamda son olarak S-400 Füzelerinin alımı için kaparo dahi verildiği açıklandı. İran'ın da dahil olduğu Astana Sürecinde Rusya ile bitlikte yer alıyoruz ve o kapsamda Suriye politikalarını geliştiriyoruz. Ancak diğer taraftan Rusya, Esad'ın kalmasını istiyor, YPG/PYD ile ilişkiler ve Kuzey Irak Referandumu konularında bizi rahatsız edecek politikalara sahip, biz de Esad'ın kalması, Kırım'ın ilhakı gibi konularda onların politikalarına karşıyız. Bu durumda ilişkiler ne derece ileri gidebilir?

Büyük tehlike, Suriye'nin toprak bütünlüğünün ortadan kalması ve buranın devletçiklere bölünmesi. Buna karşı Rusya ile birlikteyiz. Rusya'nın kendine göre çıkarları var. Bu çıkarların tahakkuku için attığı adımlar var. O da Türkiye'nin önemini görüyor. Bu işbirliği taktiksel değil, biraz daha derinliği olan bir işbirliği. Ama stratejik de değil. Operatif anlamda önemli bir işbirliği. Bunu tamamen Rusya'nın Türkiye'yle iyi ilişkiler kurması işbirliği yapması çok önemli ama ötesi ne getirir, ne götürür göreceğiz.
“TÜRKİYE'NİN ZAMAN KAYBETMEDEN İÇ BARIŞINI SAĞLAMASI LAZIM”
4- Bütün bunlara göre Türkiye'nin bugünkü durumunu değerlendirdiğimizde, yakın, orta ve uzun vadede neler öngörülebilir? Bu bağlamda karar alma mekanizmalarında olsa idiniz nasıl bir politika izlenmesini önerirdiniz?   

Türkiye'nin süratle, zaman kaybetmeden iç barışının tahkim edilmesine ihtiyacı var. İçeriden kavgayı bölünmeyi bırakmamız lazım. Vaktimizi boş şeylerle geçirmemiz lazım. Dışarıda da amaçlarıyla araçlarını dengeleyecek adımlar atması lazım.
5- Vesayet Savaşları isimli kitabınızda Türkiye'nin kronikleşen PKK sorunu ile FETÖ sorununu anlatıyorsunuz. Kısaca kitabınızdan bahseder misiniz?
Kitap bir anlamda Türkiye'nin içeride birbirini yemesinin Türkiye'ye maliyetini anlatıyor. Bir askeri vesayeti kaldırmak için ordunun itibarsızlaştırılmasını ele alıyor. Ve şöyle de bir sonuca ulaşıyor: Açılım, Suriye ve FETÖ olayları bazında bir inceleme yaparak askeri vesayetin yokluğu, varlığından daha tehlikeli problemler doğurdu.
“EDİRNE'NİN KADINLARI ÇALIŞIYOR AMA ERKEKLERİNİN DE ÇALIŞMASI LAZIM”
6- Daha önce mesleki yaşamınız sürenizde Edirne'de de görev yaptınız. Edirne sizin için ne ifade ediyor? Edirne'yi kısaca değerlendirmenizi istesek neler söylersiniz?

Edirne halk olarak çok Cumhuriyete bağlı, dünyayı doğru kavrayan bir halk. Biraz daha örgütlenip daha çok çalışırsa, -kadınları çalışıyor ama erkeklerini de çalışırsa Edirne çok daha iyi bir yere gelir, bölgenin incisi olur- (gülüyor). Yunanistan ve Bulgaristan sınırındaki bir il çok parlak bir geleceğe sahip demektir. Bir de bu kadar büyük bir geçmişi var. Kendiyle barışık bir halk. Cumhuriyetle, dinle, rejimle her şeyiyle barışık bir halk var. Biraz daha organize olur ve bilimsel projeleri ele alırsa refahı da artacaktır.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Ortodontik Tedavi Yöntemleri
Gazete Keyfi Yeni Vatan gazetesi
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE