ANASAYFA
21 Eylül 2019 Cumartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
‘Edirne’nin şova ihtiyacı yok!’
2014 Yerel Seçimleri’nde Edirne Belediye Başkanlığı için CHP’den aday adaylığını açıklayan 7 isimden biri olan Nurhan Işıkseren, ‘Bakın Beyler…’ isimli köşe yazısı üzerine arkadaşımız Orkun Akman ile gerçekleştirdiği söyleşide, katılımcı bir yönetim tarzını benimsediğini belirterek, “Halka seçilmek üzere önerdikleri kişi seçildikten sonra CHP’nin yerel yönetim politikalarına uygun hareket ediyor mu, iyi çalışıyor mu, başarılı çalışıyor mu? O, genel merkezin yetkili kurullarının görevi” dedi... “Ne zaman aradaki ortaklık bozuldu, Hamdi Bey hiddetlendi. Dolaysıyla Hamdi Bey’in yaptığı eleştirilerin özü duygusaldır. Kenti çok düşündüğü için değil. Baktığın zaman tutarsızlık içerisinde olan biridir zaten” diye konuşan Nurhan Işıkseren şöyle devam etti: “2013’te ‘Hamdi Sedefçi gitsin de kim gelirse gelsin diyenler şimdi bu Hamdi’den de kötüymüş’ diyorlar. Asıl mesele şu; doğruyu kişiler üzerinden aramak değil, doğrunun ne olduğunu anlamak...”
Haberin Yayın Tarihi: 31-01-2018 09:48
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto
‘Edirne’nin şova ihtiyacı yok!’

Orkun AKMAN’ın Röportajı
2014 Yerel Seçimleri’nde Edirne Belediye Başkanlığı için CHP’den aday adaylığını açıklayan 7 isimden biri olan Nurhan Işıkseren’le, 15 Ağustos 2017 tarihinde Hudut Gazetesi’nde yayınlanan ‘Bakın Beyler…’ isimli köşe yazım üzerine bir röportaj gerçekleştirdik. Işıkseren, cevap için geç olmadığını, aksine konunun güncelliği açısından her an değerlendirilebileceğini belirtirken kent yönetimine ilişkin ders niteliği taşıyan değerlendirmelerde bulundu.
Işıkseren ile röportaja başlamadan önce röportaja neden olan ifadelere göz atmakta bir fayda var:


“Hudut'taki köşesinden Kılıçdaroğlu ve genel merkez yönetimine sert eleştiriler yöneltiyor. Sosyal medya aracılığı ile bu eleştirilerini ilgili yerlere adrese teslim etmekten de geri kalmıyor. Partisinin Edirne örgütünün belki de en bilge ve en sempatik yüzü.
Kent sorunlarına yaklaşım, 5 üzerinden 1”

* 15 Ağustos 2017 Salı


Köşe yazısı üzerinden 5 ayı aşkın bir süre sonra yaptığımız söyleşiye Nurhan Işıkseren, “Kente karşı suç demek, kentin dokusuna karşı suç demek. Hizmet kalitesi açısından çok ciddi sorunlar olduğu kesin. Burada temel olarak sen, ‘Bakın beyler seçimler gelecek, siz pasifsiniz, hiçbir şey yapmıyorsunuz’ dedin. Ben öyle anladım. Bu, ‘Yerel yönetimin yönetim kalitesine dönük ilişkiyi doğrudan merkez alan değil de Edirne’de birtakım sorunlar var ve kente karşı suçlar işleniyor. Ve burada aktivisit olmak gerekir’ gibi bir sorumluluk yükledin bize” diyerek oturaklı bir giriş yaptı. 


Ve ekledi: “Kentin muhalefet ayağı eksik!” 


İşte tam da burada, sohbetimizin henüz başında Nurhan Işıkseren ile hemfikir olduk ancak sohbetin devamında Işıkseren, konuyu ‘bilge adam’ edasıyla ele aldı ve kent yönetimine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. O açıklamalara göz atacak olursak...


“EDİRNE’YE BAKIŞ AÇISINI FARKLILAŞTIRACAK YENİ BİR AKLA İHTİYAÇ VAR”


“Öncelikle aday adaylığı sürecine bakmaz lazım. 2014’te Edirne’de 7 aday adayı vardı. Edirneliler bu 7 aday adayanın nasıl çalıştığını gördü. Ben 6 ay çok farklı bir çalışma yaptım ve bu çalışma diğer 6 aday adayı arkadaşıma da örnek oldu. Hatta onların da bugüne kadarki çeşitli temsil görevlerine aday iken sergilemiş olduğu çalışmalara renk kattı. Dinamik kattı. Farklı bir boyut ve kapsam kattı. Bunu gördüm. Onlar da hakikaten canla başla, dokunma mesafesinde insanlarla diyalog içine girip Edirne için ne düşündüklerini anlattılar. 


Bizimki biraz yoğun, farklı oldu. İkiye ayırmak lazım. Bir kente Belediye Başkanı olmak demek ne demek? Bunu iyi tanımlamak lazım. ‘Benim çok projem var, belediye başkanı olursam bunları hayata geçireceğim ve Edirne uçar demek’ benim için öncelikli değil. Proje üretmek başka bir şey. Biz de proje sunduk çalışmalarımızda ama her şeyden önce yönetim felsefesinden bahsettik. Hatta Edirne’ye yeni bir kent aklı gerekiyor dedik. Edirne’ye bakış açısını farklılaştıracak yeni bir akla ihtiyaç olduğunu ön plana çıkardık. Hatta ben aday adaylığı açıklamamda Edirne için seferberlik ilan edeceğimi söyledim. Edirne’de atıl duran o kadar çok dinamik var ki… 


Siz bir kenti yönetirken kalıplaşmış cümleler sarf edebilirsiniz, ki bunları söylemek de gerekiyor. Ben katılımcı bir yönetim tarzının benimsiyorum. Ne demek bu? Siyasal katılım zaten partilerin üzerinden birebir oluyor. İnsanlar geliyor oylarını veriyorlar. Bu da bir katılım. Ama bizim demokrasimiz gelişmemiş bir demokrasi olduğu için ve demokrasi denince daha çok sandık demokrasisi anlaşıldığı için demokrasinin daha aktif kılınması daha anlaşılabilir olması, demokrasinin içselleştirilmesi ve yaşanması için sivil toplum kuruluşlarının aracı rolü çok önemli. Bu sanat dalında, spor alanında, turizm alanında olabilir. Katılımcı demokrasi ancak bu bileşenler bizzat yönetimin içersindeyseler katılımcı demokrasi işler. İçinde değillerse işlemez. Orası da konuşulmuyor.”


Işıkseren, sivil toplum örgütlerinin katılımcı demokrasi açısından önemine vurgu yaparak, “Yurttaşlar kendi başlarına aktif olamıyorlarsa aracı kurumlar vasıtasıyla olacaklardır” diyor ve ekliyor: “O yüzden sivil toplum örgütleri çağımızın çok önemli örgütleri.” 


“GENEL MERKEZ KENDİ KOYDUĞU YÖNTEMİ ÇİĞNEDİ”


Işıkseren, sivil toplum örgütlerinin, demokrasi eksikliğini bir derece karşıladığını da ifade ederek, “Ne kadar etkili oluyor orası ayrı bir konu. Biz katılımcı demokrasiyi daha anlaşılır kılmak için bir deneme yaptık adaylığımız sırasında. Altı hafta öncesinde belli bir saatte 2 saat PTT önünde durarak hem broşür dağıtık hem de insanlarla birebir görüştük. Çalışmalarda biz insanlara gittik. Biz onlara gittiğimiz için belki bizi dinlediler ama, biz 6 hafta boyunca orada durduk ve insanların bize gelmesini bekledik. Seçim döneminde 6 aylık bir hizmetle orada çok aktif bir çalışma sergiledik. 


Sonra genel merkez bir karar aldı ve koyduğu yöntemi çiğnedi. ‘Ben oraya aday olmamış birini belediye başkanı atıyorum’ dedi. O çalışma, aday olan kişi için bir ön çalışmaydı zaten. Ona bir zemin oluşturdu. Edirne’de gidilmedik yer kalmadı. Aday belirlenince bizim işimiz bitti. Ondan sonrası partinin üst kurularının meselesi. 


Halka seçilmek üzere önerdikleri kişi seçildikten sonra CHP’nin yerel yönetim politikalarına uygun hareket ediyor mu, iyi çalışıyor mu, başarılı çalışıyor mu? O’na bakmak genel merkezin yetkili kurullarının görevi. Bizim aday adayı konumunda Edirne’deki belediyecilik hizmetlerinin aksaklıkları konusunda ortaya çıkıp da uyarıda bulunmamız o kadar olabilecek bir şey değil. Çünkü bu havada kalır” diyor.


Röportajın esnasında konu, 2014 Yerel Seçimleri’nde Belediye Başkanlığı için CHP’den birlikte aday adayı olduğu, önceki dönem Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi’ye geliyor. Sedefçi’nin belediye başkanlığı süresince onu eleştiren ilk kişilerden biri olduğunu belirten Işıkseren, Sedefçi’nin şov siyasetini yaptığını belirterek, şunları ifade ediyor:


“SEDEFÇİ’YE, EDİRNELİLERİ APTAL YERİNE KOYMAMASI UYARISINI İLK BİZ YAPTIK”


“Hamdi Bey de aday adayıydı. O zaman Hamdi Sedefçi de belediyeyi yönetirken onu ilk eleştiren kişi benim. Hamdi Sedeçfi’ye şov siyaseti yapmamasını, hizmete odaklanmasını ve Edirnelileri aptal yerine koymamasını öneren ilk uyarıyı biz yaptık. O zaman da Hamdi Sedefçi hizmetlerdeki birçok eksikliğe rağmen şov siyasetine devam etti. Bir kuleden bahsetti. Yapamazsam adım ‘Hamdiye’ olsun dedi. Bunun gibi çok hicivleri ve esprileri var. Ki çok esprili bir insan. Edirne Belediyesi’ni yönetirken daha çok anlatılara dayalı dişe dokunur bir şeyler yapmadığı için son dönemini işi şova döken ve gereksiz tartışmalar yaratan bir yönetim anlayışıyla geçirdi. 


Edirne’nin İstanbul tarafına doğru büyümesi, şehir planlarının modern yapılması, her tarafta patates baskı birtakım heykellerin yapılması Hamdi Bey’in başarılı çalışmaları arasında sayılabilir ama bu Anadolu’nun neresine giderseniz karşınıza çıkar. Diğer yandan bir hiç olan koca heykeli de Saraçlar Caddesi’nin ortasına koymuştur. O heykelin estetik durumu da ortada zaten. 


“HAMDİ BEY’İN ELEŞTİRİLERİ DUYGUSAL, KENTİ DÜŞÜNDÜĞÜNDEN DEĞİL”


Hamdi Bey tekrar kazanacağını düşünürken, 2011’de milletvekili olması için destek verdiği birinin o kişiyi uygun görmesinden çok rahatsızlık duydu. Kendisini aldatılmış, oyuna gelmiş hissetti. Çok yakın iki arkadaş olarak, hatta Ankara’daki oligarklara da yakın olarak Edirne’nin geleceği ile ilgili bir çalışmayı zaten sürdürüyorlardı. 
 

Ne zaman aradaki ortaklık bozuldu, Hamdi Bey hiddetlendi. Dolaysıyla Hamdi Bey’in yaptığı eleştirilerin özü duygusaldır. Kenti çok düşündüğü için değil. Baktığın zaman tutarsızlık içerisinde olan biridir zaten. CHP’li doğdum CHP’li öleceğim diyerek DSP’den aday olmuştur. DSP’ye geçerek bir seçim yarışına soktu CHP’yi. Edirne’yi AKP’ye teslim etme kaygısının olmadığını 2014’te gördük.”


“ETUS’UN HİZMET KALİTESİ SORUNLARI VAR AMA BU HAMDİ SEDEFÇİ DÖNEMİNDE YAPILAN ANLAŞMADAN ÖTÜRÜ BÖYLE”


Işıkseren röportajın devamında Edirne’nin kronikleşmiş sorunları olan şehir içi ve şehirlerarası ulaşıma getiriyor lafı. Her iki sorunun da Hamdi Sedefçi döneminden miras kaldığını belirten Işıkseren, ETUS ihalesinin de, otogar ihalesinin de Hamdi Sedefçi’nin başkanlığı döneminde yapıldığını hatırlatarak çok kilit bir soru soruyor: “Kapitalist toplum düzeni içinde yaşayan vatandaşlarımız niye ‘Tekelleşme var ve bu çözülmüyor’ diye düşünmüyor?”

 

Söz Işıkseren’de…


“ETUS meselesi derinlemesine incelenmeye başlandığında ilginçleşir. Çok farklı şeyler görmeye başlarsınız. Bugün ETUS’ta ulaşım tekel sorunu olarak görülüyor. Hizmet kalitesi ile ilgili sorunlar var ama Hamdi Sedefçi döneminde yapılmış anlaşmalardan böyle. Daha iyi olabilir mi? Evet olabilir. Ama bu üzerinde düşünülmesi, projelendirilmesi gereken bir konu. Ama bundan çıkış yok. Şikâyetler var mı? Var. Ama bugünkü belediye de bunu işletmek zorunda. Hamdi Bey zamanında yapılmış bir hatanın sonuçlarını Edirneliler çekiyor. Otogar ihalesi de Hamdi Sedefçi zamanında yapıldı. Şu an İstanbul 45 TL. Bu doğru bir fiyat mı? Yüksek fiyat. Çünkü tekel oluştu. Bu ihaleyi yapan kim? Hamdi Sedefçi. Sebep, belediyeye kaynak yaratmaktı. O para belediyenin açıklarını kapatmak için kullanıldı. 7 sene boyunca Edirneliler, o sorundan kaynaklı sıkıntıları yaşadı, yaşıyor. Peki kimin sesi çıkıyor? Edirne’de insanlar bu fiyat niye yüksek diyebiliyor mu? Kapitalist toplum düzeni içinde yaşayan vatandaşlarımız niye ‘Tekelleşme var ve bu çözülmüyor’ diye düşünmüyor?”


“KENTLER META MUAMELESİ GÖREMEZLER”


Şehirlerin birbirleriyle rekabete girmesini doğru bulmadığını, bu durumun yerel anlamda istismara yol açtığını kaydeden Nurhan Işıkseren, rekabetin belediye hizmetlerini şirketleştirdiğini vurguluyor. Yerel yönetimlerin kente dair vereceği hizmetlerde aldığı kararların sosyal boyutunun önemine değinen Işıkseren, “Şehirleri rekabete açıyorlar ya onlara da çok gülüyorum. Mesele Edirne kendini tanıtmak için çok çırpınacak Gaziantep’i geçmek için. Kalkınma ajansları da bunun içinde, işadamları dernekleri de. Ben ise böyle bir rekabetin anlamlı olmadığını düşünmüyorum. Kentler kendini geliştirirler ama muhakkak bir meta muamelesi göremezler. O kentin özelliği ile de ilgilidir. Yereli çok yönlü olarak istismar etmesi uygun bir şey değil. Bunun sonucunda belediye hizmetleri de yerelde şirketleşiyor. Yerel yönetimlerin kente dair vereceği hizmetlerde aldığı kararların sosyal boyutu çok önemli. Kente huzur açısından hiçbir külfet getirmemesi gerektiği çok önemli. Belediye başkanı şehrin emin kişisidir. O kişi öyle emin olacak ki kentli onu, halk yararına belediyecilik hizmeti yaptığından emin bir başkan olarak görecek” diyor.


KENTİN ZENGİNLİKLERİNİ HALKIN YARARINA KULLANMAK ÜZERİNE GELİŞTİRİLEN BİR PROJE ÖRNEĞİ: KENT FONU


Kentin kaynaklarını kentli için kullanmak adına ‘Kent Fonu’ projesi öneren Işıkseren, “Bunu kent fonu kurularak yapabileceğini ortaya attım ve özellikle imar hareketlerinden doğan değerlerin bu havuzda toplanması gerektiğini belirttim. Şimdi bilemiyoruz, imar hareketlerinden Edirne’de ne tür rantlar olduğu çok konuşuluyor da, bunun belediyenin kasasına ne kadarının girdiği bilinmiyor. Bu, birtakım kişilerin zenginliğine de yarayabilir, oralarda toplanmış da olabilir, ya da böyle bir şey olmayabilir. Bunun çok iyi takip edilmesi lazım. Kentin zenginliklerini halkın yararına kullanılmak üzere o bilinçte bir yönetim sergilenerek bir havuzda toplanması, kaynakların doğru kullanılması oldukça önemli” diyerek ‘Kent Fonu’ projesinin önemine değiniyor.


PARTİCİLİK Mİ YOKSA YANDAŞLIK MI?


CHP’deki siyasi yandaşlık konusunda da değinen Işıkseren, “İl kongresinde Belediye Başkanı kürsüye çıktığında ‘En büyük başkan bizim başkan’ diye yeri göğü inletiyordu yandaşları. Çoğu belediye çalışanı. Partili de olmuşlar. Bu normal, olabilir. Ama sadece ve sadece ‘En büyük başkan bizim başkan’ diye bağırırlarken aslında, ‘Benim çıkarlarım devam edecek, sen başımızda kal’ diyorlar. Söyledikleri o.


Aynı tabloyu ben 2011’de Hamdi Sedefçi belediye başkanı iken bir ilçe kongresinde yaşadım. Yine insanlar bindirilmiş kıta gibi ‘En büyük başkan bizim başkan’ diye bağırıyordu. O nedenledir ki Hamdi Sedefçi ‘Onlar benim yalakalarımdı, şimdi onun yalakaları’ derken bunun yapısal bir sorun olduğunu kabul etmeliydi” diyor ve şu tarihi tespitte bulunuyor:


AKP’de itaat ve biat kültürü başka bir şekilde işliyor, CHP’de de bu yandaşlık üzerinden kendilerine verilen koltuk, statü, iş noktasında birbirini tamamlayan bir daire haline geliyor. Kentte belediye ile işi olan esnaf var işletmeci var. Onların da, belediye ile olan işlerde yanlış bir şey söylersek başımıza iş gelir endişesi var.


‘HAMDİ SEDEFÇİ GİTSİN DE KİM GELİRSE GELSİN’ DİYENLER ŞİMDİ...


Şu anki belediye başkanının seçiliş şeklinin yanlışlığından yola çıkarak şunu söyleyebilirim; Edirneliler, ‘Yanlış oldu. Niye biz bu kişiyi seçtik?’ diye düşünebilirler ama CHP’ye bağlılıklarından ötürü CHP’ye oy verirler. Şimdi bundan rahatsızlarsa..? 2013’te ‘Hamdi Sedefçi gitsin de kim gelirse gelsin' diyenler şimdi 'Bu Hamdi’den de kötüymüş’ diyorlar. Mesele şu; doğruyu kişiler üzerinden aramak değil, doğrunun ne olduğunu anlamak. Edirneliler de ‘Yeni bir kent aklı gerekir’ derken muhalefetin ötesinde bir yöntem için çaba gösterirlerse, bunun için kendi aralarında konuşarak ‘Edirne şu kişi tarafından yönetirlerse daha iyi olur derlerse’ sistem daha doğru hareket eder.”


Işıkseren, kendisiyle yaptığımız röportajın en önemli yanlarından birinin 2019’a daha duyarlı girmek ve Edirne’nin yeni bir kent yönetimi aklı konusunda fikirlerini açıkça duyurmaya teşvik etmek olduğunu ifade ederek röportajı şu cümlelerle tamamlıyor:


“SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ ŞARTLARI DEĞİŞTİRMEYE YÖNELİK ENERJİ ORTAYA KOYMALI”


“Sivil toplum örgütleri bir koordinasyon içerisinde tartışsınlar ve belediyenin vazifesi olan, halkın kaynakları üzerinden vereceği bazı destek ve teşvikleri oradaki bir kişinin koltuğunun gücüne bağlı ve o kişiye bağlı kalacakları yerde, müktesep hak olarak görsünler. Ve o müktesep hakla da kendi özgülüklerini ve özgünlüklerini korusunlar. Bunu beceremiyorlarsa katılımcı demokrasinden bahsetmek de sadece lafta kalıyor.
Şartları değiştirmeye yönelik bir irade ve enerji ortaya koymazsınız bunların hepsi kitaplarda yazılı olarak kalır. Bunları hayata geçirecek enerjiyi ilk başta gösterecek olanlar da sivil toplum örgütleridir. Burada belediyenin ya da valinin yardımlarından dolayı görecekleri yanlışları söylemeyip onları yutkunanları kabul edilemez. Sistem zaten çeşitli şekillerde insanları itaate zorluyor.


“EDİRNE’NİN ŞOVA DEĞİL, DOĞRU YÖNETİLMEYE İHTİYACI VAR”


Edirne’ye gerekli olan kent yönetimi derken kentin kaynaklarını halkın yararına kıllanmak üzere kör kuruşun hesabını verecek anlayışa sahip olacak bir belediye başkanı, hiçbir şekilde kentin kaynaklarıyla ilgili bir istismara yol açmayacak ve saydam dürüst bir yöntemi sergileyecek. 
Tabi ki bu ikisi için de cesaretli olacak. Kentin yönetimi ile ilgili öncelikleri ortaya koyacak. Edirne’nin şova, ajitasyona, fanatizme ihtiyacı yok. Edirne’nin doğru yönetime ihtiyacı var.”

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Kayalı da çare olmadı!
Mecliste 'israf' krizi!
Ekmek-simit 1.50 TL
Yağmurla birlikte geldiler!
‘Çalıştayda biz yokuz’
‘Hayatımız daha da zorlaşıyor’
Edirneli ressamdan New York’ta sergi
Ahilikte tatlı son
Sünnet Şöleni 22 Eylül'de
Kaya'nın hedefi ilk üç
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE