|
Ölüm nehri
Haberin Yayın Tarihi: 19 Ocak 2012 Perşembe - 11:16
Ergene Havzası'nda yaşayan toplam 1.050.000 kişiden 800 bininin, (havzada yaşanan çevresel faktörlere bakıldığında) kansere karşı risk altında olduğu belirtildi. Ergene Platformu'nun, Çapa Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü'nde gerçekleştirdiği da konferansta, Ergene'nin içeriğinin adeta kanserojen maddeler listesi gibi olduğuna dikkat çekildi...
![]() Ergene Havzası'nda yaşayan toplam 1.050.000 kişiden 800 bininin, (havzada yaşanan çevresel faktörlere bakıldığında) kansere karşı risk altında olduğu belirtildi. Ergene Platformu nun, Çapa Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü'nde gerçekleştirdiği da konferansta, Ergene'nin içeriğinin adeta kanserojen maddeler listesi gibi olduğuna dikkat çekildi.
Hakan Dedeoğlu, Doç. Dr. Okan Gaytancıoğlu ve Prof. Dr. Faruk Yorulmaz'ın konuşmacı olarak katıldığı koneransta, çevresel faktörlerin kanser oluşumunda %70 oranında etkili olduğu vurgulandı. Ayrıca, kanser tedavi masraflarının yıllık 2,5 Milyar Dolara vardığı ve bunun da % 80 çevresel faktörlerle göz önüne alındığında çevre konusunda yapılacak planlamanın önemini ortaya çıkardığı dile getirildi.
Marmara Çevre Platformu (MARÇEP) bileşenlerinin ağırlıkta olduğu STK ların bir araya gelerek oluşturduğu “Ergene Platformu” havzada yaşananları geçtiğimiz hafta İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsünde görev yapan Öğretim üyeleri ve öğrencileriyle paylaştı. Ergene Platformu öncülüğünde yapılan konferansa TEMA Vakfı adına Hakan Dedeoğlu, Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesinden Doç. Dr. Okan Gaytancıoğlu, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz konuşmacı olarak katıldı.
Konferansa Enstitü Müdürü Prof. Dr. Ahmet Kizir, Prof.Dr. Pınar Mualla Saip ve yüze yakın akademisyen ve öğrencinin yanı sıra Bağımsız Tarım Orman ve Çevre Sendikası Genel Teşkilat Sekreteri Göksal Çidem, Çorlu Kent Konseyi Başkanı Ramadan Cesur ile Çevre ve Sağlık Komisyonu Başkanı Murat Sevgi katıldı. Panele gösterilen ilgi ve katılım konunun ciddiyetini bir kez daha ortaya koydu.
ERGENE'NİN ÇAMURU KIZIL ÇAMURUN 5 KATI
Dedeoğlu yaptığı sunumda, Trakya’nın geleceği için tehlike çanlarının çaldığını belirterek verdiği çarpıcı örneklerle gözler önüne serdi. Dedeoğlu, 1970 yıllarında Çerkezköy bölgesinde başlayan sanayileşmenin, kontrolsüz bir şekilde yayılarak Çorlu, Lüleburgaz ve Muratlı üçgenine uzanan çarpık ve kirli sanayileşme sonucunda, bölgenin tek akarsuyu olan Ergene nehrinin kimyasal atık kanalına dönüştüğünü belgelerle açıkladı. Dedeoğlu, doğduğu kaynaklarda suyu içilen Ergene’nin sanayi ile buluştuktan sonra, Istrancaların (Yıldız dağları) tertemiz sularının da arsenik, civa, kurşun v.b. nasıl buluştuğunu açıkladı.
Yapılan açıklamaları ve sunumu ilgiyle izleyen Onkoloji Enstitüsü Öğretim Üyeleri ve öğrencileri hayretlerini gizleyemediler.
Dedeoğlu, Macaristan’daki kızıl çamur olayını hatırlattığı konuşmasında, ortaya çıkan sorunun, Avrupa ve ülke basınında günlerce konuşulurken, her gün Ergene'den kızıl çamurun 5 katı kara çamur (kimyasallar) akmasına karşın bu konuda sessiz ve duyarsız kalınmasına dikkat çekti.
Dedeoğlu, kirliliğin nedenlerini şöyle sıraladı;
Nehre veya kollarına deşarjı bulunan sanayi tesislerinin yoğunluğu ve sonucunda bölgede yaşanan sıcaklık artışı! (İklim değişikliği!)
Sanayi tesislerinin bir kısmının arıtmalarının olmaması, olanlarının düzenli çalıştırılmaması ya da baypas yapılması,
Yerleşim yerlerinin evsel nitelikli atık sularının arıtılmadan Nehre verilmesi,
Tarımda kullanılan zirai ilaç ve gübrelerin topraktaki etkisi ve sularının Nehre karışması.
İYİ KÖTÜ VE ÇİRKİN
Doç. Dr. Okan Gaytancıoğlu, konuşmasında Ergene havzasının dünü bugünü ve yarınını ilginç bir benzetme ile anlattı. Gaytancıoğlu “iyi, kötü, çirkin” filmine atıfta bulunarak, Ergene geçmişte iyi, bugün kötü ve bu kötü görüntüye rağmen hala bir şey yapılmamasını da çirkin olarak niteledi.
Gaytancıoğlu Ergene havzasında kirlilik nedeniyle kullanılamayan tarım alanları bulunduğunu, bundan dolayı da özellikle ayçiçeği ve pirinçte ithalatın arttığını belirtti. Gaytancıoğlu, Ergenedeki kirlilikten dolayı sulu tarım yapamayan üreticinin tarımsal su ihtiyacını karşılamak için Istrancalar’dan para karşılığı su alırken yanı başında Ergene'den faydalanamadığı, hatta zarar gördüğünü söyledi. Gaytancıoğlu oluşan zararın sadece tarımsal gelirlerde olmadığını, Ergene’den akan sıvı ile temas edenlerin ciltlerinde çeşitli yaralar oluştuğunu kendi çektiği fotoğraflarla izleyicilere sundu.
KANSOROJEN MADDELER LİSTESİ, ADETA ERGENE'NİN İÇERİĞİ
Dr. Faruk Yorulmaz da yaptığı sunumda, Uluslararası Kanser Ajansı'nın yayınladığı kanserojen maddeler listesini sıralarken, adeta Ergene’den akan sıvıyı tarif eder gibiydi. Yorulmaz, “Ajansın yayınladığı maddeler arasında bulunan Alüminyum, Mineral yağlar, Arsenik, Nikel, Benzen, Fosfor, Kadmiyum v.b. hepsi Ergene’de mevcut. Bunlara verdiği örneklerden Nikel: Hava ve suda bulunur. Aşırı alımı kansere neden olabilir. Kurşun: Taşıt egzozları, fabrika atıkları, boyalar en önemli kaynaklarıdır. Çevre kirliliği ile su ve besinlere geçerek vücuda alınan en önemli kanserojenlerdendir. Kadmiyum, kirli hava ve fabrika atıklarından su ve besinlere karışarak vücuda alınır. Fazla alınması kansere neden olmaktadır” dedi.
ÇEVRESEL KİRLETİCİLER KANSERLERİN %70'İNDEN FAZLASINA NEDEN OLUYOR
Prof Dr. Yorulmaz, Uluslararası sağlık örgütünün “Çeşitli kanserlerin çevreye bağlı oluşum oranı günümüzde %8090 dır. WHO’nun verilerine göre, çevresel kirleticiler insanlardaki kanserlerin %70 inden fazlasına neden olmaktadır “ açıklamasına sunumunda yer verdi.
Prof. Dr. Yorulmaz Sağlık Bakanlığı verilerine de yer vererek 1999 yılında 8.879 olan kanserli sayısının 2003 yılında 12.772’ye yükseldiğini ve artışın %43.8 olduğuna dikkat çekti. Artışın önemine dikkat çeken Yorulmaz, Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Bşk. Prof. Dr. Murat Tuncer'in yaptığı “Kanserlerin en önemli nedenlerden birisi giderek artan çevre kirliliğidir. Çevre kirliliği sadece hava kirliliğinden ibaret değildir. İçme ve kullanma sularının, toprakların, dolayısıyla yiyeceklerin kirliliği de bu kapsamdadır “ açıklamasına da sunumunda yer verdi.
Kanser tedavi masraflarının yıllık 2,5 Milyar Dolara vardığı ve bunun da % 80 çevresel faktörlerle göz önüne alındığında çevre konusunda yapılacak planlamanın önemine vurgu yapıldı. Yapılan değerlendirmeler sonucunda 1.050.000 kişinin yaşadığı havzada çevresel faktörlere bakıldığında yaklaşık 800,000 insanın kansere karşı risk altında olduğu ortaya çıktı. |
|
|
Copyright © Edirne Hudut Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik Matbaacılık San. Tic. Ltd. Şti.
Babademirtaş Mah. Demirtaş Sok. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE Tel: 0.284.212 53 59 | Fax: 0.284.212 38 74 |