ANASAYFA
20 Haziran 2019 Perşembe
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
‘Roman meselesi çingene tiyatrosu’
Edirne Roman Eğitim Gönüllüleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Turan Şallı, Romanlar üzerinden yapılan projelerin rant ekonomisine dönüştüğüne dikkat çekerek, “Özellikle Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, Türkiye'deki Romanların sosyo-ekonomik gelişimlerine fayda sağlaması amacıyla daha gerçekçi proje çalışmalarına önem vermesi gerekir” dedi…
Haberin Yayın Tarihi: 15-04-2019 09:39
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto
‘Roman meselesi çingene tiyatrosu’

Edirne Roman Eğitim Gönüllüleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Turan Şallı, Romanlar üzerinden yapılan projelerin rant ekonomisine dönüştüğüne dikkat çekerek, “Özellikle Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, Türkiye'deki Romanların sosyo-ekonomik gelişimlerine fayda sağlaması amacıyla daha gerçekçi proje çalışmalarına önem vermesi gerekir” dedi.
Dernek Başkanı Turan Şallı yaptığı yazılı açıklamada,  Roman açılımı' sürecinde Roman meselesinin 'çingene tiyatrosu'na döndüğünü söyledi. 14 Nisan 2010 tarihinde İstanbul Abdi İpekçi Spor Salonunda 'Roman Açılımı' gerçekleştiğini hatırlatan Şallı, açıklamasında şunlara yer verdi:
“Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Romanların yaşadığı zorluklardan söz etmiş, Romanlardan özür dilemişti. Cumhuriyet tarihinde toplumun görünmeyen Romanları görünür hale geliyordu. Sunuş konuşmasını Hacer Faggo'nun yazdığı şiirsel sözleri çingene kökenli Elmas Arus'un sesinde hayat buluyordu. Sarı Gaci Hacer, dersine iyi çalışmış çingenelerin ruhunu okşayacak sözler yazmıştı. Şiir çok uzun olduğundan kısa alıntılar yapıyorum.
'Başta bu salonu dolduran sevgili kardeşlerim olmak üzere, tüm vatandaşlarımızla Sayın Başbakanla, muhalefet partileriyle, bütün politikacılarla, tüm karar vericilerle ve dünyayla paylaşacağımız bir meramımız var...
Kardeşlerim,
Doğduğumuzda, daha henüz hiç kimse bizi Çingene-Roman diye aşağılamaya başlamadan önce, gül kokulu bebeklerden biriydik.
Anamızın sırtındayken başkalarının gözünde sadece "acınacak" varlıklardık.
Ve derme-çatma evlerimizden sokağa adımımızı attığımızda...
Bizimle çelik-çomak, evcilik oynamaktan kaçanları gördükçe...
Dönüp dönüp annemize sorduk:
Neden?
ABC'yi öğrenmek için üniformamızı giyip okula başladığımızda...  annemiz sandı ki, aynı üniformayla, fark edilmeyiz, kayboluruz okullu çocukların aralarında.
Kaybolamadık ne yazık ki...
Ayağımızdaki ayakkabı, bir de şivemiz ele verdi bizi.
Önce sıra arkadaşımızı yanımızdan ayırdılar.
Sonra bizi sınıftan...
Öğretmenimiz bizi en arka sıraya oturttu.” şeklinde uzayıp gidiyordu.
Dokunulmayan Roman topluluklarına parti siyaseti ile devletin tanışması gündeme geliyordu. Toplantıya getirilen Romanlarda heyecan ve beklenti çok yüksekti. Ancak, çok ta bilinçsiz ve hazırlıksız bir şekilde toplantıya getirildiler. Belki de istenen bu idi. Toplantıya romanların katılmasında aracılarda Roman dernek başkanları idi. Abdi İpekçi spor Salonunda Ortalık panayır konser alanı gibi, ne kadar meşhur çingene varsa hepsi orada idi. Romanlar ağlanacak hallerine göbek atarak karşılık veriyordu. Sosyal taleplerini kimse dillendirmiyordu. Konu hep yoksulluk edebiyatı altında götürüldü. İki üniversite öğrencisi “parasız eğitim istiyoruz” dediler. Başına gelmeyen kalmadı. BugünAB'ibazı konularda eleştirsek dahi, Romanlar Türkiye'de AB müzakereleri le gündeme geldiği gerçeğini görmemiz gerekir.
Açılım konuşmasından sonra Türkiye bir çingene kızı Elmas Arus ve Roman olmayan Hacer Faggo'yu görünür hale getirdi. Hacer daha önceden Romanların kentsel dönüşüm mağduriyetlerini gazete de yazıyor haklarını arıyordu. İstanbul'daki Roman mahallelerini az çok tanıyordu. Gündeme AB fonlarının geleceğini bildiğinden dernekleşmenin önemini kavramış, Elmas Arus ile birlikte Sıfır Ayrımcılık Derneğini kurmuşlardı. proje yazıp, çözüm yolları üretmek üzere ekip kuruldu. AB Türkiye' de Romanlara yönelik projeler yapılması için istedikleri kişileri bulmuşlardı. Var olan Roman dernekleri kapasiteleri yetersiz olduğu kadar, proje mantığından haberleri yoktu. Roman dernekleri için gerçek mantık projelerden para götürmek üzere tasarlanmıştı. Ortak nokta EURO. Gerisi hikaye…
Edirne'de ilk kurulan Roman derneğinin varlığı çok kişiyi bu dermek ile buluşturdu. Çünkü projelerde para vardı. AB,  proje bazında fon aktarmaya istekli idi. Avrupa' da yaşayan Romanlar kendileri için halen büyük sosyal sorun idi. Türkiye'nin AB'ye üye olması durumunda sayının artması halinde yeni sorunlar yaratılmasını önlemek amacıyla Türkiye'de iyileştirilme çalışmalarına proje ölçeğinde yaklaşmayı uygun görüyordu. Bu amaç doğrultusunda sivil toplumun gelişmesinin önünü açmak istiyordu.2000li yıllarda Roman derneklerinin sayısının hızla artması sonucu bilinçsiz ve hak arama metotlarını bilmeyen dernek başkanlarına bu çalışmalarda farklı eğitim çalışmaları verildi. Projeler yürütüldü. İş zamanla Romanlar üzerinden yapılan projeler rant ekonomisine dönüştü. Bunu sadece ben değil kamu da söylüyor. Zamanla hak arama metotları, siyasete kaydı. 'Görünür olmak siyasetin kapısını açar mı?' girişimleri sonucunda milletvekili olma hayali gelişti. Siyasette var olmak isteyenlerin sayısı hızla arttı. Siyasete bulaşmayan Roman Derneği veya Roman hak savunucusu kimse kalmadı. Romanları temsil etme ve vekil olma hayalinde İlk kısmet Roman kökenli Özcan Purçu CHP'den, daha sonra AKP'den Roman kökenli Cemal Bekle milletvekili seçildiler. Bugün geldiğimiz noktaya bakınca; 'Siyasette de Romanlar olsun söylemi' maalesef istenilen hedefe oturmadı. Romanlar üzerinden 'biz yaptık, siz niye yapmadınız?' söylemine dönüştü. Bir anlamda siyaset çirkefliğin içinde sıkışıp kaldık. Seçilen iki milletvekili için açık ifade edeyim; Roman meselesinde kendilerine kesilen kumaş kadar konuşurlar. Özellikle İzmir AKP milletvekili Cemal bekle bile meseleye doğru yönden bakamıyor. Roman açılım politikası bugün Roman stratejik eylem planı ile tamamlanmış görünüyor. Eylem Planı siyasi iktidara yakın derneklere danışılarak hazırlandığı söylense de, içi boşluklarla, masa başında hazırlanmış bir eylem planı durumundadır. Eğitim konusunda eğitim müfredatını ve diğer uygulamaları çok iyi bildiğimden özünde hiçbir şeyin olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. 
AB ROMAN PROJELERİNİ GÖZDEN GEÇİRMESİ GEREKİR.
Özellikle Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, Türkiye'deki Romanların sosyo-ekonomik gelişimlerine fayda sağlaması amacıyla daha gerçekçi proje çalışmalarına önem vermesi gerekir. Projeler belirli kişiler üzerinden gitmesi zamanla şaibelere yol açacağı gerçeğini görmesi gerekir. Sistem birilerini besliyor, yeni başarılar birilerini yüceltiyor, tabanda karşılık bulmuyor. Birilerinin rol modeli kendi geleceğini daha iyi yerlere taşıyor. Roman sorunlarından biri de sosyal entegrasyondur. Yıllarca ezberlenmiş şiir gibi aynı konuları tekrarladık. Türkiye de eğitim ve istihdam konusunu birlikte gelişim olanağı yaratılamazsa, EURO'lar birilerinin kasasında hayat bulur. Yaşamı değişir. Romanlar asla yoksulluk kültüründen kurtulamaz. Romanların sosyal sorunları derinleştikçe yara kapanmıyor, derinleşiyor. Roman dernekler arasında kendi iç dinamiklerinde sorun vardır. Çekişmelerin yerini birleştirmeye bırakmalıdır diyeceğim ama herkes siyasi partinin marabası olmuş durumda.
ROMAN KÖKENLİ MİLLETVEKİLLERİ DE KENDİLERİNİ SORGULAMALIDIR.
Toplumsal bilinç yok. Bu siyasette de böyle. CHP İzmir milletvekili Özcan Purçu ve AKP İzmir milletvekili Cemal Bekle de de görmek mümkündür. Gittikleri illerde tüm roman derneklerini toplayıp konuşması gerekirken partilerine yakın olan veya parti çalışmalarına katılan Roman dernekleri ile bir araya geliyor. İnsan sorar ”arkadaşlar bu kadar Roman derneğisiniz. Yaptıklarınız çalışmaları bir anlatın neredeyiz, sorunları aşmak için farklı önerileriniz nelerdir” diyemiyorlar. İkisi de yandaşlarını topluyor. Diğerlerini yok sayıyor. Sonuç bu olunca bende iki vekil hayatını garantiye aldı. Romanlar bunların umurunda değil düşüncesi gelişir.
HERKES KENDİ HANEDANLIĞINI YARATMAK İSTİYOR
Aradan geçen süre içinde eylem planı, sosyal gelişim ve değişimin olumlu yansımaları görünmüyor. Aynı yemeği pişirmekten yemeğin tadı kaçtı.  Yoksulluğu, ezilmişliği, çingeneliği pazarlayarak rant kapısı olmaktan çıkarmak gerekir. Süreci doğru yürütemiyoruz. Derneğimizin daha önce Sivil toplum kamu diyalog gurubunun içinde yer almamıza rağmen, 36 dernek olduğumuz söylenmesine rağmen, kendi aramamızda bir toplantı yaparak, meseleyi kendi aramızda tartışma olanağı hiç bulamadık. Gidişatta bir sorun var. Ciddiyetsizlik, güvensizlik var. Herkes kendi hanedanlığını yaratmaya çalışıyor.Senaryoyu yazanlar başka, oyuncular başka, figüranlar da bizler olduk. Roman havası dizisinde yaygarayı kopardık. Ayrımcılığı körükleyen sözleri söyleyen valilere, siyasetçilere ve özellikle AKP'li politikacılara kimsenin benden başka sesi çıkmadı. Üç maymunu oynayanlar, gelecek beklentisi, aman kamu ile aram bozulmasın. Ondan sonra da ben Romanların hak savunucusuyum. Kimse kusura bakmasın bu saatten sonra başka kapıya.. Bu işin neye benzediğinin bilinmesinde fayda var: 'Havada top oynamaktır' bunun adı. 
Roman derneklerinin veya konfederasyonlarının geneli ya parti binalarında yada meclis koridorlarında tur attılar. Ya belediye, ya da vekil olmak için çırpınıp durdular. İnsaf be arkadaşlar bu dinamik enerjinizi, paranızı Romanlara yönelik niye kullanmadınız? Siyasi partilere yandaş olacağınıza keşke Romanlara paydaş olsaydınız. Mesele elbette pay almaktı. Bu gelişmelerin bütünlüğü acı ama gerçek Çingene çadır tiyatrosuna dönüştürülmüş durumdadır. Tüm Bunları vicdanen yazmak zorundayım. Roman meselesinde vebal altında kalmak istemem. Ben bugün var isem, yarın olmayacağım. Kimse arkamdan kötü sözlerle beni anmasın!
ROMAN DERNEK BAŞKANLARI ROMAN MAHALLESİNDE NEDEN OTURMUYOR?
Roman meselesini ruhunda taşımak gerçekten çok zordur. Roman mahallesinde aynı kültürün içinde yaşamıyorsan bu zamanla elitleşmeye döner. Bakış açısı zamanla erozyona uğrar. Çimenlerin kökleri çürür.Kişinin davranışlarında farkında olmadan elit olmanın farklı davranışlarını görmek mümkün olmaya başlar. 
BÖREK KONUSU ÇÖKÜŞ OLDU. İstanbul'da oturan Şadi ağbi ve Sezgin Büyüktuna ve benimde katıldığım bir toplantıydı ki, erken ayrılmıştım. Bana anlattıkları bir börek olayı beni derinden üzmüştü. Anladım ki davranış elit olmanın bir yansımasına dönüşmüştü. Mücadele ben de hayal kırıklığı yarattı.
PROJELERDEKİ KAPASİTE GELİŞTİRME EĞİTİMLERİ: Yıllarca Roman derneklerine kapasite eğitimleri veriliyor. Lüks hotellerde kalınıyor, güzel yiyecekler yeniliyor. Bir şeyler anlatılıyor. Eğitimler dernek başkanlarının kapasitesini geliştirmek amaçlı. Çalışmada öğrenilen veya konuşulanları katılımcılar ne kadar geliştirebiliyor veya geliştirmek için çaba sarf ediyor mu? Gördüğüm kadar maalesef demekten başka bir şey demek mümkün değil. Romanlara yönelik yapılan milyonlarca EURO proje çöplüğü ve mantar gibi türeyen işe yaramayan bir sürü Roman Derneği. Derneğin kuruluş amacını bilmeyen, siyasetçinin kuyruğu olan, kopuk uçurma gibi rüzgârla savrulan kişiler çoğunlukta. Kapasite eğitimleri kişilere gezme, değişiklik olsun noktasına geldi. Keşke işe yarasa.
TELEVİZYON PROGRAMI YAPAN DERNEK BAŞKANLARI
Son iki yıldır bayağı arttı. Eskiden bizleri Roman olmayanlar anlatırdı. Sağ olsunlar sırtımızdan iyi prim yaptılar. Artık kenara çekilme zamanı. Televizyon programlarını artık Roman dernek başkanları yapıyor. Ancak, Romanlar için geyik muhabbeti ve yoksulluk pekiştirmekten öteye gitmiyor. Amaç Romanları görünün kılmak mı, kendisini siyasete taşımak mı? Ben önce kişinin kim olduğuna, saygınlığına, gerçekten bu meseleye ne kadar sahip çıktığına bakarım. Bir de ne kadar güvenilir. Romanlar için televizyon programları sosyal gerçekler üzerinden götürülmelidir. Yapılan programlar siyasi taraf olma niteliği üzerinden götürülmekte objektif olamamaktadır. 
.ROMAN MESELESİ ÇİNGENE TİYATROSUNA DÖNDÜ.
Eğitim düzeyi yetersiz, konuya yeterince vakıf olmayanlar, düzenli bir geliri olmayanlar bu dernek işini bıraksın. Önce evine iki ekmek götürsün. Fayda yerine zararları olmaya başladı. Dedikodu üretmek, fesatlıktan vazgeçilmesi gerekir. Bir sarı Gaci Hacer ablamız kadar olamadık. Halâ elitleşmeyen doğru politikalar yürüterek yoksulluğu, eşitsizliği, hak savunuculuğunu Romanlar üzerinden geliştirerek belediyede meclis üyesi seçildi. Temennim sarı Gacinin olanakları fırsata çevirmesi, Şişli'deki Roman vatandaşlarımıza faydalı olmaya çalışmasıdır. Zorluklar elbette onu da zorlayacaktır. Umut Dünya'sı yeni sürprizlere her zaman açıktır. Bugün siyasette sarı Gaci, yarın kimler olur bilemeyiz.”

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Altyapıyı ‘halt ettiler’
Aramızdan ayrılanlar
Üreticiden 'çevre' bilinci
Filiz Okulları TEMA gönüllüsü
‘Öğretmek, öğretmenlerin işi’
EKK Kadın Meclisi'nde yeni dönem
Edirne'ye 2 ödül
Ciğere 'Japon' tanıtımı
'Hekime darp'a 1 yıl 10 ay!
Yaz Kur'an kursları başladı
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE