ANASAYFA
03 Temmuz 2020 Cuma
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Gerici Şeyh Said ayaklanmasının 95. yılı
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi, Şeyh Said ayaklanmasının 95. yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, bu tür gerici ayaklanmaların bir daha yaşanmaması diledi.
Haberin Yayın Tarihi: 14-02-2020 07:44
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto
Gerici Şeyh Said ayaklanmasının 95. yılı

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi, Şeyh Said ayaklanmasının 95. yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, bu tür gerici ayaklanmaların bir daha yaşanmaması diledi.
ADD Şube Başkanı Celil Özcan, yönetim kurulu adına gerçekleştirdiği paylaşımında şunlara yer verdi: 
“Şeyh Said Ayaklanması, hilafet yanlısı Zaza ve Kürt aşiretlerin Cumhuriyete ve Devrimlere karşı gerçekleştirdiği ayaklanmadır. Şubat 1925'ten Nisan 1925'e kadar süren Şeyh Said isyanı Cumhuriyet tarihinin ilk geniş çaplı ayaklanmasıdır. Olay, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'ne ve Devrimlere karşı bir isyandır.
Osmanlı padişahı Vahdettin ve İngiliz hükümeti hilafet kongresinde yapılan planların ardından Türkiye içerisinde birçok saldırı ve suikaste ön ayak olmuştur. Bu kadarıyla yetinmeyip gizli beyannameler hazırlatıp dağıtılmasını sağlamıştır. Bu beyannamelerde yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti ve devrimleri kötülenip, hilafet övülmüştür. Hilafet yanlıları, Şeyh Said ile kısa sürede anlaşıp ihtilal planları yapmaya başlamışlardır.
Şeyh Sait, 13 Şubat 1925'te Ergani ilçesine bağlı Eğil bucağının Piran köyünde isyana başlamıştır. Önce Genç ilinin merkezi Darhani'yi ele geçirmiş, bir alayı geri çekilmek zorunda bırakıp bir süvari alayını da pusuya düşürdükten sonra, Elazığ'ı almıştır. Daha sonra asiler, Diyarbakır'a yürüyerek şehri ele geçirmek istemişlerse de bundan bir sonuç alamamışlardır. 
Ali Fethi Okyar Hükümeti,olayın başlangıcında isyanı bölgesel ve çabuk bastırılacak bir olay olarak değerlendirmiştir. Ancak isyanın süratle yayılması; Diyarbakır, Elazığ ve Genç vilayetlerini içine alması ve genişlemeye başlamış olmasından dolayı hükümet bir ay süre ile bölgede sıkıyönetim ilan etmiştir. 
I. Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan Kürt Teali Cemiyeti, İngiltere'nin mandası altında çalışıyordu. Bu cemiyet, Cumhuriyet'in ilanından sonra resmen dağıldı ise de, Kürt İstiklal Komitesi adı altında faaliyetine devam ediyordu. İsyan başladıktan sonra, Seyyit Abdülkadir, İstanbul'daki Kürtleri, silahlı bir irtica hareketine hazırlamıştır. 
Türkiye Irak sınırı Lozan antlaşmasında çözüme kavuşmamıştı. İngilizler daha sonra yapılan görüşmelerde zengin petrol yataklarına sahip olan Musul'u vermek istemedi. Musul'u Türkiye'ye vermek istemeyen İngiltere Şeyh Sait isyanının çıkmasında etkili oldu ve destekledi. Lozan'da halledilmeyen Musul sorununun 1924 yılında İstanbul'da toplanan İngiliz Konferansında sonuç vermemesi üzerine, Milletler Cemiyeti'ne götürülmesi gerekliydi. İngiltere bir taraftan Musul halkının Türkiye ile birleşmek isteğini önlerken, diğer taraftan da Türkiye içinde isyan ve kargaşalık çıkararak Türkiye'nin siyasal istikrarını sarsmaya çalışıyordu. Bu sırada kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, kısa zamanda padişah taraftarı şeriatçı ne kadar muhalif varsa hepsini içine almıştı. Yeterli tedbir almakta geciken Ali Fethi Bey (Okyar) Başbakanlık görevinden ayrılmış, yeni hükümeti İsmet Paşa kurmuştu. Güvenoyu alan yeni hükümetin ilk işi, isyan karşısında hükümete yetkiler veren Takrir-i Sükun Kanunu ve biri Ankara'da diğeri isyan bölgesinde olmak üzere iki tane İstiklal Mahkemesi kurulması hakkındaki kanunu TBMM'nden çıkarmak olmuştur. 
Takrir-i Sükun Kanunu, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Şeyh Sait isyanının ve diğer tehlikelerin ortaya koyduğu engelleri önlemek amacıyla 4 Mart 1925 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yapılan planlı askeri harekat sonucunda isyancılar yenildi ve elebaşları hemen yakalandı. Suçluların, İstiklal Mahkemesinde yapılan muhakemeleri esnasında, asilerin sözde dini ve şeriatı kurtarmak perdesi arkasında, memleketi parçalayıp bir Kürt devleti kurmak amacıyla harekete geçtikleri ve gizli bir şebeke kurdukları belirlenmiştir. Sonuç olarak, Şeyh Sait ve Seyyit Abdülkadir de dahil olmak üzere bütün elebaşılar idama mahkum edilmiş ve hüküm derhal yerine getirilmiştir. 
Suçluların İstiklal Mahkemesi huzurunda yaptıkları itiraftan kesin olarak anlaşılmıştır ki Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın programında yer alan, 'dini fikir ve inanışlara hürmet edileceğine ve idarelerde yerinden yönetim (Adem-i merkeziyetçilik) usulünün uygulanacağına' dair hükümler ve parti mensuplarının bu hükümlere dayanarak yaptıkları propagandalar, ayaklanmayı tertip edenlerin işine yaradığı gibi, halka isyan cesaretini de vermiştir. 
Bu nedenlerle Doğu'da Diyarbakır'da bulunan İstiklal Mahkemesi, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kendi bölgesi içinde bulunan bütün şubelerinin kapatılmasına karar vermiş, Ankara'daki İstiklal Mahkemesi de, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası adına yapılan propagandalarda dinin ve dince mukaddes olan şeylerin, siyasal amaçlara alet edildiğini belirleyerek, bu Fırka'nın durum ve çalışma tarzı hakkında Hükümet'in dikkatini çekmiştir. 
Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmaya yönelik ilk isyan olan Şeyh Sait Ayaklanması bastırılmıştır. Ancak,Türkiye Cumhuriyeti ve ordusu yıprandığı için İngiltere Musul sorununun kendi lehine çözülmesinde büyük avantaj sağlamıştır.Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası isyanda rolü olduğu gerekçesi ile kapatılmıştır (5 Haziran 1925).Türkiye'de çok partili hayata geçiş için yapılan ilk deneme başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
Türkiye, sınırlarını ve bağımsızlığını korumak için her türlü tedbire başvuracağını açıklayarak İngiltere'nin askeri hareketini önlemiştir. Bu dönemde ortaya çıkan Şeyh Sait isyanı Türkiye'yi olumsuz yönde etkilemiştir. Dolayısıyla Şeyh Sait isyanı bir ülkenin içerisinde yaşanan olumsuzlukların dış politikayı olumsuz yönde etkilediğine kanıt olarak gösterilebilir.
İkili görüşmeler sonunda çözülemeyen Musul meselesi, Milletler Cemiyeti'ne götürüldü. Musul meselesini incelemek amacıyla oluşturulan komisyonun önerisiyle Milletler Cemiyeti, Musul'un Irak'a katılması gerektiğini belirtti.
Türkiye, Milletler Cemiyeti'nin kararına uyarak İngiltere ile Ankara Antlaşması'nı yaptı (5 Haziran 1926).Bu antlaşmayla; Musul ve Kerkük Irak'a bırakıldı.Irak Hükümeti, Musul'a karşılık petrol üzerine konulan verginin % 10'unu 25 yıl süreyle Türkiye'ye vermeyi kabul etti.
Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak, 'Efendiler ve ey millet! İyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır. Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için kafidir' diyen Atatürk'ün gösterdiği yolun tek çare olduğunun bilinmesini istiyoruz. Musul ve Kerkük'ün elimizden çıkmasına sebep olan bu tür gerici ayaklanmaların ülkemizde bir daha yaşanmamasını diliyoruz.”

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
ETUR kamusallaşıyor
OİM kapılarını açtı
Sıcakta ekmek mesaisi
Otellerin gözü kapılarda
EDİRNE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDEN
Edirne'de tozdan sis!
Salgında ‘moralize’
Siğilli bamyasına üniversite eli
Ata mirası tohumlara hasat
Kurbanlık baskül fiyatları
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE