ANASAYFA
26 Ekim 2020 Pazartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Nejat Atlığ'ın Edirnespor'u
Nejat Atlığ beye telefon ettiğimde, karşımda eşi Perihan hanımı buldum. Görüşme isteğimi ilettim. Perihan hanımla kısa sohbetten sonra randevulaştık. Fatih Mahallesi 4'ncü kattaki evlerine kabul edildim… Nejat bey (Ben ağabey diyorum) her zamanki zarafeti, sakinliği ile karşımda… Perihan hanım da kalça kırığına rağmen oturuyor. Maskemle girip uzakça bir koltuğu seçiyorum...
Haberin Yayın Tarihi: 15-10-2020 08:48
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto
Nejat Atlığ'ın Edirnespor'u

Gönül UYANIKTIR
Kulüp Kurucu başkanı Hüseyin Rahmi Akıncan'la başlayıp,  mevcut ve son başkan Savaş Üner'le devam eden yazı dizisinde bir sıralama yapmak çok zor. Çünkü emek veren insanların hepsi çok değerli. Öyle ki bazıları kendilerini ön plana çıkarmamış tevazu sahibi kişiler. Ancak bunun bir kötü tarafı zaman içinde unutuluyor olmaları. Oysa kente hizmetleri büyük, hatırlanmaları hatırlatılmaları, yaşatılmaları gerek…


Nejat Atlığ beye telefon ettiğimde, karşımda eşi Perihan hanımı buldum. Görüşme isteğimi ilettim. Perihan hanımla kısa sohbetten sonra randevulaştık. Fatih Mahallesi 4'ncü kattaki evlerine kabul edildim… Nejat bey (Ben ağabey diyorum) her zamanki zarafeti, sakinliği ile karşımda… Perihan hanım da kalça kırığına rağmen oturuyor. Maskemle girip uzakça bir koltuğu seçiyorum. 
Edirnespor'dan önce Yeniimaret'ten konuşuyoruz. Atlığ Ailesi Yeniimaretli… O'nun da benim de ailem asker kökenli. Yeniimaret'ten dört paşa çıktığını da böylelikle öğreniyorum. Perihan Hanım ise Edirne'nin ünlü fotoğrafçısı Dilaver Sezen'in büyük kızı. O da bizim mahalleden sayılır. Aramızda sadece Tunca Nehri ve seddeler var. Sohbet, ilk andan itibaren Nejat Atlığ ve eşinin birbirlerine duydukları efsane sevginin sıcaklığında başlıyor ve kuralsız kaidesiz aynı sıcaklıkta ilerliyor. 


ATLIĞ'LAR EDİRNE'NİN EFSANE AİLELERİNDEN
 Nejat Atlığ, 1929 Edirne Yeniimaret doğumlu. Jandarma Komutanı Süvari Albay Nazmi ve eşi Seniha Atlığ'ın üç oğlundan ortancası. Büyük oğulları Nevzat Atlığ (Dr. Röntgen Mütehassısı, TRT'nin Klasik Türk Müziği Şefi)  ülkenin en tanınmış ve saygın müzik insanlarından. Küçük Kardeşleri Sedat da iktisat eğitimi görmüş, Edirne'nin tanınmış isimlerinden.
Babasının görevi nedeniyle ilkokula Ankara Çankaya'da, 2 ve 3'ncü sınıfları ise Adana Ceyhan'da okumuş. Bir ara sünnet bahanesiyle Edirne'ye gelse de tekrar ailesinin yanına dönmek zorunda kalmış, babasının görev yaptığı güney illeri Adana, Mersin, Antakya, Gaziantep'i dolaşmış. 

 


HAYATINDA FUTBOLDAN ÖNCE MUSİKİ VAR
Gittikleri her kentte bir musiki aşığı ve kemani olan babası Jandarma Komutanı Albay Nazmi Atlığ sayesinde sanatsever elit bir çevreleri olmuş. Nejat Atlığ hayatına futboldan çok önce musikinin girdiği o yılları şöyle anlatıyor:
“Evimiz adeta bir müzikhol gibiydi. Babam çok iyi keman çalardı. Evimize gelen dostları da musikişinas insanlardı. Şiirler okunur, müzik aletleri çalınır, şarkılar söylenirdi. Bütün toplantılar bizim evde yapılır, annem çeşitli yemekler hazırlayıp sofrayı donatırdı. Bulunduğumuz  kentin yöneticileri, radyo sanatçıları sazlarıyla gelir çalar söylerlerdi. Biz iki kardeş bu toplantıların dışında kalırdık, ancak zaman zaman kapı aralığından onları izlerdik. 
 AĞABEYİM DE BEN DE HİÇ NOTA EĞİTİMİ ALMADIK
Ben ve ağabeyim Nevzat Atlığ ilk musiki bilgilerimizi babamızdan aldık ve bu toplantılar sayesinde çok şey öğrendik. Ağabeyim babamın Denizli'deki görevi sırasında Sarayköy'de doğmuş. Kendisi tıp doktoru olmasına karşın musiki alanında büyük başarılara imza attı, ödüller aldı. Genellikle TRT Klasik Türk Müziği Koro Şefliği nedeniyle tanınır. Biz iki kardeş başka hiçbir şekilde nota veya musiki dersi almadan bu ortamda yetiştik. Ben 5-6 yaşlarında şarkılar söylemeye başladım. 
İlkokul dördüncü sınıftayken bir gece odamda bir eseri çıkarmaya çalışırken babam müzik sesini duyup geldi. Tam kavrayamadığım için yatakta sırtüstü vaziyette ud çalmayla meşguldüm. Babam beni o halde görünce gözleri nemlendi ve gelip, 'aferin oğlum' diye bana sarıldı. 
FUTBOLA ANTAKYA'DA  ORTA 2'DE BAŞLADIM
Babamın görevi nedeniyle ailece birçok kenti dolaştık. Antakya'da orta 2'nci sınıfta iken futbol oynamaya başladım. Hocalarım futbola çok müsait bir yapım olduğunu söylüyordu. Futbolu da sevmiştim ve santrafor oynuyordum.
Ortaokul bittikten sonra Edirne'ye büyük annemlerin yanına geldim ve Edirne Lisesi'ne devam ettim. O yıllarda Edirnespor'da futbola başladım. Bir süre sonra babamın tayini Tekirdağ'a çıktı ve ben de Tekirdağspor'a transfer oldum. 
ÖNCE FENERBAHÇE SONRA DA GALATASARAY FORMASI GİYDİM
Tekirdağspor'da oynarken Fenerbahçeli bir yönetici beni görmüş ve teknik ekibe tavsiye etmiş. Bir hafta sonra Fenerli yöneticiler beni izlemeye geldi ve bu olayın ardından İstanbul'a gittim. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydoldum. Hukuk okurken bir ahbabın tavsiyesi üzerine Galatasaray'la yollarımız kesişti. 1951 yılında sarı kırmızılı ekipte bir yıl boyunca santrafor olarak görev yaptım. Güzel yıllardı, ancak o dönemde futbol bir gelir sağlamıyordu.
ÜNİVERSİTE KAPISINDA PERİHAN'LA KARŞILAŞTIM
Hukuk Fakültesi'ne devam ederken bir gün İstanbul Üniversitesi ana binasında arkamdan adımın seslenildiğini duydum. Dönüp baktığımda liseden arka arkaya sıralarda oturduğum sınıf arkadaşım Perihan Sezen'i gördüm. O da Hukuk okumaya gelmiş. Ben iki yıl devam ettim ama o bir süre sonra Hukuk'u bırakıp Gazetecilik Enstitüsü'ne kaydoldu. Bu arada da arkadaşlığımız aşka dönüştü. Ben futbolu askıya almaya başladım. Hem okul, hem musiki, hem spor yürümüyordu.
İki yılın sonunda ikimiz de okulları bırakıp Edirne'ye döndük ve ailelerimizi ikna edip evlendik. Her iki taraf da sevgimize karşı büyük bir saygı gösterdi. Perihan'la birlikte Ziraat Bankası'nda göreve başladık. Ancak ben bir süre sonra ayrılıp Saraçlar'da bilardo salonu olan Saray Kıraathanesi'ni açtım. Birkaç yerde de kıraathane olarak şubemiz vardı. Kahvehane değil eğitim yeriydi.
EDİRNESPOR'UN KURULUŞ KARARI NASIL ALINDI 
Edirnespor'un profesyonele dönmesi fikrini camiada sık sık konuşuyorduk. O dönemde Bandırma gibi ufak bir kasaba profesyonel takım kurmuştu. Bizim bunu yapmamış olmamıza çok üzüldüm. Rahmi Akıncan'la birlikte Balıkpazarı'ndaki kulüp binasının üst katında 100 kişinin katıldığı bir olağanüstü kongre topladık. Ve o toplantıda profesyonel takım kurma kararı aldık. Aynı anda binanın alt katında da Meriç ve Suspor'lu yöneticiler merakla bizim kararımızı bekliyormuş. Onlar da onay verince profesyonel Edirnespor adı altında 1966 yılında üç kulüp birleşmiş oldu. 
İlk kuruluş döneminde ben Genel Direktör olarak her şeyden sorumluydum. İsmet Tanrıkut Kulüp Müdürü oldu. Yönetim kurulu büyük bir uyum içinde çalıştı. 1972'ye kadar görev yaptım. Edirnespor'un Adana deplasmanına Rahmi Akıncan, Cenap Ağaoğlu, eşleri Hatice ve Remziye hanımlar benim eşim Perihan hanım hep birlikte kadınlar en ön sıralarda neşe içinde gittiğimizi hatırlıyorum 
BELEDİYE BANDOSU OLMAZSA OLMAZDI
Edirnespor'un en büyük özelliği belediye bandosu her maçta olur, Rumeli türküleri çalardı. Rakip takımlar bile deplasmana giderken bandoyu da getirmemizi rica ederdi. Bando güzel eserler çalıp stresi azaltır, gergin atmosferi yumuşatırdı. Bandomuz sahaya çıkınca seyirciyi coştururdu. “

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
TMO EDİRNE MERKEZ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ
Nöbetçi Eczaneler
Alt yapıda büyük heyecan
‘Yapılandırma esnafı kesmez’
Elektrik kesintisi
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Boyasız Göçük Düzeltme

Dış Cephe Kaplama