ANASAYFA
27 Haziran 2022 Pazartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
‘Gömüt taşları müzesi açılmalı’
“Edirne'deki bu kültürel zenginliğin koruma altına alınarak bir gömüt taşları müzesi açılması gerektiğini düşünüyorum. Bu taşların tümünün kitabeleri çevrilerek yorumlanmalı ve kataloge edilmeli. Böylelikle yeni nesiller, tarihi ve içinde yaşadığı kenti daha analitik ve tarafsız bir bakış açısıyla öğrenebilecektir." Bu sözler Edirne Gömüt Taşları isimli kitabı hazırlayan ve bir ekiple birlikte uzun soluklu bir çalışma gerçekleştiren Edirne kökenli Cem Altınel'e ait. Cem Altınel ile geçtiğimiz günlerde tanıtımı yapılarak seçkin kitapevlerinde satışa sunulan kitabına ilişkin görüştük. Altınel sorularımıza verdiği yanıtlarla önemli noktalara değindi ve ufuk açıcı önerilerde bulundu.
Haberin Yayın Tarihi: 11-04-2022 07:30
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto
‘Gömüt taşları müzesi açılmalı’

Çoğu insanın içinin ürperdiği; hatta, yakınından 'korkudan ıslık çalarak geçtiği' mekanlarda, gömütlerde çok uzun süren ve kapsamlı çalışmalar yaptığınızı, sonuçta ulaştığınız noktaya baktığımızda çabalarınızın karşılığını da aldığınızı görüyoruz. Genelde çoğumuzun sıradan gömüt taşı diye bakıp geçtiği yerlerde siz neler gördünüz, sizi bu tür bir çalışmaya yönlendiren ne oldu?
Gömüt taşlarında her zaman gizemli bir çekicilik bulmuşumdur. Konu ölümle ilgili olmasına karşın korkutucu değil aksine estetikle yüklüdür. Gezdiğim yerlerde bir gömütlüğe rastlarsam mutlaka içine girer ve taşlara göz atarım. Bu merak, dedemden kalan siyah beyaz fotoğraflarla birleşince bir kitap oluşturmayı düşledim. Ancak bu kitap, akademik bir tez ya da envanter nitelikli olmamalıydı. Sanat estetiği ön plana çıkarılırken kısa tarihsel bilgilerle de çalışmamı donatmaya karar verdim. Konu ile ilgili yapılan çalışmaların neredeyse hepsini karıştırdım, okudum. Yayınlanan kitaplardan daha farklı biçimde Edirne'deki gömüt taşı kültürünü ele almak istiyordum. Başta Sn. Necdet İşli olmak üzere Sn. Asuman Köylüoğlu ve Sn. Prof. Dr. Edhem Eldem ile bir dizi söyleşi yaptım. Hepsi beni cesaretlendirdi. Musa Öncel ile kitabelerin çevrilmesi, Nilgün Erman ile de fotoğraf çekimleri için ilkeleri belirleyerek gerekli izinleri aldım ve Edirne içindeki çeşitli gömüt alanlarını dolaşarak fotoğraf çekmeye başladık. Taşları temizlemek ve üzerine gölge düşmesini engellemek bizi epeyce uğraştırdı. İlk 3 ayda pek bir ilerleme sağlayamayınca karamsarlığa kapıldım. Ama sonra birden hızlandık. Terminolojiye hakim olmaya başladım ve çalışmanın sistematiğini oturttum. Varlığının tanığı olmadığım, başka bir deyişle dokunup iletişim kurmadığım, yok olmuş taşları kitaba almadım. İstanbul'dan Edirne'ye çekim yapmak ve gömüt taşı alanlarını gezmek için en az 50 defa gittim. 15. yüzyıl taşlarının istifli (grift) kitabelerini çevirmekte ve yağmurlu günlerde fotoğraf çekiminde çok zorlandık. 32 gömüt alanında 600 taşı çekerek başladık. Çeviriler sonunda birbirine çok benzeyen 100 kadar taşı elimine ederek 500 taşlık temel seçkimize ulaştık. Kitabe çevirileri ve metinlerin yazımı bittikten sonra kitap İngilizce'ye çevrildi. Bu defa Sn. Devrim Yaman ve ekibi ile Edirne'ye tekrar gelerek kitap basımına uygun olan bakış açısıyla taşları bir kez daha fotoğrafladık.  Kitabın tasarım ve uygulama çalışmaları Maestro'da yapıldı. Süren ekonomik kriz nedeni ile sponsor bulmakta güçlük çekerken Uzmar projeyi desteklediğini açıkladı ve 2021 Aralık ayında, projeye başladığımız Mart 2019 yılından yaklaşık 3 yıl sonra kitabı elimize alabildik. 
♠Çalışmalarınıza konu aldığınız gömüt taşlarının sizin tarafınızdan seçilmiş olduklarını anlıyoruz. Taşlar kimlere ait ve bize ne anlatmaya çalışıyor, ne tür bilgileri içeriyor? 
Evet tümü benim seçkim. Taşlar bize pek çok şey anlatıyor. Osmanlı'ya Edirne üzerinden bir bakışın yanında gömüt taşı felsefesini aralamaya çalışıyoruz. Bugünkü bilgimizle bu felsefeyi tam anlamı ile sökebilmek henüz mümkün değil. Sanat tarihçilerine epey iş düşüyor. İncelediğimiz taşlar kalbur üstü bir kesime ait. Çoğunlukla devletle ilgili ya da tarikat, sanat, edebiyat çevreleri, meslek loncaları ve askeri kesim gibi grupların taşları. Saraya yakın kişilerle asillerin taşlarını da buraya eklemek gerekir. Hepsinin ritüelleri farklı farklı. 
♠Gömüt taşlarında zengin bir yazı tipi ve İslami süsleme sanatının kullanıldığı görülüyor. Süsleme ve kitabe yazıları neden önemli?
Yazı olarak incelediğimizde celi sülüsten talik yazıya doğru kayan büyük bir kaligrafik zenginlik ile karşılaşıyoruz. Ketebeli bazı taşlar var, ancak Edirneli hattat ve hakkalar çoğu zaman kimliğini ortaya koymayacak kadar alçakgönüllü. Bazı müthiş plastik değere sahip olan taşların sanatçısını bilmiyoruz.
Gömüt taşı felsefesi maalesef net değil. Pek çoğu yoruma açık. Çalışmada bu yorumların bazısına yer verdik bazısı ise gerçekten saçma olduğu için o yorumlardan sakındık. Yaşam ağacı olarak hurma, kişinin hacı olabileceğinin göstergesi, üzüm tarikatlarla ilişkili olabiliyor. Yarım güneş olarak değerlendirilebilecek bir süslemeye bazı yorumcular palmet derken bir diğer kesim de başını eğmiş, kuyruğu açık tavus kuşu diyebiliyor. Bu imgelem çeşitliliği beni heyecanlandırıyor. Lalede olduğu gibi çiçeklerin de gelişimi dönemsel ipuçları veriyor. Cennet meyveleri arasında yer almayan karpuz, kayısı hatta limon bile taşlarda yer alabiliyor.  Kesinlik olmamakla birlikte güneş Mevlevi tarikatının taşlarında, üzüm de Gülşeni tarikatının taşlarında sıklıkla kullanılıyor.
15. yy taşlarındaki rumi ve palmet çeşitliliği hayranlık verici. Bu iki süslemeye bazen lotus ve alem de katılabiliyor. Bu dönemde tümüyle birbirinin aynı olan 2 taşa rastlayamadığımı söyleyebilirim. Bu rumi dizinlerinin gizemi bence henüz çözülemedi.
♠Geçmişten günümüze doğru bir yelpaze açıldığında gömüt taşlarındaki kitabelerde de bir değişim oluyor mu? Zaman içerisinde kitabelerde ne tür değişimler izleniyor, ya da değişim oluyor mu? 
Belirgin değişimler var.Özellikle 18. yy'dan sonra dil Arapça'dan Türkçe'ye dönüşmeye başlıyor ve görünürlük kaygısı ortaya çıkıyor. Toplumsal statü, paye, kişisel ihtişam sergilenmeye başlıyor. Batı etkisi ile formlar ve tipoloji değişiyor. Yalın Türk kültüründen abartılı Batı kültürüne doğru bir evrilme görüyoruz. Kitabelerde Arapça yalın birkaç satır duanın, Türkçe 100 kelimeye varabilen uzun uzun ilişkilendirmelere dönüştüğüne tanık oluyoruz. Bazen ölüm nedenleri ve uğraşı/meslek bilgilerine rastlıyoruz. Sürgün edilen şahısların taşlarından Osmanlı'daki yönetim biçimi ile ilgili ipuçları elde ediyoruz.
♠Edirne'deki Osmanlı gömüt taşı kitabelerinde nelere rastlıyoruz? 
Taşlardaki kitabeler, bilgi kaynağı olarak çeşitli çıkarımlar yapmamızı sağlıyor ve farklı noktaları aydınlatmamıza olanak tanıyor. Türk Sanatı'nın en belirgin uygulamalarını yansıtan gömüt taşlarının Edirne'deki örnekleri; Osmanlı dönemi Edirnesi'nin kültür, sanat, bilim, yazın, politika, askeriye, ekonomi, ticaret, bürokrasi ve sosyal yaşam düzeyini açıklayan pek çok veri sunuyor.
♠Edirne'deki Müslüman olmayan toplumlara ait gömüt taşlarında çok kültürlü ve kimlikli bir geçmişe dair de hatırlatmalar var. Müslüman ve Gayrimüslimlere ait gömüt taşlarının ortak ya da farklı yanları neler? 
İstanbul'daki Yahudi, Yunan ve Ermeni taşlarında göremediğim süsleme zenginliği Edirne'de var. Edinekari çoğu zaman ortak payda olarak ortaya çıkıyor. Bu taşlardaki kitabelerin çoğu oyma, oysa Türk/Müslüman kitabelerinin tümü kabartma. Kitabelerde dil yanlışları dikkat çekiyor. Dilin değişimi tüm kültürlerde bir sorun. Yunanca kitabeyi çeviren bir Yunan arkadaşım ilkokul çocuğu bile böyle hata yapmaz demişti bir kitabe için. Bu da kitabeleri o dile hakim olmayan Türk hakkakların yazmış olabileceğini düşündürüyor. Yahudi taşlarında masonik sembollerin yanında meslek grupları ile ilgili semboller de var. Yahudi taşlarında gördüğüm sandık, kilidi ve altına saklı anahtarın ne anlama geldiğini bulamadım. Hiç bir kaynak bu gizemli imgelerden söz etmiyor. Taşı yalnızca kitabeye ya da yalnızca süsleme ve imgelere göre değerlendirmek doğru değil. Tümünü göz önünde bulundurmak gerekiyor. Kültürlerin iç içe geçmesi ile oluşan mozaik doku çok heyecan verici. 
♠Siz gömüt taşları ve kitabelerine bakarak çok önemli ve yararlı bilgilere ulaşılacağını biliyordunuz.  Gömüt taşlarının izini sürerek nasıl bir tarih okuması yapabiliriz? 
Bu taşlar Osmanlı'nın soyut heykelleri olmakla kalmıyor, yapıldıkları dönemin ve çevrenin inançlarının, geleneklerinin, sanat yaklaşımlarının, doğal, ekonomik ve sosyal koşullarının somut belgeleri olarak kentlerin geçmişini anlamamızı sağlıyor. Fetihler, işgaller, askeri hareketlilikler, salgınlar, ekonomik durgunluklar, sanat eğilimlerindeki geçişler, dinsel çatışmalar, devlet yönetimindeki politikalar ile değişimler ve daha pek çok olayın izleri taşlardan okunuyor.
♠Gömüt taşı tiplerinen de bahsedersek neler söylersiniz? 
Tipoloji olarak da Edirne'de önemli bir çeşitlilik var. Çalışmada Edirnekari gömüt taşı kavramına tanım getiriren cesur bir yaklaşım da var.  Baş ve ayak taşları, sandukalar, lahitler ve pehleli taşlar ayrı ayrı irdeleniyor. Edirne'deki hakkak risalelerine ulaşamadığımız için birçok konu hala belirsiz. Örneğin aynı taş üzerinde kitabeyi kim yazıyor, süslemeyi kim yapıyor, sarık, hotoz ve fesler aynı hakkakın mı tam olarak bilmiyoruz. Atipik ya da hatalı taşlar da var. Daha önce de söylediğim gibi sanat tarihçilere çok iş düşüyor. 
♠Araştırmalarınızda en fazla hangi alanlardaki gömüt taşlarına  yöneldiniz?
Yok edilen gömütlüklerden seçkin taşların müzeye getirilmesi nedeni ile Arkeoloji ve Etnografya Müzesi'nde bir birikim olması doğal. Ancak yalnızca müzeye bağlı kalmayarak cami hazirelerindeki taşları da aynı biçimde ele aldık. Taşlar maalesef bir yerden başka bir yere defalarca taşınmış. Bu durum taşın geçmişini araştırmanızı güçleştiriyor. Cami hazireleri duyarsız restorasyonlardan geçmiş. Bu durum da baş ve ayak taşlarını eşleştirmede sorunlar doğuruyor. Birçok hazirede taşlar üst üste yığılı duruyor. Benim çalışmam bir envanter çalışması değil. Öznel bir seçki. Ancak hazirelerde kapsamlı envanter çalışmaları yapılması şart. Örneğin Üç Şerefeli Camii haziresinde olması gereken bazı taşları bulamadım. Gazi Mihal, Muradiye ve Beylerbeyi Camiileri'nin hazireleri de kötü durumda. Evliya Kasım Paşa Camii haziresi ile ilgili kapsamlı bir çalışmaya çok ihtiyaç var. Edirne tarihindeki önemli kişilerin gömütlerinin orada olduğu düşünülüyor. Bulgar gömütlüğündeki birçok Bulgar taşı düzenleme sonrasında toprak altında kaldığı için ulaşılamadı. Benzeri biçimde Karaağaçtaki İtalyan gömütlüğü harabe olarak duruyor. Çok ilginç taşların orada olduğunu düşünüyorum. Maşatlıkta kalan birkaç yüz taş bile tam anlamı ile araştırılmamış henüz.
♠Eklemek istediğiniz bir konu var mı?
Evet var. Edirne'deki bu kültürel zenginliğin koruma altına alınarak bir gömüt taşları müzesi açılması gerektiğini düşünüyorum. Bu taşların tümünün kitabeleri çevrilerek yorumlanmalı ve kataloge edilmeli. Böylelikle yeni nesiller, tarihi ve içinde yaşadığı kenti daha analitik ve tarafsız bir bakış açısıyla öğrenebilecektir.  
         CEM ALTINEL KİMDİR 
1962 İstanbul doğumlu olan Altınel, Edirne'nin tanınmış isimlerinden Oya ve  Avukat Abdülhalim Altınel'in büyük oğludur. Anne tarafından Osmanlı Devleti'ne büyük hizmetlerde bulunan Edirne Ayan'larından Dağdeviren ailesine mensup, Edirne Eski Belediye Başkanlarından Mustafa Şevket Dağdeviren'in torunudur. İlkokul, ortaokul ve 1978-1979 eğitim dönemi Edirne Lisesi mezunudur.
1985 yılında İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezuniyetinin ardından  eğitimini yurtdışında sürdüren Altınel, 2005 yılında yaklaşık 20 yıl boyunca yöneticilik yaptığı ilaç sanayiinden ayrıldı. Serbest danışman olarak İstanbul'da yaşamını ve çalışmalarını sürdüren Altınel, Eczacı Sevil Ağalar ile evli olup bir kız çocuğu babasıdır.  Dünyanın pek çok yerine çeşitli amaçlarla yolculuk etmiş olan Altınel, 1999 yılından beri Çağdaş Figuratif Türk Resmi toplamakta ve koleksiyonlar yapmaktadır. Oldukça varsıl bir kitaplığı bulunan Altınel'in, 2006 yılından beri "Genç Sanat" dergisi ile "Lebriz.com" ve "EuroArt Magazine" adlı web portallerinde yazıları "Çağdaş Figür Resmine Bir Bakış" isimli kitapta toplanmış ve 2010 yılında yayınlanmıştır. Altınel bir tutku ve hobi olarak Edirne Tarihine atalarından kalan kültürel birikimle titiz çalışmalarıyla katkılar yapmayı sürdürmektedir.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Gülşen Kayasöken vefat etti
Zafer Partisi 'Özkan' dedi
Üniversite merası!
Karı-koca 'kispet' ustalığı
Göçmen: Bu daha başlangıç
Edirne Kırkpınar'a hazır!
Hasta ve yaşlılara şifa olacaklar
Selimiye için turladılar!
Gürkan'a 'En Roman Dostu' ödülü
OİM'den Sarayiçi'nde sergi
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke