ANASAYFA
27 Kasım 2022 Pazar
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Hazinenin üzerindeki ilçe!
Açık hava müzesi Edirne'nin; barındırdığı kültürel ve tarihi zenginliklerle öne çıkan ilçesi Lalapaşa; turizmciler tarafından görülmeyi, keşfedilmeyi bekliyor… Sahip olduğu hazineyi yeterince tanıtamadığımız, yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekemediğimiz ilçe; Dolmenler, Menhirler ve Tümülüsler gibi tarih öncesi zenginlikleri barındırıyor… Değerlerinin tanıtımı açısından Kültür ve Turizm Bakanlığı yeterli çaba ve tanıtımı yapamazken, yerel yönetim de ilçede Lalapaşa Dolmenini gösteren küçük ve eski bir tabeladan başka uyarı bulundurmuyor…
Haberin Yayın Tarihi: 28-09-2022 07:51
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto
Hazinenin üzerindeki ilçe!

Derleme: Gönül UYANIKTIR    
Açık hava müzesi Edirne'nin; barındırdığı kültürel ve tarihi zenginliklerle öne çıkan ilçesi Lalapaşa; turizmciler tarafından görülmeyi, keşfedilmeyi bekliyor. Sahip olduğu hazineyi yeterince tanıtamadığımız, yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekemediğimiz ilçe; Dolmenler, Menhirler ve Tümülüsler gibi tarih öncesi zenginlikleri barındırıyor. Değerlerinin tanıtımı açısından Kültür ve Turizm Bakanlığı yeterli çaba ve tanıtımı yapamazken, yerel yönetim de ilçede Lalapaşa Dolmenini gösteren küçük ve eski bir tabeladan başka uyarı bulundurmuyor. 
Trakya dolmenlerini dünya; ilk olarak 1888 yılında Çek asıllı olup hayatlarının büyük bir bölümünü Bulgaristan'a adayan Hermann ve Karel Skorpil kardeşlerin yayını ile duydu. Tarihçi, arkeolog, öğretmen, doğa araştırmacısı, humanist, idealist olan iki kardeş, Slav dayanışması adına Bulgaristan'ın uzun süren Osmanlı yönetiminden sonra yeniden ayağa kalkmasına yardımcı oldu. Bu yıllarda Trakya dolmenlerini de dünyaya duyuran Skorpil kardeşler, bilim arkeolojisi ve müze çalışmalarının da kurucuları olarak biliniyor. 
20'nci yüzyılın başlarında da Bulgar bilim adamları İvan Velkov ve Vasil Miklav yaptıkları çalışmalar sonucunda Bulgaristan, Edirne ve Kırklareli'nde çok sayıda dolmen tespit edip bunları belgeledi. Bu konuda 1960 yılına kadar hiçbir çalışma yapılmazken, 1964-68 yılları arasında Edirne doğumlu ünlü Arkeolog ve Antropolog Şevket Aziz Kansu, yaptığı çalışmalarla bölgede 19 dolmen ve çok sayıda menhir tespit etti. Raporlar yazarak 19 dolmenin fotoğraf ve tanımlarını yayınladı. Daha sonra Edirne Müzesi tarafından da 5 adet dolmen daha tespit edildi.
LALAPAŞA 17 BİN YILLIK GEÇMİŞE SAHİP
Edirne'nin, Osmanlı İmparatorluğu dönemine ait zenginliklerinin yanı sıra yaklaşık 17 bin yıllık bir geçmişe sahip olan bölgenin tarihini, yazılı kaynaklar Traklar'a dayandırıyor. M.Ö. VIII, ve VI. Yüzyıllara ait yazılı kaynaklarda Traklar'ın ismine rastlanıyor. Trak kabilelerinin bölgeye kuzey yoluyla geldiği ve önce mağaralarda, sonra etrafı hendeklerle çevrilmiş köylerde yaşadıkları belirtiliyor.     
Yazılı kaynaklarda, Padişah Murat Hüdavendigar'ın Lalası, Şahin Paşa tarafından 1361 yılında fethedilen ilçeye, Komutan Lala Şahin Paşa'nın isminin verildiği yer alırken, Balkan Savaşı'na kadar merkezi Hacıdanişment olan Çöke Bucağı'na ait bir köy (Paşaköy) olarak anıldığı biliniyor.
LUVİ'LER (ANADOLUNUN IŞIK İNSANLARI) BU BÖLGEDEN YAYILMIŞ.
ZANGLER :  AVRUPA  YUNAN DEĞİL LUVİ MEDENİYETİ ÜZERİNDE YÜKSELDİ
Buluntu ve kalıntılar, insanoğlunun günümüzden 5-6 bin yıl öncesinden bu yana bölgede yaşadığını gösteriyor. Bazı kaynaklarda M.Ö. III'ncü bin yılında Anadolu'ya geçen ve Avrupa'dan geldiği sanılan Hint Avrupa ailesinden olan Luvi'lerden (Anadolu'nun ışık insanları) söz ediliyor. Alman Jeoarkeolog Eberhard Zangler, Anadolu'da çok eski bir kültüre sahip Luvi adında bir halk yaşadığını, Avrupa'nın Türkiye'ye karşı ideolojik nedenlerle bu kültürü görmezden geldiğini belirtiyor. Zangler ayrıca Anadolu tarihinin bilinen gibi olmadığını ve baştan yazılması gerektiğini öne sürerek, “Luviler tarihte hak ettiği değeri aldığında Avrupa'nın aslında Yunan medeniyeti değil, Luvi medeniyeti üzerinde yükseldiğini görecekler” diyor. Lalapaşa ve Havsa'nın bazı köylerinde Anadolu'nun ışık insanları, Avrupa medeniyetinin üzerinde yükseldiği Luvi'lere ait olduğu sanılan ulutaş ve kurganlara rastlanmakta olduğu belirtiliyor.
Öte yandan son yıllarda yapılan arkeolojik araştırmalar ilçenin, çok sayıda yer altı zenginliklerine sahip olduğunu gösterdi. Edirne'nin Osmanlı'ya başkent olduğu dönemde şehzadelere dinlenme ve avlanma olanağı sağlayan ilçe, bugünlerde turizm yönünden de gelişme ve keşfedilmenin sancılarını yaşıyor. Bölgede yer alan dolmenler, yurdumuzda sadece Kars ilinde ve Lalapaşa ilçesinde bulunuyor. 
Bölgenin bir diğer zenginliği ise, Uzuntaş anlamına gelen ( Men "taş" ve Hir "uzun") ve toprağa dikine yerleştirilmiş tek bir blok taştan meydana gelen ve Lalapaşa'nın kuzeydoğusunda çok sayıda bulunan menhirler. Hacıdanişment köyü Yenibağlar Kayalığı mevkiinde ve Hacılar Köyü yakınlarında da menhirler yer alıyor.
Genel olarak Trakya'nın ve Lalapaşa bölgesinin bir diğer özelliği de Tümülüsler. Bir mezar odasının, üstüne taş ve toprak yığılarak oluşturulan yapay tepecikler olan Tümülüslerden Trakya'da 2-3 bin civarında bulunduğu sanılıyor. 'Eski mezar, tepesi' anlamına gelen Tümülüslerden Hıdırağa Köyü çıkışı ve Küçükdöllük Köyü girişinde birer adet, Lalapaşa-Ortakçı arasındaki, Dokuztepeler mevkiinde de dokuz adet bulunuyor.
LALAPAŞA DOLMENLERİ        
Lalapaşa ilçe merkezinin yanında ve Süleymandanişment, Vaysal, Büyünlü, Hacılar ve Doğanköy köyleri yakınlarında geniş bir alana yayılmış dolmenler, son Tunç Çağı bitimiyle ilk Demir Çağı başlarına tarihleniyor. Ancak bunlardan bazılarının kullanımının MÖ 7 ve 8'nci yüzyıla kadar sürdüğü sanılıyor. Dolmenlerin en ünlüsü halk arasında Lalapaşa Kapaklısı, Perikızı ya da Kapaklıkaya adlarıyla anılan Lalapaşa dolmenidir. Bölgedeki Neolitik Çağdan, Maden Çağının başlangıcına kadar olan döneme ait dolmenlerin benzerlerine Türkiye'de sadece Kars çevresinde rastlanıyor. 
Trakya dolmenlerinin devamı niteliğinde olan Yunanistan Batı Trakya'daki ve özellikle Bulgaristan'da Yıldız, Sakar ve Rodop olmak üzere üç dolmen bölgesinde 750 kadar dolmen bulunduğu biliniyor.
Trakya dolmenleri genelde ortak özelliklere sahip. Dolmenler esas mezar ve giriş odaları ile bunları çevreleyen küçük bir tepeden oluşuyor. Boyutları 2-3 metre kadar olan tonlarca ağırlıktaki iri taş blokların, bağlayıcı harç kullanılmadan üst üste bindirilmesiyle yapılmış. Bunlar, odanın dört yanına dik olarak yerleştirildikten sonra üzerlerine iri taş bir blok kapak gibi oturtularak yapılmış, hücre şeklindeki odalardan oluşuyor. 1994 yılında Lalapaşa'da yapılan kazıda, iki odalı ve bir girişi olan bir dolmenin ortasındaki odada insan kemiklerine rastlandığı, ancak dolmenlerin tümünde insan kemiği bulunmadığı belirtiliyor.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter Linkedin
  ÇOK OKUNANLAR
Meriç Nehri'nde ‘yandan çarklı’
Aramızdan ayrılanlar
Aramızdan ayrılanlar
Türk sürücüde tabanca ve mermi
Özgürlüğe 100. yıl damgası!
Bir asrın coşkusu!
Silah-uyuşturucu operasyonu
BİK Genel Kurulu'nda 3 gelişme
Kadın Dayanışması'ndan 'şiddete hayır'
SAL ve 1. Amatör'de 14 mücadele
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke