ANASAYFA
27 Ocak 2022 Perşembe
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
'Kilit Taşı' ağır geldi
Trakya Üniversitesi önceki dönem rektörlerinden Prof. Dr. Osman İnci'nin üniversitenin yakın tarihini konu alan "Kilit Taşı" isimli kitabına yanıt eski rektör Prof. Dr. Enver Duran'ın yerine eşi Mine Duran'dan geldi... Mine Duran, yaptığı yazılı açıklamada, Prof. Dr. İnci'nin kişisel duygularıyla hareket edip eşine hakaret ettiğini ve asılsız iddialarla suçladığını iddia etti...
Haberin Yayın Tarihi: 10-08-2012 11:19
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto
'Kilit Taşı' ağır geldi

Trakya Üniversitesi önceki dönem rektörlerinden Prof. Dr. Osman İnci'nin üniversitenin yakın tarihini konu alan "Kilit Taşı" isimli kitabına yanıt eski rektör Prof. Dr. Enver Duran'ın yerine eşi Mine Duran'dan geldi. Mine Duran, yaptığı yazılı açıklamada, Prof. Dr. İnci'nin kişisel duygularıyla hareket edip eşine hakaret ettiğini ve asılsız iddialarla suçladığını iddia etti.
Eski rektör Duran'ın eşi Mine Duran, Hudut'a gönderdiği açıklamasının girişinde, şunları söyledi:
"Sayın Osman İnci, eşimin rektörlük seçimine girdiği 2004 yılından bu yana içinizde tuttuğunuz, besleyip büyüttüğünüz insanoğlunun en ilkel, ilksel duygusu olan kin ve nefretle bugünlere geldiğinizi görüyorum. İnanılmaz bir örüntüyle, kimi tarafınızca yorumlanan, pek çoğu ortaya koymaya çalıştığınız belgelere rağmen gerçeklerinin farklılıklar gösterdiği olaylardan yola çıkmışsınız bu belli. Kulaktan dolma bilgilerin, aktarımların çokça olduğu suçlamalar, sizin mantığınızca varılan çıkarsamalara dönüşüyor bazı yerlerde. En Cumhuriyetçi, en Atatürkçü, en demokrat, en bilim adamı ve en akademisyen Osman İnci tarafından yazılan bu kitap yaşamım boyunca savaştığım kin ve nefret suçuna dair en somut örnektir benim için.
Kişisel hırslarınıza, içinizde tutamadığınız nefrete yenilerek yazdığınız bu kitapla henüz emekli olmuş 67 yaşındaki bir kişiden aklınız sıra intikam alırken, eşine, çocuklarına,  on üç yaşındaki torununa da hayat boyu unutamayacakları bir armağan verdiniz. Son darbeyi vurdunuz deyim yerindeyse. Kitabı yazmanızda katkıları olan arkadaşlarınıza, çocuklarınıza, değerli Anayasa Profesörü İbrahim Kaboğlu -kendisi görüşlerine saygı duyduğum ender kişilerden birisidir-  bir teşekkür de sanırım aile olarak biz borçluyuz. Bağışlayacağınızı umarak, size yüreğiniz gibi kapkara bir yaşam diliyorum izniniz olursa. Hoşça kalınız."
KABOĞLU'NA SİTEM
Duran, Kilit Taşı kitabını Profesör İbrahim Kaboğlu’nun tüm yüreğiyle onaylayıp onaylamadığını ayrıca merak ettiğini kaydettiği açıklamasında şunlara yer verdi:
"Benim de bildiğim, gözüme ilişen yanlışlardan bazıları:
1)Yanımızda çalışan kadının parası-yedi yıldan beri, ondan önceki yardımcımız da dört yıl kalmıştı- her ay muntazam olarak cebimizden ödenmiştir. Ödenmektedir.
2)Başbakan Edirne’ye geldiğinde Sayın Osman İnci’nin kitabında belirttiği, gazetelerin-özellikle birinin- yazdığı gibi kendisi eşimle hiç karşılaşmamıştır. Dolayısıyla türban konusunda eşime hiçbir şey söylememiş, onu hizaya sokmamış, herhangi bir uyarıda bulunamamıştır. Türban konusundaki tavırlarını üniversiteler arasında tek kalıncaya, YÖK’ten kesin emir gelinceye kadar tüm baskılara rağmen sürdürmüşlerdir. (Bu saatten sonra şahsen neyin hesabını sorduğunu merak ediyorum ben Osman Beyin.)
3)Uzun yıllar, üniversiteler arasında döner sermaye almadan çalışan tek üniversiteydi Trakya Üniversitesi.  Bu düzende tam yedi yıl çalışan yönetim -bu konuda takdir edileceklerine- son yıl diğer üniversitelerde olduğu gibi katkılı olarak almışlardır maaşlarını.
4)Balkan gezilerine giderlerken rektörlüğün ilk diliminde hiç yolluk almamışlar, ikinci rektörlüğün süre gitmesinden sonradır ki hakları olan yollukları almaya başlamışlardır. Eşim ve ben gençliğimizden beridir -her kuruşu cebimizden ödenen- turlarla, kongreler-benimki her zaman ödenmiştir- vasıtasıyla dünyanın birçok yerini gezdik. Eşim, rektörlüğü dolayısıyla ilk defa gitmiyordu buralara. Durup dinlenmeden Balkan gezilerinden bahsettiğiniz içindir ki imleyeyim bunu; takdir edersiniz ki siz de çok iyi bilirsiniz ki Balkanlar’da sırf gezmek amacıyla gidilecek aman da aman yerler pek bulunmamaktadır. Olabilecek yerlere de her lirası, kuruşu ceplerimizden ödenmek kaydıyla tatil amaçlı gidilmiştir.
5)Kitabınızda iştahla bahsettiğiniz, hakkını korumaya çalıştığınız imam gerçek imam değilmiş ve para alırken yakalandığı için başka bir yere gönderilerek cezalandırılmaya çalışılmış. Bunu biliyor olmalısınız siz de… İmamı korumak… Siz!
6) Defalarca ihalelerden bahsederek eşimi, dolayısıyla ailemizi zan altında bırakmaya hakkınız var mıydı diye soruyorum size. Gerçekten buna hakkınız var mı?
7) İstanbul’dan Edirne’ye göçerken harika bir yaşamı geride bıraktık geldik biz. Burada kiralık bir eve gelip sayıları onları bulan mülkler edinmedik Edirne’de. Fırsat bulmuşken gerek alışkın olduğumuz düzeni sürdürebilmek adına gerek oğlumuzun rahatsızlandığı dönemde sattığımız birkaç arsadan da söz etmek isterim sizlere. Her ne kadar kitapta yazılmasa da meraklılarının bunları bilmeye hakları olduğunu düşünüyorum. Osman İnci’nin ailemize ısrarla ve inatla yüklemeye çalıştığı gibi eşimin rektörlük yaptığı hassas dönemde hayatımızda ufacık olsun bir yolsuzluk olmamıştır. Bunları dile getirmek zorunda kaldığım için fazlasıyla utanıyorum, eziliyorum.
Bu liste kitabınız okunduktan sonra eşimin birlikte çalıştığı kişiler tarafından gerçeklere uygun olarak uzatılacaktır eminim. Hukuki işlemler başlatılacaktır akabinde.
  “Öyle istedim yazdım. İyi de yaptım” anlamına gelen kitaptaki açıklamanızı doğru bulmadığımı, şık bulmadığımı ifade etmek istiyorum. Bilim adına yaptım dediğiniz ne varsa kişisel dürtülerinizi dinginleştirmek için yapmışsınız aslında, öyle yazmışsınız her satırını. İlk rektörlük seçimini temel almış, bunu taraftarlarınızla birlikte bir yenilgi var sayarak çalışmalara başlamışsınız. Tıpkı bir casus gibi peşlerinde dolaşmış, eşimin ve yönetimdeki diğer arkadaşlarımızın peşine insanlar takıp veya onların size yaranmak amacıyla yalan yanlış söylediklerinden yola çıkarak sayfalar doldurmuşsunuz.
 Çok ayıp Osman İnci... Elimde kalem var, birazcık da yazma yetim var,  ben istediğim kişiye, canımın istediği gibi vurur onu mahvederim düşüncesiyle kitap yazılmaz. İçinde yer almaya çalıştığınız, sürekli olarak vurguladığınız aydın toplumun bir bireyi olarak -aydın sizin yaptığınız gibi bir insanın kendi kendine verdiği bir paye değildir- bu duruma el koymam gerekiyordu diye savunmaya çalışsanız da buna inanmayacağım ben. Zira gerçek aydınların yaşadıkları bir dünyada arkadan vurmak olmaz. Kin, nefret, öç duyguları ortaya serilemez. Eşime kalsa şimdiye kadar olduğu gibi sizin ona yaptığınız tüm kışkırtmalara rağmen yine size cevap vermeyecekti. Değmez diye düşünecekti. Bu ülkenin savcıları var, Sayıştay’ı var, kurumsal olmayan her şeyin hesabı verilmiştir, verilir diye düşünürdü. Yanılmış. Bu ülkenin kendini savcı yerine koyan, yargı mercii olduğunu var sayarak hükümler veren Osman İnci’si varmış bir de…
 Yazdığınız kitap yalnızca eşimi değil, bizi, ailesini de ilgilendiriyor Sayın İnci. Kitapta adları geçen başka başka insanları da ilgilen-dirdiğini düşünüyorum yazılanların. Bu nedenle eli kalem tutan bir kişi olarak şimdilik ben girdim devreye. Dün e-posta yoluyla size de göndermiş ol-duğum mektubu bu kez basına vere-ceğim. İzin filan da istemiyorum takdir edersiniz ki sizden. Yargılama tek taraflı olamaz değil mi? Savunma makamı diye bir şey de var karşısında. Siz ki eşimin rektörlük yaptığı yıllarda defalarca mahkemeye başvurmuş, yanıtlarını almıştınız oysa. Verilen, hükme bağlanan tüm mahkeme kararlarını yok sayıyorsunuz demek. Kendinizi bu kadar üstün görüyorsunuz. Keşke diyorum enerjinizi bu türlü boş şeylere değil de gerektiği yerlere harcayabilseydiniz. Ülkede çok daha mühim meseleler var dikkat çekilecek. Kliniğiniz var, hasta-larınız var ilgilenilecek. Pardon. Yeniden dolaşacaksınızdır etrafta. Çeteleler tutmalı, casuslar ayarlamalısınız. Malum yeni bir yönetim başladı üniversitede göreve. Yapılacak daha çok iş var sizin için. Yazılacak dosyalar dolusu yeni ki-taplar ve de… İşiniz zor açıkçası. Tanrı iyilikler versin size! Kolay gelsin."
                                                                            

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Aramızdan ayrılanlar
Kasımpaşa'ya büyük fırsat!
Küçük Arda Yılın Sporcusu
TYSD'de 'Ağaoğulları' yeniden
Süloğlu eski belediye başkanı vefat etti
Pazarkule tümüyle modernize
İYİ Parti'ye yeni üyeler
850 ilaç bulunamıyor!
Atkılı formalı davet!
İba'dan İmamoğlu'na fotoğraflı tepki
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke

Böcek İlaçlama