ANASAYFA
02 Haziran 2020 Salı
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Eldivenli Kız / ELDİVENLİ KIZ
HASTANE HALLERİ
Yayın Tarihi: 30 Ekim 2013 Çarşamba, 09:19
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto
Yaz tadında bir sonbahar yaşasak da, o güzelim günler artık çok geride kaldı. Kış kapıda... Bir sonbahar insanı olarak tam da sevdiğim mevsimdeyim. Ama her geçen yıl, yazın hiç bitmemesini ister hale geliyorum. Uzun güneşli günler, sakin bir sahil köyü, birkaç şort birkaç tişört, ayakta terlik veya sandalet. Kelimenin tam anlamıyla minimize bir yaşam yani.
Ufacık evimde sanki sadece mutfak ve yatak odam var. Bir de terasım. Çok az eşya, her şeyde çok aza gereksinim. Sanırım tüm bunlar, gençlik yıllarını artık gerilerde bırakmış her insanın isteyebileceği şeyler... Az malzeme ama, daha fazla konfor... Rahatlık çok önemli, oturduğun yattığın yer rahat olsun. Mutfağın, banyon temiz, suyun sıcak olsun... Düşünüyorum da, sanırım yaz mevsimini tüm bunlar için daha da çok seviyorum.
Neyse, sıcak yaz günleri artık geride kaldı. Yazlık komşularımın yerini kışlıktakiler aldı. Ama kışlık evlerde komşuluk bile özgür değil. Sabah kapını açıp bitişik komşuna günaydın demek ne mümkün. Herkeste bir koşturmaca, çocuklar okula anne babalar işe... Binde bir kapıda denk gelirsen, kapıyı açma süresinde bir, 'merhaba nasılsın' o kadar! İki adım ötendeki komşuna bile ancak bayramdan bayrama vakit ayırabiliyorsun.
Komşu demişken yazmadan geçmeyeceğim. Geçen gün eski komşularımdan birini Tıp Fakültesi Hastanesi'ne götürdüm. Rutin tahlilleri vardı. Kapısında kocaman, “Balkan Onkoloji Hastanesi” yazan kapıdan içeri girdik. Ama girene kadar da akla karayı seçtik. Çünkü hastanenin koca otoparkında bisiklet park edecek kadar bile yer kalmamış. Daha yolun başında bizi karşılayan bir görevli, “Otopark dolu, yukarıya çıkın” diye uyardı. Yukarı çıktık ama yol boyunca otoparkların hepsi öğretim görevlilerine ait, bu demek oluyor ki size kapalı. Bir otopark görevlisi tarif ediyor da Onkoloji'nin yeni açılan otoparkına girebiliyoruz.
Bu öncü sorunların ardından hastaneye girip sıra alıyor ve başlıyoruz beklemeye. Ama saatler geçiyor ve hastalık psikolojisi içinde sanki sıra bir türlü bize gelmiyor. Arşiv bölümünün yanında bir hemşirenin kan aldığını görünce seviniyoruz. Çünkü merkez laboratuar neredeyse 300 metre ötede ve yaşlı insanların ne o kadar yürümeye ne de saatlerce beklemeye mecali var. Hasta arabası desen ara ki bulasın...
Sevinerek yanına gittiğimiz hemşire, 'Girişteki bölümden barkod alın' diyor. Barkod kuyruğuna girip 20 dakika bekledikten sonra, sıra bize geldiğinde görevli; “Merkez laboratuara gideceksiniz, burada sadece medikal onkoloji hastalarından kan alınıyor” demez mi...? Çaresiz, bir üst kata, karınca yuvası gibi vızır vızır işleyen merkez laboratuara çıkıyoruz. Kayıtta bize verilen numara 540. Elektronik göstergeye göre de önümüzde daha 300 kişiden fazla insan sıra bekliyor.  Sabah saat 09.30'da girdiğimiz hastaneden kan vermiş olarak ancak saat 13.30'da ayrılabiliyoruz.
Kan vermek için beklediğimiz üç saate yakın zaman içinde Kardiyoloji ve Çocuk poliklinkleri arasındaki bölümünde oturacak bir yer bulabiliyoruz. Çocuklar koşuşturuyor, onlarla ilgilenip oyalanmaya çalışıyoruz. Ama bu arada da çevremizden tangur tungur el arabaları ile durmadan hafriyat ve inşaat atıkları taşıyan sağlık görevlileri gelip geçiyor. Arabaların çıkardığı sesler bir yana bir sürü hasta, hassas ve yaşlı insan o toz toprağa maruz kalıyor. Sonradan öğreniyoruz ki, hastanenin birçok bölümü böyle. Yoğun bir inşaat durumu mevcut.
Hadi bu geçici bir durumdur, inşaat biter, hastalar da rahatlar demeye kalmıyor, açılan asansör kapısından ağzı yüzü kapalı hasta arabasında bitkin bir kadınla birlikte, içinden çöpler sarkan kocaman bir konteynır birlikte çıkıyorlar. Ve beklediğimiz süre içinde görüyoruz ki çeşitli birimlerden çöp taşıyan bu görevliler hastalar arasında adeta cirit atıyor.
Hastane mikrobu belasından geçmişten gelen bir sabıkası bulunan ve hala bu sorunu çözememiş bir kurumda, hijyene bu kadar duyarsız kalınması bir yana, asıl üzüntü veren bu durumu hepimizin de kanıksamış olması. Zira hiç bir hasta veya yakınından, “Kardeşim sizin çöp asansörünüz, çöpleri toplama saatiniz yok mu? Ne diye hastalar arasında cirit atıyorsunuz?” diye bir serzeniş işitmedim. Gözlerimle görmedim ama inşallah çöpler ameliyatlı hastalarla birlikte de aynı asansöre konmuyordur. 
Sanmayın ki iş bu kadarla bitti.
Asıl şoku öğleden sonra kan ve idrar tahlillerinin sonucunu almaya gittiğimizde yaşadık. Merakla beklediğimiz tahlil hanesinde hiç bir rakam yazmıyordu. Durumu sorduğumuz bir yetkili : Hastanemizde PSA kiti kalmadığı için tahlil yapılamamış. İsterseniz bir hafta sonra tekrar gelin isterseniz bir başka hastenede tahlil yaptırın.
Ne yani, 85 yaşındaki bir hastayı sabahın 09.00'undan akşamın 16.00'sına kadar boşuna mı beklettik, onca yolu boşuna mı yürütüp, dört tüp kanı boşuna mı verdik?
Kendimizden çok Balkanlar'ın en büyük hastanesi iddiasıyla kurulan hastanenin durumuna üzülerek evimize döndük. 
Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE