ANASAYFA
27 Ocak 2022 Perşembe
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ahmet Yaraş / KÜLTÜRE DAİR
ESTETİK
Yayın Tarihi: 14 Mayıs 2014 Çarşamba, 12:18
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Ahmet Yaraş - Üniversite AVM'si ve Estetik

Estetik, dilimize Fransızca'dan gelen bir kelimedir. TDK estetik kavramını; “Sanatsal yaratının genel yasalarıyla, sanatta ve hayatta, güzelliğin kuramsal bilimi, güzel duyu” şeklinde tanımlıyor. Yaşadığımız her yerde olması gereken, toplumsal yaşam için ihtiyaç duyduğumuz felsefe, mantık belki de tek başına estetik ortaöğrenimde okunması / verilmesi gereken bir ders.
Avrupa ülkelerinde yerel yönetimlerin bünyelerinde, kent estetiği daire başkanlıkları olduğunu biliyorum. Türkiye’de bu yönde bir uygulama ne yazık ki yok. Estetik kaygıları olması beklenmeyen yöneticilerin makam sahibi olması da zaten toplum tarafından gözetilmiyor. Böyle bir vizyondan yoksun bir toplum var. Kent estetiği ile çelişen o kadar uygulama var ki, kent estetiğinin insan ile kent arasında kurulan iletişimin ve aidiyet duygusunun bir bütünü olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.
    Belediyeler veya kurumlar doğru estetik değerlerle ilişkili uygulamalar yapmak zorundadır. Yoksa o kente veya kuruma hatta insanına büyük zararlar verir. Bir kentin veya kurumun geçmişi doğal ve tarihi zenginlikleri öne çıkartıldığında anlam kazanır. Geçmişi insan yapısı doğal konumu güzellikler öne çıkardığında kentler veya kurumlar değer kazanır. Çevreye gelişi güzel asılmış pankartlar, yerli yersiz konmuş tabelalar, hiç düşünülmeden birilerine rant kazandırılmak için yapılmış binalar o kentin veya kurumun ancak değerini düşürür. Zamanla içinde yaşayanların estetik düşüncesini oluşturan bu uygulamalar, ‘kitch’ bir toplum olmasına neden olur. Çünkü görsel kirlilik zamanla yaşamsal kirliliği beraberinde getirir. 
    Üniversite yerleşkelerinde bu tür uygulamalar çok daha ince elenip sık dokunmalıdır. Toplumun önde gelen kesimini oluşturan üniversiteler bu işte öncü, lokomotif olmalıdır. Çünkü o üniversitede okuyan bir öğrenciye bu binalar yaşam tarzı, ilham kaynağı olmalıdır. Tespih taneleri gibi ana yol boyunca sıralanan, müteahhit mantığıyla yapılan, estetikten yoksun, peyzajı bina rengi olarak algılayan bir zihniyet, üniversitenin de niceliksel seviyesini gösterir. Pek çok akademisyenin bu düşüncede olmasına rağmen ifade edememesi o kurum yönetiminin ne kadar demokrat olduğunu gösterir.   
    Üniversitede yıllardır Mimarlık Tarihi dersleri veriyorum. Öğrencilerime Avrupa mimarisine kaynaklık eden Roma mimarisini anlatmaya çalışırken; Roma imparatorlarının İdeal Vatandaş / Dünya Devleti olgusunu öncelikle mimarilerindeki yaklaşımla, vatandaşlarına empoze etmeye çalıştıklarını anlatmak gereği duyuyorum. Çünkü mekân ya da bina sadece insanoğlunun kullanması için değil aynı zamanda evrene bir mesaj vermek için yapılmıştır. Gerçekten Roma devlet siyasetindeki ideal vatandaş yaratmanın sözle, nutukla, öğütle değil bizzat yaşamın içindeki unsurlarla verilirse ancak kalıcı olabildiği görülüyor. Ve ancak yüzyıllar sonrasında bu binalar ve onları yaptıranlar tarih sahnesinde hak ettiği yeri alabiliyor.   
    Trakya Üniversitesi kampüsünün girişine ne üdüğü belirsiz, hiçbir mimari akıma, hiçbir değere, hatta kurala sığmayan, pek çok yapısal sorunu da hiçbir zaman çözülemeyecek olan AVM’den bozma bir ucube yaptırırsanız veya yapılmasına izin verirseniz, o üniversiteden sadece bilim değil, doğruluk, dürüstlük de bekleyemezsiniz. Üstelik bunu yapan veya yaptıran kişilerin görevlerine devam etmeleri hatta daha da yükselmelerini de kimseye anlatamazsınız. Kampüsün daha girişinde küresel sermayenin tabelaları ile karşılaşılan üniversitede, inşa edilen binaların hiçbir estetik kaygı gütmeden gelişigüzel yol boyunca konuşlandığını görmek minimum ölçekteki estetiği bıraktım, bilimle hiçbir bağlantısı olmayan insanların işleri olduğunu düşündürüyor. Üstelik bunlara izin veren etkili ve yetkili kişilerin, devlet ödenekleriyle Japonya’dan Kanada’ya, Almanya’dan Güney Afrika’ya kadar sözüm ona ‘bilgi ve görgülerini’ artırmaya gittiklerini duyunca, hatta akşam yemeklerini ‘mahremleri’ ile birlikte yurtdışında yiyen ‘makamlar’ olduğunu düşündükçe, insan kahroluyor. Toplantılarda Amerika’daki bir kampüsün insan beynine benzetilerek kurgulandığını anlatanların, bırakın bu tür uzun vadeli planlamayı her boş alana estetikten yoksun beton yığını yapmayı bunu da marifetmiş gibi girişlerine tabelalarla ilan etmeleri anlaşılır şey değil. 
Bir de yapılan doğru güzel işlere değil de sadece makam ve mevkilere yalakalıklar var ki o da başka bir yazının konusu olmak durumunda… 
    Kısaca bir kentin yerel yönetiminde veya herhangi bir kurumunda; mesleği, işi, unvanı, görevi hatta eğitimi ne olursa olsun; güzel duyu yani estetik, o coğrafyanın geçmişinden kopmuş,  egosu şişirilmiş, cebini insan olmanın önüne koymuş, kimselerde aranmaz! Bu güzelim ülkede, yaşadığımız her yerde buna dair sayısız örnek sıralamak mümkün. Sadece etrafımıza daha iyi bakmayı bilmek yeterli olacaktır. 

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Aramızdan ayrılanlar
Kasımpaşa'ya büyük fırsat!
Küçük Arda Yılın Sporcusu
TYSD'de 'Ağaoğulları' yeniden
Süloğlu eski belediye başkanı vefat etti
Pazarkule tümüyle modernize
İYİ Parti'ye yeni üyeler
850 ilaç bulunamıyor!
Atkılı formalı davet!
İba'dan İmamoğlu'na fotoğraflı tepki
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke

Böcek İlaçlama