ANASAYFA
26 Haziran 2022 Pazar
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ahmet Yaraş / KÜLTÜRE DAİR
KENTLERİN MABEDLERİ CEHENNEME DÖNÜŞÜRKEN 1
Yayın Tarihi: 10 Eylül 2014 Çarşamba, 12:13
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

(3 hafta sürecek olan bu yazı dizisi, Aylık Mimarlık Tasarım Kültür Sanat Yapı Dergisi'nin Temmuz 2014'de  392 sayısında (s.38-42) yayınlanmıştır)


Klasik Atina uygarlığında sadece genç erkek çocuklarına uygulanan eğitim modelinde zihinsel eğitimin yanında, fiziksel eğitim önemli rol oynardı. Kısaca 'Kalagogotia' olarak adlandırılan, günümüzde 'sağlam kafa sağlam vücutta bulunur' denklemi ile 'ideal güzelliğin hayranıyız' özdeyişleriyle somutlaşan yaşam biçimi, Klasik Çağ'ın da oluşmasında büyük rol oynamıştır. Roma İmparatorluk Çağı'nda ise Roma'nın Dünya Devleti olma ideali, bambaşka bir hayat tarzının oluşmasına neden olmuştur. Yunan'da ideal insan yerine, Roma kültüründe 'sisteme sadık vatandaş yetiştirme' hedefi tüm mimariyi de etkilemiştir. Yunan'da ideal insanı yetiştirme hedefinde olduğundan, makul ölçülerde, kentin surlarına yakın yerlerde, bazen kentin eğitim kurumları gymnasionlarla birlikte stadionlar inşa edilmiştir. İdeal genç erkek vatandaş olarak tam donanımlı, hümanist değerlerle yetişmiş gencin gelecekte toplum yaşamına katkı sağlaması beklenirdi. Bu yapılara giriş ücretsiz olup, site yönetimi gençlerin buralara gelmesini özendirirdi. 
Yaklaşık dört yüzyıl sonra Roma Çağ'ında kent planlamasında bilinçli olarak genelde kentin dışına inşa edilen arenalarda/circuslarda, ya da özel kamplarda yetişen profesyonel gladyatörlerin aralarındaki ya da vahşi hayvanlarla mücadelelerini, aristokrat kesimin takımlarını kent halkı bütün sorunları unutarak izliyordu. Toplum sorunlarından tamamen uzaklaşan Romalı itaatkâr vatandaş, devlet yönetimini sorgulamadan, koşulsuz bağımlı, spor yapmayı değil, izlemeyi seven kan ve gözyaşından keyif açısından nemalanan büyük taraftar grupları içinde olmayı tercih ediyordu. 
Eşsiz bir coğrafyaya sahip Anadolu, hem Yunan idealizmini hem de Roma eğlence anlayışını Hıristiyanlığın egemen olmasına kadar yani yaklaşık beş yüzyıl iliklerine kadar belki de en yoğun yaşayan coğrafyaydı. Tarih tekerrürden ibarettir derler. Bugün neredeyse aynı olgular daha farklı bir boyutta, sil baştan yine bir devlet örgütlenmesi içinde yaşanıyor.  
Anadolu'da, 1950'li yıllara kadar küçük yerleşmelerin yakın çevresinde veya rahat ulaşılabilecek uzaklıklara, kentin nüfusuna göre mütevazı ölçülerde stadyumlar inşa edilmiştir. Cumhuriyetin kutsal değerlerini ulus-devlet ülküsünü yaşatmak için halkın bayram törenlerinde gösteri yapılan bu mekânlar,  hafta sonu kentin amatör futbol takımlarına ev sahipliği de yapmışlardır. Genelde gri rengin hâkim olduğu bu yapılar, zamanla kentin renklerine bürünmüşlerdir.
Bu stadyumlar isimlerini,  Atatürk ve diğer kurucu kadrolardan, kentlerin kuruluş tarihleri veya resmi bayramlardan almışlardır. Bu isimler kentle ve kentliyle de özdeşleşerek kültürel kimlik, tarihi miras aidiyeti halini almıştır. Bu isimlerle de son yıllara kadar hiç oynanmamıştır.  (Yalova, Bolu, Adıyaman, Afyon, Balıkesir Atatürk Stadyumları, Malatya, Kocaeli, Ankara Cebeci İnönü Stadyumları, Amasya 12 Haziran, Adana 5 Ocak, Edirne 25 Kasım gibi).  Kentlerin büyüklüğüne göre değişen ve genelde yoğun bir hafriyata gerek duyulmadan kentlerin merkezinde yapılan bu stadyumların bazen sadece bir tarafına bazen iki, bazen de dört tarafına beton oturma birimleri inşa edilmiştir. Ama her şeyden önemlisi etraflarının yüksek bir duvarla kapalı olmasıdır. 
Kentlerin nüfuslarına göre çok da büyük ölçülerde olmayan ancak mutlaka bir şeref tribünü yapılan bu stadyumlar, 50-70 yaş kuşağındaki herkesin mutlaka ortak sevinç veya gönençlerine dair anıları olan kamuya ait sözlü kente bellek yapılarıdır. 
Özellikle 23 Nisan, 19 Mayıs,  30 Ağustos ve 29 Ekim bayramlarında bu stadyumlara okuduğumuz okulların flamaları altında geçit töreni yapılır, protokol tribünündekiler bizleri selamlarlardı. Bu bayramlar bazı okul ve öğrencilerin birer takıntısı haline gelebilirdi. Hele bir de disiplini ile meşhur bazı devlet okulları veya askeri okullarda okuyan gençlerin hafızalarına kazılmış simge durumundaydı. 
Bu stadyumlar kentlerin kurtuluş günlerinde bir başka süslenir, şenlik yerine dönüşürdü. O nedenle stadyum anıları, yaşayanların hafızalarında her zaman derin yer işgal eder. Çünkü bilinçaltında olsa bile Helenlerin 'Kalagogatia', Mustafa Kemal Atatürk'e atıf edilen 'Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur' özdeyişiyle büyüyen bir kuşağın mabetleri bu stadyumlardı. 
Dolayısıyla kentlerin mabedi konumunda olan bu mekânlar aslında çok şeyler ifade etmektedir. Rakip futbolcuların bazen cehennemi olan bu stadyumlar, bazen sevgililerin buluşma yeri, bazen rakip takımların seyircileri ile atışma hatta kavga mekânı haline gelmiştir. Dolayısıyla her gencin bir şekilde kent stadyumlarına dair mutlak acı veya tatlı bir anısı vardır.  Bu bazen de dilden dile kuşaklara aktarılır. Hele şampiyonluklar veya ligden düşmelerin anıları on yıllarca konuşulur durur. 
Bu mekânlarda tatlı çekişmeler yanında acılar ve somut işkenceler de yaşanmış, yaşatılmıştır. Korunaklı yüksek duvarları veya varsa ses geçirmeyen dehlizleri olan stadyumlar askeri darbelerde kentlinin zorunlu ikamet mekânları olmuştur.
Zamanla yerleşmeler büyüdü ve bu stadyumlar kentlerin ortasında kaldı. Etraflarına yapılan büyük ve yüksek binalar bu kez ev-loca işlevini görmeye başladı. Bu binalarda yaşayanlar evlerinin balkonlarından mutfaklarda demledikleri çayları yudumlayarak bu ortak heyecanı paylaşmanın keyfini uzun süre yaşadılar. Maçlarda stadyuma bakan o evlerin sahiplerine balkonlarında misafir ağırlamak başka bir keyifti.  
Büyüyen bu kentlere özel günler dışında otopark işlevlerini de karşılayan bu stadyumların etraflarını çeviren duvarlara reklam panoları asılırdı. Bunlarla amatör ruhla ayakta kalmaya çalışan kent kulüplerine bir gelir elde edilirdi. O günlere ait siyah-beyaz TV filmlerinde veya gazete kupürlerinde, genelde erkek seyircilere dönük basit reklamlar bile ne kadar naif bir yaşantının olduğunu göstermektedir.  

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Çatı onarımı yaptırılacak
Kazan onarım işi yaptırılacak
Bina işleri yaptırılacak
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke