ANASAYFA
26 Haziran 2022 Pazar
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ahmet Yaraş / KÜLTÜRE DAİR
KENTLERİN MABEDLERİ CEHENNEME DÖNÜŞÜRKEN II
Yayın Tarihi: 17 Eylül 2014 Çarşamba, 10:37
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Yerleşmelerin büyümesi ile bugün tamamen kent merkezinde kalan bu stadyumlar, kentin en değerli arazileri konumuna gelmiştir. Tabi daha önceden herhangi bir hafriyat yapılmadan oluşturulan saha ve etrafına konuşlanan tribünler özellikle sürekliliği olan yerleşmelerin merkezinde de yeraltında bulunan kültür mirasını en iyi muhafaza eden alanlar halinde revize edilmişlerdir. 
1960'lı yıllarda Avrupa'da bilim dalı olarak kabul gören Kentsel Arkeoloji ile kent merkezindeki kültürel mirasın ortaya çıkartılması ve kent yaşamına katılması sağlandı. Özellikle savaş veya yıkım sonrası özel mülkiyete ait parsellerin yanı sıra pek çok dini ve kamu yapılarının altında eski yapı kalıntıları ortaya çıkarılmıştır.  Türkiye'de ise 1975 yılında Anadolu Medeniyetleri Sergisi ile yeni bir ivme kazanan Kentsel Arkeoloji biliminde bu duyarlılık az da olsa başlamıştır. Ancak askeri darbeler, özellikle siyasi partiler kanununun getirdiği sorunlar nedeniyle, bugüne kadar kent merkezlerindeki kültür mirası gereğince değerlendirilememiştir. O nedenle koruma amaçlı imar planları ve arkeolojik kentsel sit kararlarına rağmen pek çok kentte modern yapılaşmanın altında binlerce kültür mirası yok edilmiştir. İşte bu yıkımdan, tahribat sürecinden bir şekilde korunmuş olan ve yerleşmenin kısmen ortasında kalan kent stadyumları da son zamanlarda yaşanan furyada yok edilmek üzeredir. Çünkü kentin ortasında kalan kısmen bakir, son derece değerli geniş araziler, betonfili(!)  pek çok kimsenin iştahını açmaktadır. 
2000'li yıllarda başlayan bu süreç kentin ortasındaki bu değerli kamu alanlarını TOKİ aracılığı ile kentin dışına taşımak, takas veya başka yöntemlerle ranta açma işlemi başlamıştır. Özellikle büyük futbol kulüplerinin stadyumları kamuoyunu yakından ilgilendirmiştir. Bakanlıklardaki mevcut beklentilerin yanı sıra tartışmalardaki yönlendirmeler, yeni sezona yetiştirilme müjdeleri gibi algı yönetimi ile taraftar desteği de istenilen hıza alınarak kent arkeolojisi için yine büyük katliamlar yapılmıştır. Örneğin; İstanbul'da Olimpiyat Stadyumu yapılırken, Yarımburgaz Mağarası ile belki çağdaş tarih öncesine ait kalıntılar basına yansıdığı halde zaman kısıtlılığı gerekçe gösterilerek yok edilmiştir. İnönü Stadyumu ilk yapılırken her nasılsa korunmuş eski Dolmabahçe Sarayı'nın has ahırlarına ait kalıntılar hiçbir denetime tabi tutulmadan yok edilmiştir. Yeni BJK Stadyumu her nasılsa kalabilmiş son kalıntıları da yok ederken basın 'kendince etik değerler yüzünden' bu haberleri atladı. Galatasaray Arena Stadyumu ise 2. köprü yolu üzerinde bu kez tarih değil ama doğa katliamına öncülük etmiştir.  
Son yıllarda ise büyük şehirlerdeki bu rant kavgası daha küçük ölçeklerdeki kentlere kadar yani birinci lig dışındaki takımlarına kadar gelmiştir. Yani yıllarca takımlarını birinci lige taşımak isteyen taraftarların ölümüne tuttukları takımları değil ama statları birinci lige taşınıyor. İzmir Alsancak, Ankara Cebeci, Bursa Atatürk, Adana, Diyarbakır, Sivas ve Edirne stadyumları bunlardan sadece birkaçı. 
Etik değerlere uymayan, akıl süzgecinden geçmeyen bu projelerde elbette yasal olmayan uygulamaların olmaması kaçınılmazdır. Türkiye'nin pek çok kentinde kent ortasında kalan bu stadyumlardan ciddi anlamda pis kokuların geldiği Malatya, Sivas, Adana stadyumlarına dair Sayıştay raporları basına da yansımaya başladı. 
Bu stadyumların yerlerini ranta açabilecek en kolay yol, yüksek yoğunluklu, kent merkezlerinde kalan AVM'ler, en kötü olasılıkla AVM-Rezidans binalarıdır. Kapitalist mantığın kolaycı ancak uzun vadede akıl tutulması olarak görülen bu rant aracı, yakın gelecekte kentlerin cehennemi olmaya adaydır. Yani son yıllarda kentlere gelen konuk takımın oyuncu ve taraftarlarına cehennemi yaşatan bu stadyumlar, 2000'li yıllarda AVM'ye dönüşünce bu kez kent halkının cehennemine dönüşmektedir. Çünkü otantik kent esnafını, alışveriş kültürünü yok eden AVM'ler; ahlaksal pek çok değerin de yitirilmesine, yabancı sermayenin egemenliğini sağlayarak gerçek anlamda çocuklarımızı tüketime özendiren karabasan konumuna geliyor. 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Çatı onarımı yaptırılacak
Kazan onarım işi yaptırılacak
Bina işleri yaptırılacak
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke