ANASAYFA
28 Kasım 2021 Pazar
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ahmet Yaraş / KÜLTÜRE DAİR
HOŞGÖRÜ BEKLEYEN AYASOFYALAR
Yayın Tarihi: 04 Şubat 2015 Çarşamba, 12:12
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Son yıllarda çok sayıda Osmanlı yapısının restore edildiğini sevinerek görüyoruz. Ancak bunlardan pek çoğunun konudan bihaber kişilere verildiğine de tanık oluyoruz. Taşeron firmalara verilen tarihi eser onarımında ucube restorasyon sonuçlarıyla karşılaşmak neredeyse artık sıradanlaştı. Amaç;  ata yadigârı kültür mirasının korunması ve değerlendirilmesinden çok, turizmi geliştirme adı altında duygusallık (!) olduğu anlaşıyor. 
Buna paralel yaşanan bir başka gerçeklik de, memlekette ne kadar Ayasofya kilisesi varsa camiye çevrilmesidir. Edirne dahil sürekliliği olan hemen hemen her kentte neredeyse bir Ayasofya kilisesi mutlaka vardır. 
Bütün sivil insiyatiflere karşın önce Trabzon'da ardından Kırklareli Vize'de ve İznik Ayasofya Kilisesi Camiye dönüştürüldü. Bu ucube anlayışın en son örneği Enez'de yaşanacakmış. Ayasofya kıyımlarının hikâyesi gelecekte elbette; tarih, mimarlık tarihi ve restorasyon tarihi kitaplarına ciddi şekilde konu olacaktır. Çünkü ülkenin sağduyudan uzak bu konjonktüründe -ne dersek, ne yazarsak yazalım- bu tip ihalelerin önüne geçmek, durdurmak mümkün olmayacak gibi gözüküyor. Çünkü bu 'topraklarda pişmiş aşa soğuk su katılamayacağını' tecrübeyle öğrendik. Ancak konunun yaşadığımız bu hudut kentine kadar dayandığını görünce tarih defterine işlenen ve işlenebilecek olan muhtemel suçları kayıt altına alma görevi de bir borç olarak üzerimize düşüyor. 
Enez Ayasofya'nın restorasyonunu Vakıflar Genel Müdürlüğü yapacakmış. Kiliseyi camiye dönüştürme ihalesi ise İtalyan restoratörlerin danışmanlığında, belli bir şirkete verilecekmiş. Danışmanlık ve yenileme çalışmaları için akla zarar bir ödenek telaffuz ediliyor. Bu ihale bir süre Enez kazısı ile birlikte inşaat sektöründe de istihdam yaratacaktır. Ancak uzun yıllar sonra büyük olasılıkla kara bir leke olarak bu ilçenin belleğine işlenecek. İki binli yıllara kadar Yunanistan'a olan sınırı nedeniyle turizme kapalı bir bölge olan Enez'de bu kez yanlış bir mantalite ile turizme ciddi anlamda sekte vuruluyor. 
Ayasofya kiliselerinin camiye dönüştürme hikâyesi ve bu çağrıyı politize eden olay; 1950'lerde Serdengeçti'de yayınlanan Osman Yüksel'in kısa, ajitatif ve saldırgan bir yazısı ile başlar. Tek tip din, tek tip millet hedefinin getirdiği bir takım uygulamaların sonucu olarak bu ülkede 6-7 Eylül olaylarının yaşandığını da unutmamak gerekir. Ayasofya camilerine dönüştürülen bu operasyon, 'Medeniyetler İttifakı' jargonları arasında aslında 'Medeniyetler Çatışması'na zemin hazırlamak olmasın!  Ki İspanya 'çatışma' terimini yıllarca kullanmasına rağmen reddetti.
Yoksa devlet politikası olarak yerleşmelerin eski isimlerini yapay isimlerle değiştirmekle, kiliselerin camiye çevrilmesi arasında mantalite açısından tek farkı vardır, O da birilerine kazanç sağlama pahasına rezil restorasyon örneklerine bir yenisinin daha bu coğrafyada boy göstermesidir. İlkinde yetmiş yıldır yapılan yanlışlık bugün anlaşılıyor ve eski yerleşme isimleri törenlerle yeniden eskiye dönüş yapılıyor. İkincisinde ise olağanüstü fiziki yenileme çalışmaları yüzünden mevcut kültür mirası da tamamen katledildiğinden geri dönüşü olmayan bir yola giriliyor. 
Yaşadığımız bu kenti baz alalım; örneğin çok büyük bir kısmı yıkılmış ve mimari açıdan ancak % 30'u kalmış bir yapının neresi hangi malzeme ile tamamlanacaktır? Kale içinde sekiz on metre derinlikteki sondajların arasında ibadet için cemaat nasıl yapıya ulaşacaktır? Her şeyden öte Enez'de kazısı 40 yıldır süren ancak tamamlanmamış kale içinde camiye ihtiyaç var mıdır? Yukarıda sayılan akla ve bilime zarar her biri hilkat garibesi olan restorasyonlardan sadece biri olarak tarih yapraklarında yerini alacaktır. 
Kentlerin genelde merkezinde ve paganizme ait bir tapınağın üzerine yapılan Ayasofya kiliseleri kentlerin ana ibadet merkezleriydi. O nedenle Mustafa Kemal'in de ileri görüşlülüğünde uyguladığı gibi bu yapılar, bilimsel kazılar tamamlandıktan sonra Ainos Kalesi ören yeri statüsü kazanırsa, bu muhteşem yapı belki hoşgörü abidesi olarak, ilerleyen zamanlarda 'Kent Müzesi' olarak değerlendirilebilir.   

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Engelli asansörü yaptırılacak
Belediye gayrimenkul kiralayacak
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Marküteri Parke

Böcek İlaçlama