ANASAYFA
05 Haziran 2020 Cuma
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ahmet Yaraş / KÜLTÜRE DAİR
KAĞITLAR DAĞITILDI PAYIMIZA ACI ÖYKÜLER DÜŞTÜ!
Yayın Tarihi: 16 Mart 2016 Çarşamba, 11:33
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Ne yazık ki, insanoğlunun kumar masalarındaki farklı değerleri olan birer taş olarak algılandığı bir dönemde yaşıyoruz. 
Petrol, silah ve ilaç tüccarları ile dünyayı yöneten bazı politikacılar, kumar masasındaki oyunun aktörü durumunda. Elbet tarih bunları da gelecekteki ders kitaplarında yazacak. Kimleri aktörlüğe soyunmuş kimileri de üzerinde oynan oyunların farkında bile olmayan zavallı figüranlar. Ancak bu zavallığının farkında olmaktan aciz, halen garip hırslarının peşinde.  Büyük bir yığın ise TV dizileri ile futbol takımları arasına sıkışmış,hiçbir şeyden habersiz yaşamını sürdürmeye çalışıyor.
Bu köşede makro ölçekte bir dış politika yazısı yazacak değilim. Yaşadığım bu güzel kenti direk ilgilendiren bir konuda yaşayabileceğimiz sıkıntıları sizlerle paylaşmak istiyorum. Duyan olur mu bilemiyorum. 
Beş yıl önce Arap Baharı markası ile birlikte bütün Güney Akdeniz kıyılarındaki ülkeler salınmaya başladı. Ülke olarak şuursuz bir şekilde sonunu görmeden bu yelden ne kadar nemalanırız diye düşünerek oltaya geldik. Libya ve Mısır başta olmak üzere beceriksiz dış politikada tüccarların maşası olarak belki bizde nemalanırız diye gözü kapalı maceraya atıldık. Sonuç çok büyük hüsran. 
Bu salınımın en son durağı komşumuz Suriye'ydi.  Farklı mezheplerin yaşandığı en uzun sınıra sahip komşumuz Suriye'de o güne kadar çok daha büyük sıkıntılara rağmen belki de gereğinden fazla iyi komşuluklar varken, bir anda düşman olduk. Yine kolayca oltaya gedik. 


Kısmen diğer Arap ülkelerine oranla laik bir rejimin olduğu Suriye'nin kan gölüne dönmesi için süper güçler ve onun tüccarları iş başındaydı.  Savaş aletlerinin kullanılması için bir ucuz tatbikat alanı gerekiyordu. Nihayet kırılganlığın en hassas olabileceği kadim topraklar seçildi. Önce uzun bir kaos ortamı yaratıldı. Ardından cihat hayaliyle zavallı insan müsveddeleri harekete geçirildi. Ülkenin en uzun sınırı kevgir gibi bunlara açıldı. Sınırı korumakla mükellef Roboski'nin şahin askeri etkisiz ve yetkisiz hale getirildi. İktidar cihat yaptığına inanan bu canilerle ülke olarak komşu olmaya hazırlanırken, esas aktörler devreye girdi. Kendini dev aynasında gören figüranlarına masa kenarında beleşe çay içmeleri istendi. Geçiş için kapılarını sonun kadar açan ülkelerinde kaostan beslenerek ayakta kalmaya çalışan çılgın iktidarlara tanık olduk. Ve nihayet silah tüccarlarının demode olmuş ürünlerini pazarlama işi devreye girdi. Ülke kan gölüne döndü. 
Bu kan göründe boğulmak istemeyip kaçanlar, ne ilginçtir din bezirganlığı yapan figüran ülkelere değil gâvur ellerini yaşanabilir buldular. Öyleki; can korkusuyla çocuklarını ile pahada ağır, yükte hafif sırtladıkları eşyalarla, cihatçıların geçiş yolundan Türkiye'ye geldiler. Ellerindeki avuçlarındakileri bu ilk sığınma sürecinde bitince, can havliyle deniz veya kara yolundan Avrupa kapılarını zorlamaya başladılar.  Bütün birikimlerini çoktan tüketen bu kadim millet, deniz aşırı coğrafyadakilere bile sorun olmaya başladı. AB ülkelerindeki politikacıların koltukları hatta birlik sallanmaya başlayınca, mecburen insanlığın ayaklar altına alındığı pazarlıklar başladı. Utanmazca insan bedenlerinin üzerinden yeşil banknotların sayıları konuşuldu. 
Tarih boyunca köprü görevi gören Anadolu ve Trakya belki yüzlerce göçe sahne oldu. Ancak belki de hiç biri bu kadar dramatik olmadı. Bu göçü durdurmak için sıcak para karşılığında Geri Kabul Antlaşması imzalanmış durumda. Tüm paralarını Avrupa yollarında tüketmiş olan bu halk tamamen sefil bir yaşantıya mahkum edilerek Ege'de Dikili'ye, Trakya'da ise Edirne'ye bırakılıp kaderleri ile baş başa kalması gündemde. İşte bu iki geri dönüş istasyonundan biri de Edirne. Belki de SİT alanının üzerine ne yazık ki kaçak (!) yapılmış 
Yani yakın gelecekte Edirne, daha büyük dramlara sahne olarak seçilmiş kent durumunda. 2863 sayılı yasa ile sözüm ona koruma altında olması gereken Edirne Eski Sarayı'nın üzerine kaçak konuşlanan Edirne Göç İdaresi Barınma Evi bu gidişle daha da büyüyecek. Şu an dillendirilmiyor ancak hepimiz sosyolojik ve ekonomik açıdan daha büyük sıkıntılar yaşayacağız. TV dizilerinde izlediğimiz yapay dramı kentimizde görmemiz çok uzak ihtimal değil.  
Masada kağıtlar çoktan dağıtıldı. Ne yazık ki payımıza acı öyküler düştü.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Kredi Kullanırken Hayat Sigortası Yaptırmak Zorunlu Mu?
Zevke Uygun Kol Saatleri
Forexi Öğrenmek Ücretli mi?
Aramızdan ayrılanlar
T.C. EDİRNE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDEN
54 MKNZ.P.TUG MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI MSB BAĞLILARI
T.C. EDİRNE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDEN
Bunun adı: vicdansızlık!
Roman sorunları 'ısırgan' gibi
Çilek Trakya'da da zam şampiyonu
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE