ANASAYFA
11 Temmuz 2020 Cumartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Gülseven OKALANER / Not Defterim
Bir Akyaka günü
Yayın Tarihi: 28 Haziran 2016 Salı, 10:19
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Dostlar bu kez güzeller güzeli Akyaka'dan dokunuyorum yüreklerinize... Cennetten bir köşe adeta, Muğla'nın ilçesi Ula'nın mahallesi Akyaka..! Eskiden belediye olan Akyaka, Muğla büyükşehir olunca Ula'ya  bağlanmış. Doğa harikası bir belde. Daha güzeli de "bizim" olması. Ülkemiz adeta Cennetten bir parça. Çok şanslıyız bunun kıymetini bilmeliyiz.
Bu defa uzun ayrılığımızın sebebi de Akyaka açıkçası. Çünkü buradan minik bir yazlık almak istedik, bu yüzden de  en az dört beş kez gidip geldik. 1000 km az mesafe değil, ama değiyor. Dürüst olmam gerekirse, buradan ayrılmak istemiyorum... Ki benim Edirne sevdamı, tanıyanlar çok iyi bilir. Burada yaşama olasılığını düşünüyorum, ama  ben yine de Edirnesiz yapamam. 

Akyaka'nın en gözde konaklama mekanlarından Feron Hotelin güzel  Müdiresi Ayşe Çoban hanım ve işletme sahibi Çetin Ayhan Uzun bey ve aileleri bizi burada yalnız bırakmıyor. Nohut oda bakla sofa evimizde sık sık bizi ziyarete geliyorlar. Ayrıca, Ayşe annemin dördüncü kızı gibidir ve çocukluğu bizim evde geçmiştir. Biz de böylece iki kardeş sık sık görüşebiliyoruz. 
Burada günler Saros'dan daha farklı geçmiyor. Sadece doğa ve yeni komşularımız farklı. Zaman ve mekan değişik olsa da yaşam ritmimi bozmadan yaşıyorum. Sabah saat 7 gibi güçlükle uyanıyorum. Çünkü şeker ilacı kullandığımdan bu yana uykuyu daha sever oldum. Uyanmak işkence adeta. Uyandığım gibi sabah yürüyüşüne çıkıyoruz. Ardından duş, kahvaltı, ev işleri derken yürüyüş sırasında çektiğim fotoğrafları face ailemle paylaşıyorum. Onların da bu bölgeyi tanımalarını çok istiyorum. 
Herkes istediği yerde tatil yapma özgürlüğüne sahip. Ama insan önce kendi ülkesini tanımalı. Görmediğimiz  bilmediğimiz daha nice güzellikler  var ülkemizde. Belki de ülkemden çok uzak kaldığım için biraz daha tutkulu düşünüyorum bu konuda. Ben ülkeme hasret ve aşık büyüdüm yaban ellerde. Fanatizmim bundan kaynaklanabilir. 
Eşimin öğlen uykusu sırasında yazmak için vaktim oluyor. Bazen tavla oynuyoruz.  Aslında sürekli yenildiğinden bana karşı oynamayı hiç sevmez. Her tavla oyunumuz aile  kavgasıyla sonlanır. Sürekli küçük zar atar ve buna kızdığını bildiğim için gülmemek için kendimi zor tutarım. Ama o güldüğümü bildiği  ve yenilmekte olduğu için sinirlenir. Her seferinde de, "Hem oynamayı bilmiyorsun, hem de yeniyorsun" der. Zar benden yanaysa ben ne yapabilirim ki, hayret bir şey! 

Neyse biraz atışmadan sonra akşam menüsü için tekrar aile moduna geçeriz. Hayat insanı öyle bir eğitiyor ki, herkesin hocası farklı. Nabız nasıl atıyorsa ona göre şerbet vereceksin. Yoksa büyük acılar çekersin. Oynamazsan oyun bozulur derler. Oyunu bozmak kolaydır, bozulmasın diye çabalamak zor. Ha, bu çaba doğru mu, hata mı, bunu geriye dönüp baktığınızda pişmanlık kotanızdan anlarsınız. Yaşadıklarımızı süzgeçten geçiririz ya, işte içimizi acıtanlar hep  tortular. Onlar hep içimizde kalır, kalır ve yaşadığınız, anımsadığınız sürece acıtır...!

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE