ANASAYFA
22 Haziran 2017 Perşembe
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Gönül UYANIKTIR / Günce
Doğru soruyu sormak
Yayın Tarihi: 31 Mayıs 2017 Çarşamba, 11:31
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Bazen doğru soruyu sormak insanı doğru yerlere götürüyor… Geçenlerde yerel gazetelerin birindeki bir röportajda böyle doğru bir soruya denk geldim.

Sorunun sahibi diyor ki; “Kakava’da yapılan doğru, Kırkpınar’da yapılan yanlış (ya da yapılamayan) nedir?

Yanıtını bulmak için inanın hiç zorluk çekmedim. Sanırım, aslında bu sorunun muhatabı olan ilgili ve yetkiler de bir türlü bulamadıkları o yanıtı, bu sorunun ardından ‘şak’ diye vermiştir.

 Kakava’da yapılan doğru, aslında ilginç olan bir geleneğin pek de fazla bozulmadan günümüzde de doğallıkla yaşatılıyor olması... Ama hepsi bu kadar da değil… Bu doğruyu en fazla besleyen unsur, bu geleneğin kadınlar tarafından merak ediliyor olması veya merak edilir hale getirilmesi…

Çünkü kadınlar farklı kültürleri tanımak, süslü püslü, güzel ve ilginç giysili insanları, onların nasıl ve hangi mekanlarda eğlendiklerini, ne yeyip içtiklerini, görüp bilmek ister… Güzel ve farklı olan şeyler kadınların çok ilgisini çeker, seyahat etmek, tanıyıp tanışmak, gezip görmek arzularını harekete geçirir. Kısaca, seyahat etme konusunda, erkekler kadınların eline su bile dökemez…

Kakava’yı da kadınlar merak ediyor ve kilometrelerce uzaktan kalkıp Edirne’ye geliyor. Bu bağlamda, ‘Kakava’da yapılan doğru nedir?’ sorusunun aslında ne kadar basit (kolay) bir yanıtı olduğunu görüyoruz.

Burada önemli olan doğru soruyu sorabilmek. O doğru soru, insanı doğru yanıtlara götürüveriyor…  

… Sabaha karşı Tunca Nehri kenarında yapılan eğlenceleri görebilmek için bir gün öncesinden Edirne’ye geliyorlar. Gelir gelmez de soluğu Sarayiçi’nde alıyorlar... Kakava ateşinin yakılmasını ve bu geleneğin sahibi olan Roman kökenli Edirnelilerin eğlencelerini izliyorlar…

Bu eğlenceler sırasında kimsenin kendini saklama gizleme gereği görmeden son derece doğal davranıyor, dans edip şarkı söylüyor olması da önemli bir başka etken… Normalde bir Roman genç kız veya kadını eski ve çirkin bir giysi içinde fotoğraflamanız hiç kolay değildir. Hemen itiraz eder, fotoğrafını çektirmez. Ama Kakava şenlikleri sırasında abartılı makyajlar, süslü püslü giysiler içindeki genç kızlar, fotoğraf ya da kamera çekmenize ses çıkarmaz, hatta poz verirler. Çünkü bu onlar için özel bir gündür. Makyajından giysisine çok büyük özen gösterir, günler öncesinden hazırlanmaya başlarlar. Gelinlikler nişanlıklar giyilir, herkes gönlünden geçtiği gibi davranır, doğal ve samimidir. Giysileri ve güzellikleriyle insanı adeta büyülerler. Edirneli kızların bu konuda kendilerine olan güvenleri de tamdır.

Onların bu doğal ve candan halleri, en eğlence özürlü insanı bile harekete geçirir, farkında olmadan eğlenceye katar… Çünkü öyle dost ve samimi bir atmosfer vardır ki, hiç kimse herhangi bir kusuru ya da eksiği nedeniyle kenarda izleyici olarak kalamaz. O büyük ve yemyeşil çayır, bir yandan yakılan devasa ateşin korlarının üstünden atlayanlar, diğer yandan da müziğin etkisiyle Roman usulü göbek atıp dans eden insanların oluşturduğu kocaman bir gösteri alanına dönüşür.

Kakava; gündelik yaşamın rutininden, ağırlığı ve stresinden sıyrılmak, farklı eğlenceleri izleyip, eğlenenlerin arasına katılmak, yeni lezzetler tatmak isteyen insanların Edirne’ye gelmesine neden oluyor. Gelenlerin % 80’inin kadın olduğunu söylemeye de gerek yok. Bu kadınlar konaklıyor, yemek yiyor, eğleniyor ve akrabasına arkadaşına hediyeler alıyor… Siz komşusuna, arkadaşına hediye alan kaç erkek tanıyorsunuz!? Ama kadınların istisnasız tümü, bu hediyelik işine çok önem veriyor ve asla es geçmiyor.

Kakava örneği, diğer yandan Kırkpınar’da neyin yanlış yapıldığı ya da yapılamadığını da açıkça gözler önüne seriyor … Çünkü Kırkpınar bir erkek etkinliği, sporcusu da seyircisi de erkek olan bir gelenek…

Öyleyse, öncelikle yapılması gereken; Kırkpınar’a olan ilgiyi artırmak ve bir hafta boyunca da canlı tutabilmek.

Kırkpınar Haftasını sadece birkaç konserle geçiştirmenin ne kadar sıradan ve bıktırıcı olduğunu söylemeye bile gerek yok. Geçmişte kıt kanaat olanaklarla bile yapılagelen etkinlikleri çeşitlendirmek, zenginleştirmek ve şehrin merkezine çekmek gerekir diye düşünüyorum. Kadınların ilgisini cezbedecek ve onları seyahat eder hale getirecek yarışmalar tekrar programa alınmalı. Ünlü sanatçı ve spor adamları, hatta gurmeler davet edilip etkinliklere katılmalı.

Her ne kadar bir erkek etkinliği olsa da Kırkpınar’ı izleyen kadınlar da var elbet. Ama onlar ya pehlivanların yakınları, ya da çayırda sağlık, güvenlik, iletişim konularında görev yapan kadınlar. Oysa kadın seyircinin ilgisini ermeydanına çekmek adına, örneğin güreşleri bir gün ücretsiz izleyebilme olanağı yaratılabilir… Maalesef Kırkpınar şenliklerinden kadın unsuru kalkalı bir hayli zaman oldu.

İlk olarak Kırkpınar haftası etkinliklerinin en sevimli tarafı olan çocukların yarışmaları, dolayısıyla da annelerin ilgisi ortadan  kaldırıldı. O zamanlar, ‘çocuklarımız yarışmasın, kaybedince üzülmesinler’ şeklinde gerekçeler öne sürülmüştü. Diğer yandan, ‘çocuklarımız hayatı tanısın, yarışmak hayatın gerçeği, yarışmayı öğrensinler, sosyalleşsinler’ diye düşünenler de oldu ama, bir baktık ki yarışma kaldırılmış.

Oysa bu yarışma daha renkli hale getirilip annelerle çocukların eğlenebileceği, kadın izleyicinin de dikkatini çekecek bir hale getirilebilirdi. Benzerleri bütün dünyada yapılıyor. Çocuk psikolojisi uzmanları var. Onların öncülüğünde, çocukların belleğinde sağlıklı ve güzel anıların yer edebileceği türden etkinlikler yapılabilirdi.

‘Kırkpınar Gürbüz Çocuk Yarışması’ndan birkaç yıl sonra da ‘Kırkpınar Güzellik Yarışması’na son verildi. Ve böylelikle Kırkpınarla kadınların bağı tamamen koparılmış oldu. Oysa bu güzellik yarışmaları o dönemde büyük ilgi çekerdi. Yaygın basın bile merakla izler ve sayfalarında büyük boy fotoğraflarla yer verirdi. Kırkpınar güzeli protokolde oturur, başpehlivanla birlikte fotoğraflarda yer alırdı. Bir anlamda bir erkek etkinliği olan Kırkpınar’da kadınlar adına da eşitlik sağlanmış olurdu… Bu yarışmalardan birinde o dönemin genç mankenlerinden şimdilerin ünlü şarkıcısı Demet Akalın’ın da yarıştığını ve dereceye girdiğini hatırlıyorum. 

Kısacası bu türden Kırkpınar Haftası boyunca kadınların ilgisini çekecek etkinlikler daha da çeşitlendirileceği yerde tümden ortadan kaldırıldı. Kırkpınar’dan, sadece gelecek kadın ziyaretçilerin değil Edirneli kadınların da eli ayağı çekilmiş oldu.

Tarihçesi yedi asra yaklaşan Kırkpınar’da kadınlara yönelik etkinliklerden geriye sadece ‘Yemek Yarışması’ kaldı. O’nun da birkaç kişinin özverisiyle sürdürüldüğü ve can çekiştiğini biliyorum. Oysa son dönemde Edirne’de yeme içme üzerine hayli ilginç çalışmalar yapıldı, yapılıyor. Bu konuda Saray Mutfağı, Trakya ve Balkan Mutfağı üzerine araştırmalar yapan, yazılar yazan, kısaca ünlü gurmelerle bilgi ve deneyim açısından muhatap olabilen Müşerref Gizerler’in hakkını teslim etmek gerekir. 

Kısaca Kırkpınar, her yıl baştan savma, yapılmış olması için yapılan etkinlikleri hak etmiyor. Ve bu anlayışla yapılagelen hiçbir iş Kırkpınar’a (Tarihi Yağlı Güreşe) bir artı katamıyor. Kırkpınar ve yağlı güreş, seçim dönemlerinde değişen yerel yönetimler ve sürekli baskısını hissettirmeye çalışan iktidarlar arasında kalmaktan kurtulamıyor.

Dilim döndüğünce yazıyorum. Bir kez daha yazacağım. Kırkpınar’da yapılacak çok iş var. Laf olsun diye üç beş kişiyi toplayıp görüş alma toplantıları çözüm değil… Birilerinin yılın 365 günü bu konuyla yatıp kalkması gerekiyor. Herkes kafasına göre birşeyler ekleyip çıkarmamalı.

Unesco’nun, ‘Somut Olmayan Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer almasına karşın Kırkpınar sürekli kan kaybediyor. Bu kanıksanacak bir durum değil…! Kırkpınar Vakfı bir an önce hayata geçirilmeli. Bir itiş kakış ortamı olmaktan kurtarılıp, otantik özellikleriyle yaşatılması, siyasetin ve yerel yönetimlerin baskı unsuru olarak değil, ufuk açıcı katkı sunarak yanında yer alması, gerçekten de dünya çapında bir organizasyon olması gereken Kırkpınar için şart.

Bunun için de Kırkpınar Vakfı şart... Elini taşın altına koyacak sponsorlar şart… En önemlisi de tüm bunları hayata geçirecek ve tarihe geçecek iradeler şart…     

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
Ucuz uçak bileti En ucuz uçak biletleri için arayın,
kıyaslayın ve satın alın
aloucakbileti.net   0850 500 0 737
  ÇOK OKUNANLAR
TOKİ'de uykusuz geceler
Edirne'ye Çok Amaçlı Spor Salonu
EN UZUN GÜN/ORUÇ/SOFRA
Trakya'da tek vali değişti
‘Adalet ne derse o’
Pazarı marketler vurdu
ARAMIZDAN AYRILANLAR
Güneser Ramazan'da hız kesmedi
Meriç'te iki ceset
Şimdi de çok sıcak
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi Zaman Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE