ANASAYFA
15 Ağustos 2022 Pazartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Nurhan IŞIKSEREN / Eleştirel Düşünce
‘Yürüyüş’
Yayın Tarihi: 21 Haziran 2017 Çarşamba, 09:47
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Kılıçdaroğlu'nun adalet istemli 'Yürüyüş'ü, AKP ve MHP liderlerinin kimyasını bozdu.
'Yürüyüş' karşıtı öyle sözler sarf ettiler ki, ülkenin geleceğinden kaygı duymamak elde değil. 
AKP ve MHP liderlerinin demokrasiden ne anladıklarına kafa yormanın abesle iştigal olduğunu uzun zamandır biliyoruz ama despotizm düşkünlüğünün bu mertebeye ulaşacağını beklemiyorduk doğrusu.
Aslında totaliter bir devlet yönetim anlayışının yansıması olarak da görülebilir bu tür beyanatlar. Adım adım o noktaya sürüklendiğimize işaret eden çokça gerekçe olmasına rağmen, ben iyimserliğimi korumaktan yanayım. Çünkü Türkiye'nin totaliter bir idareyi kaldırabileceğini hiç düşünmüyorum. O mertebeye kesinlikle gelinmemeli. Ülke, içinden çıkılamaz bir kaosa sürüklenir, çatı çöker hepimiz altında kalırız.
Nitekim 'Yürüyüş' de zaten ülkenin bu kaygı verici gidişatına dikkat çekmek, farkındalık yaratmak, sivil toplumu duyarlı olmaya davet niteliğinde değil midir?
Evet, 'Adalet Yürüyüşü'ne bu açıdan bakmak gerekir. Durumu çok güzel özetlemektedir zira. Eğer bir ülkede hak ve hukuk arayışı yargının siyasallaşması sonucu sorunlu hale gelmişse, ülkenin çimentosu dökülüyor demektir. Yargıya güvenin tartışmalı hale geldiği bir ülkede endişe ve kaygı artar; ne toplumsal huzur ne de toplumsal barış kalır.
Ülke bekası tehdit altında demektir. Böylesi bir ortamda şiddet içerikli siyasal dilin çözüme katkı sağlamayacağı, aksine sorunun üzerine benzin dökmekle eşdeğer olduğu da tartışma götürmez.
Bu bağlamda, Enis Berberoğlu özelinde bir adalet arayışının söz konusu olmadığını/olamayacağını belirtmekte yarar görüyorum. Bir CHP milletvekili tutuklandı diye Kemal Bey'in yollara düştüğünü söylemek ise, fotoğrafın tamamını görmemek kanımca. 
Dokunulmazlıkların kaldırılmasının yanlışlığı, sonucu tartışmalı 16 Nisan Referandumuna zamanında tepki gösterilmemesi gerekçe gösterilerek Kılıçdaroğlu elbette eleştirilebilir. Bu eleştirilerin haklılık payı da vardır.
Dahası, bu köşenin değerli takipçilerinin yakından bildiği gibi, Kemal Bey'in CHP'yi yönetme tarzının bizatihi kendisinin sorunlu olduğunu vurgulayan ve yol gösterici eleştirilere yer veren onlarca yazım var.
Ancak, bu “Yürüyüş” özü itibarıyla bir kişiye mal edilemeyecek, hatta CHP ile sınırlandırılamayacak kadar geniş bir toplumsal alanı kapsamaktadır. Ana muhalefet partisi sadece görevini yerine getirmekte, işlevi buharlaşan parlamentoda  
'çelik-çomak oynayarak' vakit geçirmek yerine, rejim değişikliğinin yol açtığı/açacağı sorunların daha iyi anlaşılması için eylem yapmaktadır. Dolayısıyla bu 'Yürüyüş' özünde,  AKP liderliğinin kendi tabanını konsolide etmek ve iktidardan düşmemek için ısrarla uyguladığı ötekileştirici, kutuplaştırıcı politikalar sonucu toplumda yaşanan yarılmadan; ülke yönetiminin totaliter bir alana sürüklenmesinden kaygı duyan toplum kesitinin itirazını yansıtmaktadır.
'Yürüyüş', aynı zamanda, ülkede demokrasi kültürünün gelişebilmesi için demokrasiye kurum ve kurallarıyla sahip çıkmak gerektiğini de vurgulamaktadır. Sandığa indirgenen demokrasi anlayışı ile ülkeyi yönetmenin doğurduğu sorunları, çoğulcu ve katılımcı demokrasinin günümüzde ne denli önemli olduğunu gözler önüne sermektedir.
Hal böyle iken, 'Yürüyüş'ü önemsizleştirmek, anlamsız kılmak ve hatta tehditler savurarak engellemeye çalışmak, sadece ülkenin içinde bulunduğu gergin duruma değil, sürüklenmekte olduğumuz daha gerilimli bir geleceğe de olumsuz yansıyacaktır. 
Bu nedenle, ülke yönetiminin normalleşmesi, tekrar demokratik, laik, hukuk devleti çerçevesine oturtulmasının gerekliliğine vurgu yapan 'Yürüyüş', hükümet tarafından tahrik ve tehdit edilmemeli, salimen sonlanması için üstün gayret gösterilmelidir.
Ve…
'Yürüyüş'ü 15 Temmuz darbe teşebbüsü ile aynı kefeye koyan nafile çabalardan, yani lüzumsuz ve gerçeği yansıtmayan suçlamalardan özellikle uzak durulmalıdır. 
'YÜRÜYÜŞ' FETÖ VE PKK'YA DESTEK MİDİR? 
AKP yönetici elitleri ile medyadaki temsilcilerinin iştahla öne çıkardıkları böylesi iddiaların iler tutar yanı yok tabii. Ama atış serbest olunca dilde de kemik aranmaz.
Bir kere öncelikle şu gerçeği görmek lazım: Ülkeyi 15 yıldır yöneten AKP döneminde palazlanmadı mı FETÖ; PKK yine bu dönemde mevzi kazanmadı mı, şehirlere yerleşmedi mi?  
Efendim neymiş, CHP içinde FETÖ'cüler varmış? Olabilir, kimse onlar teşhir edilir ve gereği yapılır. Devlet kurumlarında sızmadık yer bırakmamış bir örgütün CHP'de de ayak oluşturmak için gizli teşebbüslerde bulunmuş olabileceğini düşünemeyecek kadar saf değiliz herhalde.
FETÖ'nün, bir dönem İspanya'da varlık gösteren CIA bağlantılı OPUS DEI örgütü ile arasındaki benzerliğe, 1982'de iktidara gelen İspanya Sosyalist Partisi'nin devlet,  finans-iş dünyası, medya, eğitim kurumları, üniversitelerde bu örgütün kökünü kazımak için yıllarca mücadele ettiğine dair bilgilere bu köşede yer verdiğimizi hatırlayacaksınız. 
(AKP-Yeni Türkiye-CHP/6, Aralık 2014)     
Demem o ki, FETÖ ile mücadele akamete uğramamalı, kararlılıkla sürdürülmelidir. 
Ancak, FETÖ'nün devlet kurumlarına örgün şekilde sızması, 15 Temmuz cüretini gösterecek noktaya gelmesinin asıl sorumlusu AKP iktidarlarıdır. Tarihe geçmiş bu acı gerçek, CHP'ye yapay sorumluluklar yükleyerek, 'Yürüyüş' ile ilişkilendirmelerde bulunarak örtbas edilemez, hafifletilemez.
Öyle anlaşılıyor ki, CHP'nin 'Yürüyüş'ün amaç ve hedeflerini sıkça dillendirerek bilgi kirliliğine izin vermemesi gerekiyor. 
Eylemin çerçevesinden taşmaması, olası provokasyonlara karşı tedbirli olunması, yani CHP'nin omuzlarında taşıdığı sorumluluğun bilincinde hareket etmesi de çok önemli kuşkusuz… 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Bakım ve onarım işleri yaptırılacak
Kırtasiye malzemesi alınacak
Bakım ve onarım işleri yaptırılacak
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke