ANASAYFA
26 Temmuz 2017 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Orkun AKMAN / #Çengelli İğne
Gitme görünümlü gidememeler
Yayın Tarihi: 10 Temmuz 2017 Pazartesi, 11:24
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

“Bu günlerde herkes gitmek istiyor” diyor şair…
Ve ekliyor:
“Küçük bir sahil kasabasına,
Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...
Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey...”

Üniversiteden yeni mezun olan 20'li yaşların başındaki genç dostumuz da gitmek istiyor, 30'lu yaşların başındaki arkadaşımız da…
40 yaşındaki meslek erbabı abimizin de çekip gidesi var, 50'sinde, 60'ında hatta 70'indeki amcamızın / teyzemizin de öyle. 
Ama giden yok. 
Gidebilen yok. 
Çünkü hep bir şeyler engel.
Monotonluk havuzuna o kadar alışmışız ki, iki adım uzağımızdaki denizi dahi göremiyoruz. 
“Küçük bir sahil kasabasına yerleşeceğim” mottosu hemen hemen her yaş grubunun emeklilik hayali olarak başköşede duruyor. Ülkenin mutsuzluğu, toplumun bozuk psikolojisi de göz önünde bulundurulduğunda küçük bir sahil kasabasına yerleşmek isteyen on milyonlarca insan beliriyor etrafımızda.
Oysa memleketimizin sahil köşelerine baktığımızda durum hiç de onu göstermiyor. Yaz sezonunda 5 milyondan fazla tatilciyi ağırlayan Bodrum'un yerleşik nüfusu 170 bin. Tatil cenneti Marmaris'in nüfusu ise 80 bini zar zor geçiyor. Kışın Ayvalık, Çeşme sokaklarında in cin top oynuyor. Didim'de, Assos'ta yön soracak insana zor rastlarsınız mesela. Çok uzağa gitmeye de gerek yok. Saros'un en çok tatilci çeken noktası Erikli'de kışın alacak ekmeği zor bulursunuz. 
Demek ki neymiş? Herkes bir sahil kasabasına gitmek istiyor ama gidemiyor. Aslında gidiyor da derisini bronzlaştırmaya. Bu da, toplum olarak kaçışlarımızın bile yıllık izinler dahlinde ya da sıcak havanın verdiği psikolojik şartlar doğrultusunda gerçekleştiğini gözler önüne seriyor. 
Ve ne yazık ki deniz anlayışımızın sadece Temmuz ve Ağustos aylarından ibaret olduğu, deniz deyince aklımıza ilk olarak kum ve güneşin geldiği gibi bir gerçek de var. 
3 tarafı denizlerle çevrili memleketimizin 8 tarafı da denizlerle çevrili olsa bu değişmeyecek. Çünkü deniz denilen mavilik, toplumumuzun azımsanmayacak çoğunluğunda sadece tatili ve serinlemeyi ifade ediyor.
Ve sırf bu yüzden deniz kıyındaki sahil kasabaları kışın hayalet kasaba görünümüne bürünüyor.
Bu yüzden tatil sezonları birkaç kozmopolit tatil yöresi dışında 1,5 - 2 ay kadar kısa sürüyor.
Bu yüzden yazlıklar günlüğü 400 - 500 TL'ye; ve bu yüzden pansiyonlar / oteller günlüğü kişi başı 150 - 200 TL'ye alıcı / alıcılar buluyor.
Oysa deniz; sporu, lezzeti, gastronomiyi, aktiviteyi, ulaşımı, ekonomiyi, ticareti, eğlenceyi ve dinginliği de temsil eder. 
Ve en önemlisi gitmeyi… 
Gidebilmeyi…
Demiş ya Can Yücel, “Bu günlerde herkes gitmek istiyor” diye.
Ama gidemiyor.
Çünkü;
“En kötüsü alışkanlık.
Alışkanlığın verdiği rahatlık…”

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
Ucuz uçak bileti En ucuz uçak biletleri için arayın,
kıyaslayın ve satın alın
aloucakbileti.net   0850 500 0 737
  ÇOK OKUNANLAR
Akay'a son görev
Kendi gitti adı kaldı
'Hedef dipdiri bir Edirnespor'
ARAMIZDAN AYRILANLAR
Ragbinin sultanları
‘Kaçak sigara mantar gibi’
Sadık Ahmet sevgisi
Sınırda kaçak göçmen ordusu
Altunhan Katar'da
Saadet kongreye doğru
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi Zaman Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE