ANASAYFA
23 Eylül 2017 Cumartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ziya GÖKERKÜÇÜK / SOLDUYU
YURTTAŞ OLMA GÜNÜ; 9 TEMMUZ
Yayın Tarihi: 17 Temmuz 2017 Pazartesi, 12:35
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Bazı önemli günler vardır; ulusal, dini veya özel. Dini günleri kutlama geleneği asırlardır olduğundan olsa gerek düzenli olarak kutlanır. Ulusal günlerimiz ise tatildir sadece, kutlama anlamında bir şey yapmayız. Cumhuriyet; bize ulusal günlerimizi sahiplendiremedi ve biz cumhuriyet, ulusal egemenlik günlerinin önemini kavrayamadık. Resmiyetten kurtarıp halklaştıramadık. Karşıtları da yok olmaları için her yolu planlı olarak denedi ve başardı.

Ama 9 Temmuz öyle değil. Milyonlarca insanın kendi emeği ve yüreği ile katıldığı bir gün oldu 9 Temmuz. Bu güne kadar önemini anlamadığımız parlamenter cumhuriyetin önemini anladığımızın beyanıdır 9 Temmuz. Dağılan imparatorluk sonrasında sığındığımız Anadolu’da kurulan devletin değerinin anlaşıldığı gündür 9 Temmuz. Binlerce kitap ile evrensel aydınlanmayı, 1789 Fransız aydınlanmasını kavrayan liderin; yurttaş olun dediği coğrafya insanının, nihayet kitlesel olarak yurttaşlığını anımsadığı gündür 9 Temmuz.

9 Temmuz’u dileyen dilediği kadar küçümsesin, değersizleştirsin, soruşturmalar açsın… Unutulmaz gündür ve Yurttaş Olma Günü’dür.

Yurttaş olmanın ilk kuralı da kentli olmaktır. Kentli olmadan yurttaş olunamaz.

Kentli olmak; kentte olanlardan haberdar olmak, mahalledeki veya sokaktaki kamusal ortak alanları korumaktır. Mahallede sadece elektrik hattı altında kalan yeşil alanın bir derneğe verilip ticari mekâna çevrilmesine karşı çıkmaktır.

Kentli olmak; kentin kültürüne, sanatına, tarihine, geleceğine dair etkinliklere gönüllü katılma ve destek olup söz söyleme hakkını elde etmektir.

Kentli olmak; merkezi ve yerel iktidarlardan ve de herhangi çıkar grubundan bağımsız olarak sadece kent sevdasıyla, kentlilik sorumluluğu ile kentini sevmek, kentte katkı sunmak amacıyla örgütlenmek ve bu örgüt kanalı ile yönetime dair düşünce üretmektir.

Kentli olmak; ev veya işyerindeki titizliği kamusal alanda da korumaktır. Evde odaya atmadığın çöpü sokağa da atmamaktır. Kenti yönetenlere örgütlü olarak sesini duyurmaktır. Kent yöneticilerinin kentli için yaptıkları iyi çalışmalara destek olmak, yanlışlara ses çıkarmak ve itiraz etmektir.

Kenti kent yapan mimari yapısı, tarihi anıları, yaşayanların kurallarıdır. Doğan Hasol’un kitaplaştırdığı gibi; “Mimarlar Dik Durur” ve kentten yana güzel şeyler çizerler. Çizerler de uygulayan var mıdır? Bu nedenle belki Pier Vittorio Aureli; “Mimarlar Neden Hala Çiziyor?” diye sorar kitabında.

Kentli olmak derken kentleşme ve kentlileşme arasındaki ayrıma da dikkat etmek gerekir. Kentleşme; kırdan kente yaşanan göç sonrası kent nüfusunun ülke içerisindeki payının artmasıdır. Kentlileşme ise; kırdan kente göç sonrasında kentlerde yoğunlaşan insanların ekonomik ve sosyal bakımdan kırın özelliklerinden arınarak, kente özgü özellikleri kazanmasıdır.

Kentleşme bir evredir ve kaçınılmazdır. Önemli olan bu kaçınılmazı değişerek yaşamaktır. İnsanlığın kazandığı az ile yetinme, doğa ile bütünleşme kültürünü yok ederek tüketim ile kendini var eden düzene geçtiğimizden beri kentlerimiz birer ticari meta alanına dönüştü. Kentleri yıkarak yeniden kurmayı başarı olarak gördük. Ruhlarımız, kültürümüz dönüşmüştü önce ve adına kentsel dönüşüm denen yıkımlar başladığında sesimizi çıkaramadık.

Gideon Sjoberg, teknolojiyi belirleyici etken gördüğü “Sanayi Öncesi Kent” adlı yapıtında kentleri; (1)sanayi öncesi, (2)sanayileşmekte olan ve (3)sanayi sonrası kentler olarak sınıflandırmıştır. Karl Marx ise ekonomiyi belirleyici olarak kullanarak; toplumları (1)ilkel, (2)köleci, (3)feodal, (4)kapitalist ve (5)sosyalist olmak üzere beşe ayırmıştır. Bu kademelenmede kentlerin burjuvazi ile birlikte doğduğu görülür. Ülkemizdeki sancı sosyalist olmaya giden yolda kapitalist ilişkileri de kullanarak feodal düzene dönüşte ısrar olabilir mi?

Bugünden bakınca kır denince; feodal ilişkiler, dinsel ve yönetsel işlevler, kent denince; ekonomik işlevlerin ağırlık kazanması akla gelir. Feodal dönemin insan yerleşmelerinde varlıklılar ve seçkinler kentlerde; yoksullar, azınlıklar, istenmeyen öğeler ise kırda, çevrede yer alırdı.

Bugün ülkemizde de % 75 kentlerde yaşıyor ise kentli olmak kaçınılmazdır.

Sorulacak soru; Kentlerin ekonomik tanımları çağrıştırması ve burjuvazinin egemen olması gerekirken feodalizm unsuru olan dinsel ilişkiler, ekonominin dinsel kümelenmeler eliyle yürütülmesini nasıl değerlendireceğiz?

İşte laik, aydınlanmacı, feodaliteden arınmış insanların, kentlilerin; kentlilik ve yurttaşlık bilinci ile siyasi iktidarın dinsel fanatizmi öne çıkarmasına karşı yürüyüştür 9 Temmuz. Bu nedenle yurttaşlık günüdür, bu nedenle gelecekte de önemlidir.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
Ucuz uçak bileti En ucuz uçak biletleri için arayın,
kıyaslayın ve satın alın
aloucakbileti.net   0850 500 0 737
  ÇOK OKUNANLAR
Acılı babanın feryadı!
Polis adayı herkesi üzdü
Zübeyde Hanım'da yıkım
‘Uzmanlara danışılmadı’
Haydi 25 Kasım'a
ETB'de Öztürk yeniden aday
Ulus'un emek pazarı
Pirinçte kimlik tespiti
3 mahallede 4 saat elektrik yok
Kupadaki tek Trakyalı Edirnespor
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi Zaman Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE