ANASAYFA
19 Kasım 2017 Pazar
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Nurhan IŞIKSEREN / Eleştirel Düşünce
Yeme bizi Kemal Bey! (2)
Yayın Tarihi: 06 Eylül 2017 Çarşamba, 08:16
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

İlk bölüme gösterilen ilgi, CHP'nin iktidar sorununun tartışmaya muhtaç yanını çok güzel önümüze getirdi. Değerli okurdan gelen değerlendirme ve eleştiriler,  sosyal medyada oluşan tartışma ortamı, ikinci bir yazının da yolunu açtı.
CHP tabanını öğrenilmiş/öğretilmiş/ kabullenilmiş çaresizlik kapanına mahkûm eden nedenleri ortaya seren yorumlar dikkat çekiciydi. Yanı sıra, CHP'nin iktidar sorununa çare konjonktür kaynaklı bir iktidar beklentisi var ki, üzerinde ehemmiyetle durmak elzem. 
Adalet Yürüyüşü sonrası Adalet Kurultayı ile devam eden sürecin toplumsal muhalefetin öncülüğünü CHP'ye yüklediği iddiası çok yaygın hale geldi. İktidar yolunu açan kesin bir verili durum şeklinde de değerlendiriliyor. Peki, hakikaten böyle midir? Yazıda bu soruya da cevap arayacağız.   
Ama önce statükocu, verili durumu esas alan bakış açısına dair laflayalım biraz.
Önceki bölümde bu mahut sorunun altını şöyle çizmiştim: 
//“2019'da AKP'yi devirmek önemli, şimdi birlik zamanı, defolarımızı görmezden gelelim…” şarkısını çalan 'bozuk plak' yine devrede ve CHP üyesini güzelce oyalıyor.//
CHP'nin yakın tarihine ilgili herkesin bildiği bu durum, Baykal döneminde de böyleydi. Kılıçdaroğlu dönemine özgü değildir yani. 
Parti içi iktidarı öncelikli addeden lider ve etrafının, dolgu malzemesi muamelesini reva gördüğü örgüte iktidarsızlık halini kanıksatmak için kullandığı manüplatif amaçlı servis edilen bir hikâyedir. 
Hatta öyle bilinçli yapılır ki, yanı sıra ülke oy havuzundan 'sağ'ın kepçeyle, 'sol'un ise kaşıkla nasiplendiği dillendirilir. Diğer bir ifadeyle, 'sol'un oylarının yüzde 30-35 bandında gezindiği gerekçe gösterilerek (sanki CHP sadece 'sol'dan oy alıyormuş gibi. Üstelik hangi sol?)  iktidar hedefi silikleştirilir. Erişilmesi mümkün olmayan bir hedef haline getirilir. 
Ne var ki, parti içi iktidar söz konusu olduğunda akan sular durur. Ayak oyunlarının bini bir paradır. Kurgulanmış kongrelerde mevcut lidere ve oligarklarına güç aktarmak esastır.
Kongre seçimlerinde demokratik işleyiş sadece laftadır, şekilseldir. 
Dolgu malzemesi üye yapısı, talimatla oy verecek üye yazılımları, bu antidemokratik, feodalizmi çağrıştıran işleyişin temelini oluşturur.
Ve artık bizzat Kemal Bey tarafından ifşa edildiği gibi, bu işleyiş için belediye başkanları biçilmiş kaftandır. Ellerinde 'koltuk gücü',  maddi kaynak olduğu için genel merkez oligarklarının her daim gözdesidirler. 
Başkanlar da kendi geleceklerinin, 'yukarıya' verecekleri hizmetin kalitesine bağlı olduğunu çok iyi bilirler. Sadece belediye başkanları üzerinden yürüyen bir sistemden bahsedilemez kuşkusuz. Tüm belediyeler CHP'de değil çünkü. Belediye başkanlarının eksikliğini, genel merkez hizmetine hazır ve nazır, kendine bağlı üyesi ve maddi olanakları yerinde 'ekip amirleri' doldurur. Hiç kuşku yok ki, etnik ve mezhep temelinde kontrol edilen üye kümeleri de vardır ve etkilidirler. Örneğin Kemal Bey döneminde Alevicilik, aday belirlemede daha etkin bir faktör haline gelmiştir. 
Kaldı ki, Kemal Bey'in CHP'nin başına kaset operasyonu ile getirilişinin bir amacı da, Sünni tabandan beslenen AKP karşısında Alevi oylarının CHP'de tahkim edilmesidir.  
Kemal Bey'e yıllardır danışmanlık yapan Ali Haydar Fırat, Alevi oylarının CHP'de tahkim edilmesinde Kemal Bey fonksiyonunu, “CHP-AKP Ekseninde Türkiye'nin Siyaseti” başlıklı kitabında çok güzel ortaya koyuyor. Tavsiye ederim.
Özetlersek, yığma, dolgu malzemesi üye yapısı, lider ve genel merkez odaklı antidemokratik yönetim tarzının beslenme çantasıdır. Ve Kemal Bey de, üstelik daha Aralık 2012'de dillendirdiği sağlıksız ve kötü örgüt yapısına konforlu şekilde yaslanarak CHP örgütünü güzelce kontrol altında tutmaktadır. Koltuğunu da tabii… 
O koltuğa oturmasında etkili parti dışı odakları dikkate almamak naiflik olur. Baykal'ın genel başkanlık koltuğunu dışarıdan yapılan bir operasyon sonucu boşalttığı, gözümüzün önünde gerçekleşmedi mi?
Baykal'ın otoriter parti yönetim tarzından rahatsız örgütün başaramadığını, 'o kaset' yapmadı mı? Bu da örgütün nasıl kontrol edildiğini, parti enerjinin nasıl örselendiğini açıkça göstermiyor mu? 
Şüphesiz çok sayıda özgür, bilinçli, erdemli CHP üyesi var. Ancak yukarıda ayrıntılı değindiğim yönetim stratejisi nedeniyle yığma üye, parti aidiyeti gelişmemiş, sadece birilerinin yönlendirmesiyle üye olmuş partililer kongrelerde belirleyici etkiye sahiptir. 
Somut bir örnek vereyim. Yaz aylarında sıkça Enez'de olurum. Kuzey Ege Edirne'nin güneyi, Edirnelilerin yazlık bölgesidir. Dini bayramlar son yıllarda yaz aylarına denk geldiği için Edirne'nin güney ilçelerindeki parti bayramlaşmalarına katılır ve partinin önde gidenlerinin konuşmalarını zevkle dinlerim. Bayramlaşmanın resmi kısmından sonrası daha faydalı olur. Serbest ortamda daha rahat konuşan partililerin, altını çizdiğim sorunlara ne denli vakıf olduklarını ve çözüm odaklı düşündüklerini görür umutlanırım. Bu sene yine öyle oldu. Meriç ilçesinde resmi toplantı sonrası uzun bir sohbet ortamı oluştu. Bir partilinin paylaştığı bir tespit, herkesi şaşırttı. Malumun ilanıydı ama “bu kadar da olur mu” dedirtecek cinsten bir bilgiydi bu.
Bayram nedeniyle Edirne örgütüne kayıtlı 11 bin üyeye kutlama gönderen partilinin mesajı 6500 civarı üyeye telefon numarasının sağlıksız olması nedeniyle ulaşmamış. 
Muhtemelen genel merkez kayıtlarından elde edilen telefon numaralarının işlevsizliği, parti yönetim birimleri ile partililer arasındaki iletişimin düzeyini de gösteriyor tabii.
İşte böylesi bir yapıyla kongreler sürecine girecek CHP. Çıkacak sonuçları kestirmek zor olmasa gerek.
AKP karşısında güçlü bir CHP'nin ancak bu kamburdan kurtulması ile mümkün görülebileceğini bir kez daha vurgulamış olalım.
Dolayısıyla; “zaman kötü, CHP'yi yıpratmayalım” türünden yaklaşımlar CHP'yi ileri taşımayacağı gibi ayak bağıdır. Yıllardır CHP'ye zaman kaybettiren bu yaklaşımın aşılması ve gerçeklerle yüzleşmeyi sağlayacak, yeni bir dere yatağı kazacak dinamiklerin zemin bulması fevkalade önemli ve önceliklidir. 
Parti yönetimi, örgüt kültürü ve işleyişi hakkında öne çıkardığım bu sorunlar çözüme kavuşmadan CHP'nin ülke demokrasisini geliştirecek bir parti konumuna gelmesi, ülkenin kötüye gidişine set çekecek hamleleri gerçekleştirmesi olası değildir.
Ankara'dan İstanbul'a yürüyen Kemal Bey'in performansı takdire şayandır kuşkusuz. 
AKP yönetiminin ülkeyi uçuruma sürüklemesinden rahatsız toplum kesimlerine umut vermiştir. Maltepe mitingine coşkulu katılım da bu uzun “Yürüyüş”ü kitlesel eyleme dönüştürmüş ve halkta karşılığı olduğunu göstermiştir.
Adalet Kurultayı'nın ise,  9 Temmuz'da sergilenen duyarlılığı diri tutmuş gözükse de sonuç alıcı hamleler açısından etkili olduğu pek söylenemez.
'Bilgiye dayalı siyaset' anlayışına dayalı sorun tesbiti ve çözüm önerileri açısından önemli bir çalışmadır. Ülkede adalet yoksunluğunun hangi boyuta geldiği ayrıntılı görülmüştür. Ama o kadar…
CHP'nin,  referandum sonrası toplumsal muhalefetin dinamosu konumunu pekiştirmek için attığı adımların nasıl sonuç vereceğini bugünden kestirmek kolay değil. 
Sağ muhafazakâr kesimden oy devşirmek için Kemal Bey'in attığı taklaların sadece hezimet doğurduğu ise biliniyor. Üstelik tüm bunlar parti kimliği geriye itilerek yapılmıştır/yapılmaktadır.   
Şimdi de 2019'da yüzde 51'e odaklı siyaset mühendisliği devrededir. Başarı getirmesi birçok parametreye bağlı bu sürecin sonuçlarını öngörmek kolay olmasa gerek.   
Ancak şunu görüyoruz; CHP'ye yön veren akıl, AKP karşısında gelişen toplumsal muhalefeti CHP çatısı altında toplamayı iş edinmiştir. 
Kemal Bey'in attığı adımlar, bu yön verici aklın izlerini taşımaktadır.
Ve bu 'akıl', toplumsal muhalefeti arkasına almış CHP'yi AKP karşısında baskı unsuru yapabileceği gibi, 2019'da yoluna AKP ile devam etmeyi de hesaba katacak kadar kurnaz bir akıldır.
Dolayısıyla dış dinamiklerin üzerinde epey hak sahibi AKP'yi iktidardan düşürebilmek için, siyasi kimliğini geri plana asla atmayan, temsil ettiği dünya görüşüne sahip çıkan bir yönetimin CHP'de iş başına gelmesi gerekli görünüyor. 
CHP örgütünün kongreler sürecinde 'müsamere siyaseti'ne teslim olmaması, koşulları değiştirecek adımları atacak iradeyi ortaya koymasını gel de önemseme…    

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
Ucuz uçak bileti En ucuz uçak biletleri için arayın,
kıyaslayın ve satın alın
aloucakbileti.net   0850 500 0 737
  ÇOK OKUNANLAR
Av. Türkay, İYİ Parti İl Başkanı
7 saat 15 dakika Edirne'de
Hayvancılık böyle bitiyor!
Yerel yönetimlere 'yurtdışı' şartı
Bisiklet yola hasret
Özel kuzenlerin başarısı
ARAMIZDAN AYRILANLAR
‘Zamanlama hatası olmuş’
Dersleri ‘Kavala’
Kurtuluş Yürüyüşü
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi Zaman Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE