ANASAYFA
28 Kasım 2021 Pazar
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ahmet Yaraş / KÜLTÜRE DAİR
İLHAN KOMAN VE EDİRNE
Yayın Tarihi: 27 Eylül 2017 Çarşamba, 08:15
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Türkiye'nin pek çok üniversitesinde güzel sanatlar fakülteleri içinde ise resim ve heykel bölümleri vardır.  Bu bölümler bu fakültelerin olmazsa olmazıdır. Hatta sayıca oldukça az olsa da güzel sanatlar liselerinde de bu bölümler mevcuttur. Olmalıdır da. Türkiye'nin hemen hemen tüm kentlerinde müzelerimiz var. Büyük kentler başta olmak üzere çok sayıda resim, heykel galerisi mevcuttur. Bunlarda yüzlerce heykel resim koleksiyonu var. Bunları görmeye gelen milyonlarca yerli ve yabancı görmeye geliyor. 
Geçen hafta bu konuyu gündemine alan politikacı, ''Bizim değerlerimize ters''  demiş. Biz kimiz onu anlayabilmiş değilim. 
Türkiye Cumhuriyet'in ilanından önce Mustafa Kemal Atatürk, 22 Ocak 1923 yılında Bursa'da yaptığı konuşmasında; "... Dünyada uygarlığa ulaşmak, ilerlemek, gelişmek isteyen herhangi bir ulus ister istemez heykel yapacak ve heykelci yetiştirecektir. Anıtların şuraya buraya tarihsel anılar olarak dikilmesinin dine aykırı olduğunu ileri sürenler, şer'i hükümleri gereği gibi araştırıp incelememiş kişilerdir... 
... Heykelciliği en yüksek derecede ilerletecek ve yurdumuzun her köşesi atalarımızın ve bundan sonra yetişecek çocuklarımızın anılarını güzel heykellerle dünyaya ilan edecektir..."

Atatürk'ün konuya duyarlı yaklaşımı sonraki yıllarda da devam etmiş, heykel sanatının yaygınlaşması ve halka benimsetilmesi amacıyla önemli meydanlara konulmak üzere, yaşanan zaferleri ve değerli komutanları konu alan anıt heykellerin yaptırılması düşünülmüştür. Fakat ülkemizde anıt heykel yapımı için gerekli teknik imkânların olmaması ve anıt heykel yapımı konusunda yeterli tecrübeye sahip sanatçılar henüz yetişmemiştir.
Meydanlara konan pek çok heykel bağnaz kişiler tarafından tahrip edilmiş ya da çok çirkin kitch heykel bozuntuları etrafımızı sarmıştır. 
Diğer heykeller bir yana Atatürk'e benzemeyen sanattan mahrum pek çok hilkat garibesi üniversitelerimizin,  hatta fakültelerimizin önüne törenlerle konuldu. 
Velhasıl heykel sanatı ne yazık ki sanatın en etkileyici dilinden öte bu topraklarda çoğu zaman sanattan öte her daim propaganda amacı olarak kullanılageldi. 
Yurtdışında kentlerin mobilyaları hatta kimlikleri haline gelen heykeltıraşlık eserlerini gördükçe esas olması gereken toprakların bu coğrafya olduğunu iliklerinize kadar duyumsuyorsunuz. Çünkü günümüzden 12.000 yıl önce Göbekli Tepe'den başlayan heykel sanatının sayısal açıdan en çok ve en güzel örnekleri tarihte bu topraklarda hayat bulmuştur.  Bu topraklardan pek çok eser antik dönemden bu yana biz yeterince sahiplenemediğimiz için kaçırılmıştır. Kırılmıştır. Kireç yapılmıştır. Yani MS 5.-6. yüzyılda başlayan Ikonaklazma dönemi ne yazık ki nerdeyse fasılalarla devam ede gelmiştir. Bugün yurtdışındaki müzelerde sergilenen o heykelleri getirebilmek için milyonlarca dolar, avukat ve mahkeme masrafı ödüyoruz. Diğer taraftan gelen bu heykellerin ''değerlerimize ters'' anlayışı yüzünden komik çözüm yolları arıyoruz. Yani kurucu değerlerimiz ve çağdaşlaşmak yerine en azından arafta kalmayı bir marifet sayıyoruz.  
İşte bundandır ki ancak bir avuç heykeltıraş, bu topraklarda hayat bulabilmiştir. Bunların bir kısmını da askeri darbeler ve baskılarla uzak diyarlara kaçmak zorunda kalmıştır. Çünkü burada kalan bizim yüz akı bir avuç sanatçımızın eserleri tükürüklere, iş makinalarının bağnaz hukuk dışı yıkıcı darbelerine maruz kalmıştır. 
İşte bu sanatçılardan biri de Edirneli İlhan Koman'dır. Bu köşede onunla ilgili daha önce de yazı yazdım. Ancak geçen hafta İstiklal Caddesi Galatasaray Meydanı'nda Yapı Kredi Bankası'na ait  bina yeniden açıldı. Bu kez içine İlhan Koman'ın dünyanın en önemli çağdaş eserlerinden biri olan Akdeniz Heykeli kondu. Görülmeye değer eser, belki kendini koruma altına almış hissederek artık içerden dışarıyı izliyor.  Ben kendimi kurtardım siz kendinize bakın der gibi!  2014 yılında medeniyetten nasibini almamış bir grup cani tarafından Akdeniz heykelinin kolunu kırarak bugünlere geldik. Çünkü 1980'den 2017 yılına kadar Halk Sigortası'ndan Yapı Kredi Bankası'na kadar hep dışarda aramızda kamusal alanda sergilendi. Artık bir bina içinde sergilenecek Bu ciddi anlamda neresi için yapıldı ve nerede sergilenmeli şeklinde eleştirmenlerin konusu olarak tartışılıyor. 
Geçen hafta heykeli yeniden görmek için İstanbul'a gittim. Bina içinde,  şeffaf bir camın arkasında dışardan onu görebilmek şimdilik mümkün. Yani konum açısından hem görünürlük, hem de güvenlik sağlanmış. 
Ancak şunu da düşünmeden edemedim; Peki, dünyanın sayılı heykeltıraşının yarattığı bu heykelden sonra doğduğu Edirne'de ona dair kamusal alanda bir heykelin olmaması sizi yaralamıyor mu? Siz de hiç yoksunluk hissettirmiyor mu? Ve en son soru; acaba böyle bir değerleri yaratan Edirneli daha iyi kent mobilyaları hak etmiyor mu?

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Engelli asansörü yaptırılacak
Belediye gayrimenkul kiralayacak
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Marküteri Parke

Böcek İlaçlama