ANASAYFA
18 Aralık 2017 Pazartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ziya GÖKERKÜÇÜK / SOLDUYU
MUSKA
Yayın Tarihi: 12 Ekim 2017 Perşembe, 11:17
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Karadeniz'in bir dağ köyünde tek öğretmenim. Okul ve lojman aynı çatı altında ve köyden biraz uzakta kalıyor. Ortaokul ve liseye gidenler sabah erkenden lojmanın önünden geçerek komşu köye, oradan da şirin ama küçük ilçeye gidiyorlar.
Sabahın körü derler ya öyle çıkmak zorundalar evlerinden. Çıkıyorlar ve ben de onları uğurlamak, moral ve destek vermek amacıyla her sabah yol kenarındayım. Kışları okulun sobasını da yakıyorum ve üşüyenler son sıcaklığı alıp hızla yoluna devam ediyorlar. Giderken ve gelirken dalgın ve uykulu olanlar hariç hepsi ile laflaşıyoruz.
Bir sabah Osman hızla yanıma geldi. Hocam muska yazmasını bilir misin, dedi. Ne anlarım muskadan? Bilmem, dedim, ne yapıcan muskayı? Hızlıca anlattı; akşam ilçeden gelirken köyde minibüsten inmiş ve bir amca derdini anlatarak uygun bir muska istemiş dedesinden.  Unutmuş. Unuttum dersin, yarın götürürsün, dedim. Olmaz dedi, bu gün istemiş. Çocuk sorumluluğu! Yardım edemeyeceğimi, muskanın yararsız olduğunu falan söylerken, Osman çantasından kâğıt kalem çıkardı, bir şeyler yazdı ve onu deriye benzer bir şeyden yaptığı üçgene benzer muskanın içine koyup yoluna hızla devam etti.
Aradan günler geçti. Bir akşam dönüşte Osman heyecanla yanıma geldi yine. Hocam artık ben de dedem gibi muska yazabilirim, dedi. Hayrola, nerden çıkardın bunu, dedim. Anlattı, geçen yazdığı muskanın iyi geldiğini, ineğin iyileştiğini, muska ısmarlayan amcanın dedesine selam söyleyip üstelik para da gönderdiğini. Güldüm. Ne yazmıştın da iyileşmiş inek, diye sordum. Ne yazayım ki, Beşiktaş futbolcularının adını yazmıştım hocam, dedi. Osman muska yazmaya böyle başladı ve her derde çare üretmenin huzuru ile bir süre kazandı ama okudukça bilime yöneldi ve yaptığı bu (kendi deyimiyle) sahtekârlığı bıraktı. Şu an iyi bir işi var.
Bu yaşanmış olay muska konusunda yıllarca düşünmemi sağladı. Çünkü hiçbir bilimsel tanıma uymayan ama toplumsal alanda etkin olan bu inanışa göre muska; bazı hastalıkları, kötülükleri ve nazarı uzaklaştırmak için boyna asılan veya üstte taşınan yazılı kâğıt.
Geri kültürümüzde ne yazık ki olan ve yoksulluk, cahillik gibi nedenlerle bilime ulaşımın engellendiği durumlarda toplumda birkaç kişinin, kazandığı güven ile yaptığı muskalar elbette çare değil ama olacağa denk gelebilmekte ve psikolojik olarak da rahatlık sağlamakta.
Mahallemde muska ve hoca diye tanınan yaşlı bir okul mezunu değildi. Bana göre mahallenin ve çevrenin en kurnazı, dini kullanan bin dinci, din tüccarı idi. Ama gerçekti ve önderdi. Karşıma alıp; sahtekâr, üçkâğıtçı gibi hakaretler ederek bir karşı duruşa geçmedim. Üç yıl kaldığım mahallede, Osman öyküsünü ve benzeri örnekleri isim vermeden sohbetlerde anlattım. Hoca ile de aramız çok iyiydi ve onunla da bu konuları konuşuyorduk. Özellikle okuyanlarla konuşuyor ve bilime güven duymaları yönünde örneklerle önlerini açıyordum.
O günden bu güne diğer görev yaptığım yerler gibi buradakilerle de yazışırım. Bu gün anne-baba, dede-nine olmuş halleri ile dertleşir ve sorunlara çözümler ararız. Adeta onların bana duyduğu güven içinde “öğretmenlik” yaparım.
Muska! Her şeye çare imiş gördüğümüz gibi. Günümüzde imamlara muska görevi veriliyor. Biz yani akıl, bilim ve çağdaşlıktan yana olanlar; tarihi geleneklerimizden gelen bu yanlış inançların ortadan kalkması için kültürel devrimi yapamamış Anadolu'da aydınlanma düşüncesini yayıyorduk. Ağır ama etkili olan bu yöntem sonunda yeni kuşaklar bilimden, laiklikten, çağdaşlıktan, cumhuriyetten yana oluyordu.
Biz öyle sanıyorduk ve olması gereken de buydu belki. Ama biz bunu yaparken karşı olanlar da toplumda olan geri cehalet kültürünü hep beslemiş, din tüccarları toplumun saf inançlarını kullanarak karanlığın devamını sağlamaya çalışmıştır.
Toplumsal mücadeleler ilerleme/gerileme, aydınlık/karanlık, savaş/barış gibi zıtlıkların mücadelesidir. Emek/sermaye mücadelesi aslolandır ve bu mücadeleyi örtmek için karanlığı savunanlar sermaye ile birlikte her türlü çatışmayı beslerler, diri tutmaya çalışırlar.
İtiraf edelim ki bu mücadelede an itibarı ile karanlık bir adım önde gidiyor. Çünkü muskayı her şeye çözüm olarak sunan sistemin egemenleri; imamları, imam hatip çıkışlıları ve kendilerine biat edenleri muska olarak kullanıyor. Ve bu durumdan gerçek dindar olup mesleğini icra eden imamlar da rahatsız.
17.06.2014 tarih ve 29033 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Diyanet İşleri Başkanlığı Görev ve Çalışma Yönetmeliği'nin 40. Maddesinin i- bendinde; “Türk Medeni Kanununa göre akdedilen nikâhtan sonra isteyenlere nikâhın dini merasimini icra etmek.” diye bir görevleri vardı imamların. Bu görev; laik hukuk devleti yanında geleneklerin de devam edebileceğini belirten bir anlayış manasında yorumlanabilir. Mevzuat olmasa da toplum bunu bir şekilde geleneği olarak yapıyor. Ancak imamları yetkilendirmek laik hukuk ilkelerine aykırıdır.
İlgili mevzuatı okuduğumuzda benzeri 22 görev verilmiş zaten ama yetmemiş olacak ki iktidar 'İmamlar Cumhuriyeti'ne gidilen yolda imamların yetkilerini her gün arttırıyor. Nikâh kıymaktan başka; yurtlarda manevi rehberlik yapıyorlar, öğretmenleri eğitiyorlar, derslere giriyorlar, afetten zarar görenlere ve hastanelerde yatan hastalara psikolojik destek sağlıyorlar ve daha irili ufaklı birçok görev yeni yeni ekleniyor.
Siyasi iktidar bunu nasıl yapıyor derseniz, Bakanlıklar Diyanet İşleri Başkanlığı ve kendisine yakın gerici vakıflarla protokol imzalayıp önlerini açıyor ve her kuruma girmelerini sağlıyor. Zaten diyanetin bütçesinin birçok bakanlıktan fazla olmasının nedeni de bu. Her işe para aktarabiliyor.
Elbette böyle gitmeyecek ve aydınlık karanlığı yenecek ama bunu hızlandırmak bizim elimizde. Laik bir hukuk devletini savunan herkes bir araya gelerek 'İmamlar Cumhuriyeti'ne gidilen yolu kapatmalıyız…
Bunu başardığımızda biliyorum ki muska gibi her işe çözüm olan imamlardan sadece mesleki görevini yapan imam dostlarımız da memnun olacaktır. Çünkü onlar da biliyorlar ki bu gidişte en çok kendileri ve dini inançlar zarar görmektedir.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
Ucuz uçak bileti En ucuz uçak biletleri için arayın,
kıyaslayın ve satın alın
aloucakbileti.net   0850 500 0 737
  ÇOK OKUNANLAR
Güler ve Muharrem'in mutluluğu
Tarihi köprüde korkutan kaza
Ertene'den veda
Vatandaşın 'yağmur' imtihanı
'Sivil mimarlık' çöplüğü!
ARAMIZDAN AYRILANLAR
‘Hiçbir ceza susturamaz’
‘Dini nikah kıyan da yargılanmalı’
Alzheimer'i geciktiren merkez
'Hayvanlar oyuncak değildir'
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi Zaman Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE