ANASAYFA
15 Ağustos 2022 Pazartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Nurhan IŞIKSEREN / Eleştirel Düşünce
Sadede gelelim Kemal Bey!
Yayın Tarihi: 01 Kasım 2017 Çarşamba, 07:18
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Geçtiğimiz Cumartesi İstanbul'da gerçekleşen, Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı (TÜSES) tarafından düzenlenen “Prof. Dr. Erdal İnönü İzinde Siyasette Uzlaşma Kültürü” başlıklı anma toplantısına ben de davetliydim.
TÜSES, yayınlarıyla, etkinlikleriyle ülkemizin çorak siyasi kültürüne önemli katkılar sunan bir kuruluştur. Çalışmalarını ilgiyle takip eder, yararlanırım.   
TÜBİTAK ve TÜBA'nın kuruluşunda belirleyici katkıları olan Erdal İnönü, TÜSES'in siyasi önderi olarak da anılır. 
Açılış konuşmacılarından TÜSES başkanı Celal Korkut Yıldırım, Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü'den sonra, Kemal Kılıçdaroğlu kürsüye geldi.
Kemal Bey'in konuşmasının odağında AKP ve “Saray” eleştirisi vardı.
Söyledikleri arasında şu tespit dikkat çekiciydi: “Schröder olmasa Büyükada'da toplantı yapanlar serbest bırakılmayacaktı. O devreye giriyor çünkü ortada yargı yok.” 
Kemal Bey'in bu bilgiye nasıl ulaştığı elbette merak konusu… 
Ülke yönetiminde dış dinamiklerin etkisini de gözler önüne seriyor ayrıca.
Ülkede 'uzlaşma kültürü' yok, 'dayatma kültürü' var diyen Kemal Bey, görevden alınan belediye başkanlarını örnek gösterdi. 
AKP'li Belediye Başkanlarının ya görevden alındığını ya da şantajla istifaya zorlandığını söyledi.
Daha cesur, daha kararlı, daha inatçı olmak gerektiğine vurgu yapan Kılıçdaroğlu, kararlı ve namuslu olursak, demokrasiye sahip çıkarsak, düşüncenin önündeki engelleri kaldırırsak “Saray diktası”nın” yıkılacağını, yıkmaya da kararlı olduğunu belirtti.
Nasıl yapacağını söylemedi. Söyleyemezdi de zaten. “Saray diktası” yıkılacaksa, toplumsal muhalefetin yaratacağı dinamikle yıkılacaktır. Çok bileşenli, çok katmanlı sosyolojik tabana dayalı bir dinamik sonucu olacaktır bu. 

Her ne kadar “Kemal Bey'in CHP'si” toplumsal muhalefete önderlik ediyor gibi görünse de, aslında edemiyor. Etmesi de mümkün değildir. Konjonktüre bağlı oluşan bir durum söz konusudur çünkü.
Kemal Bey, konjonktür kaynaklı bu durumu fırsata çevirmiş ve parti içi iktidarını pekiştirmek için kullanmıştır, kullanmaya da devam etmektedir.

Ha tabii, Adalet Yürüyüşü ile büyük bir özveri göstermiştir kuşkusuz.  
Ancak fiziki başarı sonrası geriye ne kaldığını da doğru anlamak gerekir.
Birtakım çalıştaylar ile diri tutulmak istenen Adalet Yürüyüşü, ülkeye adalet getirmemiştir. Gördüğünüz gibi, AKP yönetici elitleri bildiklerini okumaktadırlar. 
Ama hakkınızı yemeyelim Kemal Bey; ülkenin içinde bulunduğu koşullardan rahatsız, gelecek kaygısı taşıyan toplum kesitinin, AKP'nin önüne set çekecek caydırıcı gücün, Maltepe meydanında görünür olmasına önayak oldunuz.
Fakat hepsi bu kadar maalesef.
İleri sürüldüğü gibi ne lider oldunuz, ne de toplumsal muhalefeti diri tutacak, geliştirecek politikalar üretebildiniz.
Adalet Yürüyüşü,  başarısız genel başkanlığınızın perdelenmesine, parti içi iktidar noktasında sanki alternatifiniz yokmuş gibi bir algı yaratılmasına yaramış görünüyor.
Bence bu durum geçicidir.
Neden mi?
Çünkü inandırıcılığınız, güvenilirliğiniz çok aşındı.
Kaset operasyonu ile genel başkanlık koltuğuna oturtulmanızı, AKP'ye yön veren güç odaklarının CHP'yi de şekillendirme projesine bağlayan çokça iddia ortalarda dolaşıyor ve siz de kayıtsız tutumunuzla bunları havada bırakıyorsunuz.  
AKP'nin önde giden yandaş kalemlerinden Salih Tuna Sabah gazetesindeki köşesinde (7 Ekim) diyor ki; 
//Sayın Kılıçdaroğlu'ndan da vicdani sorumluluk görevini yerine getirmesini bekliyorum.
Bunun için de savcılık soruşturması gerekmez. 
Hatta her şeyi itiraf etmesi şart değil. ABD'de kimlerle ne konuştuğunu, Merkel'e mektup yazma fikrini kulağına kimin üfürdüğünü, ByLock'tan tutuklu danışmanı Fatih Gürsul'un yanına nasıl monte edildiğini… itiraf etmesi gerekmez. (…)
Lakin Baykal kaseti kumpasını itiraf etmesi şart. (…) Şayet “itirafçı” tanımlaması ağırına gidiyorsa, “özeleştiri versin”.
CHP koltuğuna kimler tarafından ne zaman oturtulmaya karar verildi artık açıklasın.//

Bunlar ciddi iddialar Kemal Bey, ortada bırakılarak geçiştirilemez.
Hiç olmazsa yazarın bildiklerini açıklamasını, avukatlarınız vasıtasıyla isteyiniz efendim.
İşte bugüne kadar bu ve benzeri iddiaları ortada bıraktığınız için hem sizin hem de CHP'nin inandırıcılığı ve güvenilirliği tartışma konusu yapılıyor.
Bundan da AKP yararlanıyor; kendi defolarını örtbas etmekte, tabanını konsolide etmekte CHP'yi kendine malzeme yapıyor.
Buna neden izin veriyorsunuz Kemal Bey?
Görevden alınan AKP'li belediyeler hakkında söylediklerinizde de tutarsızlık olduğunun ne zaman farkına varacaksınız Kemal Bey?
Yoksa çoktan farkına vardınız da görmezden mi geliyorsunuz?
Valla benden söylemesi, kamuoyunda bıraktığınız izlenim bu yönde.
Tamam, AKP'li belediyelerdeki sorunlar iyice ifşa oldu. Erdoğan rahatsız ve 2019 için restorasyon hazırlığında. Yeni 'hikâyecikler' ile seçmenin karşısına çıkmayı hedefliyor.
Peki, siz ne yapıyorsunuz? CHP'li belediyelerde sorun yok mu?
Mustafa Sarıgül'ün avukatı Murat Hazinedar'ı hoppadanak Beşiktaş'a aday yaptığınız için çok memnun olmalısınız? Hem de 20 civarında aday adayını kenara iterek. 
Üstelik aday belirleme yöntemini çiğneyerek yaptınız bunu. 
CHP Parti Meclisi'nin aldığı kararı yok saydınız, keyfi davrandınız.
Sadece Beşiktaş'ta da değil…
Bakırköy'de, Maltepe'de, Kırklareli'nde, Edirne'de, daha birçok yerde ve umursamaz bir tavır içinde yaptınız bunu.
Gelelim 'akçeli işler' meselesine…
Beşiktaş Belediyesi hakkında sosyal medyada dolaşan çokça iddia var. Araştırma amaçlı görevlendirdiğiniz İlhan Cihaner'in Murat Hazinedar dosyası sumen altından bir türlü çıkamıyor deniyor, acep nedendir Kemal Bey?
Demem o ki, yarın öbür gün İçişleri Bakanlığı CHP'li belediyelerde 'akçeli işler' noktasında sorunlu alanlar bulup ortaya dökerse ne olacak?
AKP'nin bunu kendi ayıplarını örtmek için yaptığını ileri sürmek, sizi kurtarmaz Kemal Bey!
AKP'nin yıpranmışlığı üzerinden iktidar hesapları yapmak, ülkenin iyi yönetilmesi için CHP'yi umut gören kitlelerde büyük hayal kırıklığı yaratabilir haberiniz ola.
Evet, tutum ve davranışlarınız CHP'yi halk nezdinde inandırıcı ve güvenilir kılmıyor. Kimilerinin sizi 'dürüst adam' şeklinde lanse etmesi de yeterli gelmiyor;  geniş kitlelerde karşılık bulmuyor.
Erdoğan'ın AKP üzerindeki belirleyiciliğini öne çıkarırken, CHP'deki oligarşik yönetim tarzını örtbas edebileceğinizi de düşünmüyorsunuzdur umarım?
Belediye başkanlarına yönelik "Kongre sürecine müdahale etmeyin" uyarınız da havada kaldı değil mi?
Aslında havada kalan bir şey de yok, Kemal Bey. “Tavşana kaç, tazıya tut” misali bir tutum içinde hareket ederek sorumluluktan sıyrılacağınızı sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz.
Her şey ayan beyan ortada…
Aslında parti içi iktidarı kaybetmemeniz için belediye başkanları görevli…
Evet, bize seyrettirdiğiniz siyasi müsamerenin farkında olmamanız mümkün değil.
CHP'nin başına getirilmenizin; güç odaklarının muhalefet partisini dizayn etme, kontrol altında tutma hesabı ile ilişkilendirildiğini, Alevi oylarının tahkim edilmesi ile bağlantısını vurgulamıştık.
Ama Alevicilik, yani mezhep siyaseti üzerinden parti örgütüne şekil verme yönteminin gelişmiş versiyonu, sizin eseriniz Kemal Bey.
CHP oylarının büyük bölümü İstanbul, Ankara, İzmir'den geliyor biliyorsunuz. 
Ve bu üç büyük ilin CHP örgütlerinde, “TSEM” etkili deniyor.
Yani Tunceli, Sivas, Erzincan, Malatya kökenli Alevi yurttaşlar. 
Kimsenin etnik kökeni ya da mezhebi beni ilgilendirmiyor Kemal Bey.
Ancak, etnik ve mezhep siyasetinin demokrasi ile bağdaşmadığını söyleyebilirim.
Muhtemelen bunları siz de biliyorsunuz.
Mamafih, CHP'de ciddi yapısal sorunlar var ve siz bu sorunları çözmek yerine, koltuğunuza destek yapıyorsunuz. 
Bu da, parti içi iktidardan öte bir hedefiniz olmadığını düşündürüyor seçmene.
“CHP'nin ülkeyi yönetmek gibi bir derdi yok ki" diyenleri haklı çıkarmak için elinizden geleni yapıyorsunuz anlayacağınız. 
Bu böyle nereye kadar gider kestirmek zor.
Fakat bu şartlar altında CHP, yıpranmakta olan AKP karşısında umut yaratamaz.
CHP, Kılıçdaroğlu ile kendisine giydirilen bu gömleği yırtar mı?
Koşulları değiştirme dinamiğini genetik kodlarında taşıyan bir partidir CHP! 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Bakım ve onarım işleri yaptırılacak
Kırtasiye malzemesi alınacak
Bakım ve onarım işleri yaptırılacak
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke