ANASAYFA
18 Aralık 2017 Pazartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ziya GÖKERKÜÇÜK / SOLDUYU
PİNOKYO; KİTAPTA BİR, YAŞAMDA ÇOK!
Yayın Tarihi: 07 Aralık 2017 Perşembe, 07:16
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Pinokyo hikâyesini bilmeyen yoktur. Var ise de hemen okusun derim. Nerden bulurum diyen varsa, okulların ve kentin kütüphanelerinde, kitapçılarında vardır. Okudum okuyalı aldığım ders yaşamımda ilke olmuştur ve burnum büyümesin diye yalan söyleyemem. Çocukken gelen bu kültür bizi idare edenlerde neden yoktur? 
İşte bunu sorgulamak amacı ile 06.02.2014 tarihinde 'Pinokyo Utanıyor' başlığı ile bir yazı yazmışım. Bu gün ile kıyaslamak adına, ne yazmışım?
1994 yılından beri İstanbul'u yöneten siyasi parti yetkilisi yanlış kentleşmeden şikâyet ettiği için; “Ülkede han-ı yağmayı gerçekleştirip kendini pür-i pak sanan ve mağdur gösteren konuşmalarına birileri kanıyor belki ama ben utanıyorum” demiş ve eklemişim; “Her yalanda büyüyen burunların olduğu bir yaşam olsaydı, günümüz yöneticilerinin burunlarını düşünüyorum!”
Ülke Pinokyolarından örnekleri verip yerel Pinokyolara gelmişim adı geçen yazıda.
Günün başkanı “Atatürk Odası” yaptığını söylemiş mesela. Pinokyo'nun yanlışını Yerel Tarih Gurubunun özverili emekçisi, yazar, eski belediye başkanı Mazlum Güngör, fotoğraflarını da ekleyip kibarca düzeltmiş. Kent Konseyi ve TMMOB tarafından durdurulmuş iki dava varken “yeşil alan talanı hiç yapmadım” demiş. Eski terminale yapılmaya başlayan Belediye Sarayına 'namus'um demiş ve namus kirli bir şekilde satılmış iken şimdi de Sedefkule namusumdur demeye başlamış.
Bunları ve benzerlerini sıraladıktan sonra ülkedeki modaya uyup 'itiraf etme', 'racon kesme' den örnekler de verilmiş yazıda; “TOKİ'yi yaratan Belediye Başkanı benim. 250 dönüm yeri TOKİ'ye bedava veren yine benim. 280 dönüm yerimi TOKİ'ye bedava verdim. Daha sonra Erdoğan Bayraktar'la konuştuk, 'Bak biz sana bu kıyağı yaptık, karşılığında bana bir şeyler ver' dedim' diyerek gayrı resmi anlaşma yapabilen; racon kesen kültür diliyle kıyakları anlatan bir Pinokyo olsaydı burnu Kaf Dağı'nı aşardı.”
Dün böyleydi de bu gün değişen bir şey var mı?
Kandırılanlar bedeli bize ödetip saflık, dürüstlük söylevlerine devam ediyorlar. Saysak sayfaları aşacak sözlerden sonra bu gün yine konuşma cesareti gösteriyorsa böyleleri; bizim saflığımıza, kandırılabileceğimize güvenebiliyor demektir. Yukarıda örneklediğimiz zat'ın son günlerde; şartını ekleyip “Edirne'yi uçururum” demesini anımsayınız.
Neden bu haldeyiz?
Bu günden örnekle devam edelim. Edirne Kent Konseyi Engelli Çalışma Grubu olarak, 04.04.2015 tarihinde pilot bölge olarak belirlenen Saraçlar Caddesi, Bankalar Caddesi ile Ziraat Bankası merkez şubesinin bulunduğu noktada yer alan kavşak ve ışıklarda “engelsiz kent için engelleri kaldıralım” farkındalık çalışması yapılıyor. Bu çalışmada tespit edilen sorunlar 13.04.2015 tarihinde engelli dostlarla birlikte rapor halinde yetkililere takdim ediliyor. 
Rapor doğrultusunda eksik/fazla engelli tuvaleti ile Nikâh Salonu düzenlemesi dışında değişiklik yok. Bu arada ABD'ye gidip sanırım BM projesinde Engelsiz Kent Bayrağı'nı almak için imza atıldı. Bir de dış görünüş olarak güzel olan ancak teknik ve uzman kişilere göre kullanımı zor olan “engelli yaşam merkezi” yapıldı. Oysa iyi biliyorum ki o merkezin yapılış sürecinde yetkililer, engelliler, örgütler, uzmanlardan oluşan bir komisyon günlerce çalışarak nasıl olması gerektiğini rapor etmişlerdi. Aradan günler, aylar geçiyor ve raporun izinde neler yapıldığı yetkili makama dilekçe ile sorulsa da yanıt verilmiyor. 
Zaman geçiyor. 2015 ve 2017, iki yıl. Beklemedeyiz; 2018 bütçesinde belki de 'toplu yapım' için bütçe ayrılmıştır ve seçim yılı olan 2019'da da kentin tümü engellilere uyumlu hale getirilip moda olan 'toplu açılış' yapılır. Ve böylece; 'Bir engelli vatandaşımız sabah evinden tek başına çıkıp şehirde işlerini halledip yine tek başına evine dönebildiği gün biz çağdaş bir kent olacağız' sözü anlamını bulur, diğer sözlerin de yerine getirilmesi şartı ile.
Pinokyoların iktidarı bittiğinde masaldan ders almış oluruz. Geçmişte çooook Pinokyo gördük ve burnunun uzadığını gizleyebildiler ki defalarca oy verdik milletçe. Ülkemizdeki Pinokyolar uzun burunlarını gizleme numaralarına devam ediyorlar. 
'Kalbi duygularla' diyorum ki; ülkeden esinlenip geçmişte yerelde de puan (oy) toplayan oldu. Daha ne kadar gider bu 'uzun burunlular' dönemi bilemem ama kentte artık bu uzun burunların görünmemesi için iyi düşünmeliyiz. 
Her gün görsel basında dinlediğimizden olsa gerek parmaklarımın klavyede giderek yazdığı 'Kalbi duygu' sözünden sonra yazdıklarımın kalp ile ilgisini düşündüm. Türkçede aynı anlama gelen üç kelime var: Kalp, gönül ve yürek. Sözcükler tek başına bir isimdir. Aldığı ek ile olumlu veya olumsuz sıfat oluverirler. Kalp-li / kalp-siz, gönül-lü / gönül-süz, yürek-li / yürek-siz.  
Kalpli,  gönüllü, yürekli ne kadar olumlu ise kalpsiz; zalim, gönülsüz; isteksiz, yüreksiz; korkak olur ki o kadar olumsuzdur. Kalbi diye ek Türkçemizde olmasa da Arapça kültürünü öne çıkaranlar bu tür takıları yapmakta başarılılar.
Bunları yazmamın nedeni de “mütecessis” olmamdır; yani gizliyi arayan, meraklı olan bir yapım var. Sözün anlamı; cümle içindeki yere göredir. O nedenle; sözün nerede, nasıl, neyin sonrasında, hangi mekânda, kimlerin yanında, vb söylenmiş olması önemlidir.
Bu soruları sormak elbette 'kalbi duygular' eşliğinde yani samimi, içten, safiyane, dürüstçe olmalıdır ama asıl bilim, hukuk ve kamusal/toplumsal düşünce kapsamında olması anlamlıdır. Çünkü insan ve insanlığı var eden geliştirdiği kültür ve ilkelerdir.
Pinokyo masalını yazan Carlo Collodi 1880'li yıllarda çocuklara armağan etmiş bu güzel hikâyeyi. Yalanın kötülüğünü vurguladığı kitap okunduğunda; yaşamımızda, vitrindeki durumundan farklı bir değişim yaratmıyor ise kentleri, ülkeyi ve dünyayı Pinokyolar yönetmeye devam edecektir. Kitapta bir olan Pinokyo yaşamda çok olacaktır. 
Yukarıda adı geçen yazımın son cümlesi ile bitireyim sözümü; tekrar önemlidir çünkü.
“Ne yazık ki yalan ve kandırmaca yönetsel ilke oldu. Bunun sorumlusu bizim sessizliğimizdir. Bu yalan, talan, kandırmaca düzenine ancak halk son verebilir. O halk var mı? Bence var ve son sözünü söyleyecektir günü geldiğinde. Aslolan ise her gün sözünü söyleyebilmesinde.”

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
Ucuz uçak bileti En ucuz uçak biletleri için arayın,
kıyaslayın ve satın alın
aloucakbileti.net   0850 500 0 737
  ÇOK OKUNANLAR
Güler ve Muharrem'in mutluluğu
Tarihi köprüde korkutan kaza
Ertene'den veda
Vatandaşın 'yağmur' imtihanı
'Sivil mimarlık' çöplüğü!
ARAMIZDAN AYRILANLAR
‘Hiçbir ceza susturamaz’
‘Dini nikah kıyan da yargılanmalı’
Alzheimer'i geciktiren merkez
'Hayvanlar oyuncak değildir'
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi Zaman Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE