ANASAYFA
22 Haziran 2018 Cuma
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ziya GÖKERKÜÇÜK / SOLDUYU
HAVAYA ÖFKE
Yayın Tarihi: 08 Mart 2018 Perşembe, 06:31
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

İnsanız, duyularımız var; görüyoruz, duyuyoruz, tadıyoruz, kokluyoruz, hissediyoruz. İnsanız, duygularımız var; seviyoruz, seviniyoruz, üzülüyoruz, ağlıyoruz, öfkeleniyoruz. İnsanız, davranışlarımız var; konuşuyoruz, yürüyoruz, okuyoruz. İnsanız, kavradıklarımız var; dünya dönüyor, balık yüzüyor, çiçek açıyor, karnım doyuyor…
Sahi nasıl yaşıyoruz? Nasıl yaşadığımızı sorguluyor muyuz?


Orhan Veli'nin dediği gibi; “Ne atom bombası, / Ne Londra Konferansı; / Bir elinde cımbız, / Bir elinde ayna; / Umurunda mı dünya!” tarzı mı yaşıyoruz? (1) Yoksa yine Orhan Veli'nin dediği gibi; “Gün doğmadan, / Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola. / Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında, / İçinde bir iş görmenin saadeti, / Gideceksin / Gideceksin ırıpların çalkantısında. / Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı; / Sevineceksin. / Ağları silkeledikçe / Deniz gelecek eline pul pul; / Ruhları sustuğu vakit martıların, / Kayalıklardaki mezarlarında, / Birden / Bir kıyamettir kopacak ufuklarda. / Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin; / Bayramlar seyranlar mı dersin, / Şenlikler cümbüşler mi? / Gelin alayları, teller, duvaklar,  / Donanmalar mı? / Heeey / Ne duruyorsun be, at kendini denize: / Geride bekleyenin varmış, aldırma; / Görmüyor musun, Her yanda hürriyet; / Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol; / Git gidebildiğin yere...” diyerek gidebilen misin? (2)


Büyük çoğunluğumuz özgürlüğe doğru yelken açanlarız. Aslında isteriz ama yapamayız. Yapamayız çünkü toplumsal görevimiz, sorumluluklarımız var. Var da, var ve haklıyız.


İnsanız dedik ya, öfkeleniyoruz elbet. Bireysel işlerimiz iyi gitmiyor, ilişkiler pamuk ipliği, ekonomi hiç düzelmedi. Bir de ülkenin gidişinden rahatsızız…


Ne yapıyoruz? Cımbız ve ayna mı? Özgürlüğe kürek mi?


Farklı adla da olsa aynı radyoyu dinliyor, aynı televizyonu izliyoruz. Günlük gazetelerimiz de aynı. Gündelik yaşam; iktidar her yanı kuşatmış. İyi ve muhalif bir yurttaşız aslında. Bu arada kitap da okuyoruz onda seçme hakkımız da var. Olanağımız olsa başka bir dünya bile kuracağız!


Bu ruh hali içinde; cımbız ayna ile değil ama şişe bardak ile 'öfke kontrolü' yapıp akli tahliller ile özgürlüğe kürek sallıyoruz. Veya dinlediğimiz radyo, izlediğimiz televizyonda konuşana, okuduğumuz gazetede yazana; karşımızda imiş gibi laf atıyor, bağırıyor, sade kendimizin değil evrensel olan doğruları söylüyoruz, öfkeyle. Eh seçme özgürlüğümüz sayesinde alıp okuduğumuz popüler kitaptan edindiğimiz kültür ile de kendimize destek fikirler buluyoruz. 


Mutluyuz. Muhalifliğimizi kanıtladık. Yalnız da değildik. Evde aile bireyleri, kahvede masadakiler hepsi duydu. İşyerinde? Orada olmaz, orası kamuya ait!


Bir de sosyal medya var öfkemizi örgütleyen. Sanki maç. Biri paylaşmış ya oradan alıp paylaşıyoruz. Bu ne demek; 'Ben gördüm, okudum, içselleştirdim ve davranışa dönüştürdüm ey facebook dostlarım siz de aynısını yapınız.' Resim olunca yüzlerce olan beğeni yazı olunca iki haneli sayılarda olsa da öyle, nedeni sorulmaz!


Havaya öfke sıkmak olarak tanımlıyorum bunları. Selçuk Candansayar'ın dediği gibi (3) 'Yenilginin kaçınılmaz olduğu bir kavga bu. Üstelik edilgenleştirici, yalnızlaştırıcı bir kavga.'Edilgenleştirici, yalnızlaştırıcı bir kavga çünkü örgütlü değil. Örgütlenmiş kötülüğe karşı örgütsüz olmak! Kaçınılmaz yenilgi…


Özgürlüğe yelken açarken nasıl ki küreği tutuyor, suya değiyor, balığı izliyor isek muhalefet yaparken de birlikte olduğumuz insanla aynı havayı solumalı, karşımızdaki ile bilgilerle tartışmalı ve kavga edilecekse de yumruk havaya değil uygun yere gitmeli. 


Öfke örgütlü ise o hal, bu hal dinlemez. Ama bizi oyalamayı başaranlar kendimizi boyalamayı da öğrettiler ve bizler içimizi başka, dışımızı başka boyayıp aynı bedende zamana ve mekâna göre değişmeyi başarabilen canlılar olduk.
Bugün ayna cımbızla, şişe bardakla oyalananları Orhan Veli'ler, Oğuz Atay'lar yazar ama onlardan geriye bir şey kalmaz. Rüzgâra yelken açanlar ise kalıcıdır ve bize bayrak olurlar, yol olurlar. Bizim yapmamız gereken; ayna cımbız ile oyalanırken rüzgâra yelken açanları aynamızın arkasında fon yapmamaktır. 


--


(1) Cımbızlı Şiir - Sakın Şaşırma- YKY yayınları- Sayfa;68,

 

(2) Hürriyete Doğru - Sakın Şaşırma- YKY yayınları - Sayfa;78,

 

(3) Birgün Gazetesi -5 Mart 2018- sayfa:8

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
7 asırlık gelenek
Aramızdan ayrılanlar
Tatil magandaları!
‘Dertleri Edirne değil’
Her okul çevresinde bir avukat
Sıkılmadık el bırakmıyor
Ayşekadın'da kaptan acısı
‘Seçimde hileye 10 yıla kadar hapis’
Gurbetteki Atatürk aşkı!
Emre Yayla yuvaya döndü
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
xx