ANASAYFA
22 Haziran 2018 Cuma
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Orkun AKMAN / #Çengelli İğne
Osmanlı şehri Edirne…
Yayın Tarihi: 12 Mart 2018 Pazartesi, 13:26
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Açılışlarda, konferanslarda, seminerlerde, hatta şarkılarda bile en az bir kere duymuşsunuzdur “Bursa’nın oğlu, İstanbul’un babası” tamlamasını. Edirne’yi daha süslü püslü ifade etmek için kullanılan bu söz grubunun altında yatan gizli anlam, ataerkil bir toplum olmamızın da kısa bir özeti aslında.

 

Henüz 5 gün önce kutlanan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde en ‘baba’ demeci verme yarışına giren atanmış ve seçilmişlerimizin ağzından düşürmediği bu ‘baba oğul’ hikâyesi, bir şehri ‘adam’laştırma, hatta ‘adam gibi adam’laştırma pekiştirmesiyle adeta efsaneleştiriliyor. İstanbul gibi 7 tepeli olan Yunanistan’ın başkenti Atina’nın adını, Zeka Tanrıçası Athena’dan aldığını ve Yunanistan'da başkente saygının aynı zamanda kadına saygı olduğunu, Ağustos 2017’de ‘Güzel ve Çirkin’ başlığı ile Çengelli İğne’de kaleme almıştım. Ve ben şimdi Edirne’ye bunca yıl bu denli kaba davranılmasının altında ne yazık ki Edirne’ye yakıştırılan bu ‘erkek’ yakıştırmasının yattığını düşünüyorum.

 

Neyse… Anlayanın anlayacağı türden kamu spotu tadında sosyal mesajımızı da gerekli adreslere ilettiysek konumuza dönebiliriz.

 

Edirne gerçekten de çok şanslı bir şehir. Genişleme politikasını tek yön kapsamlı tutmayıp hem doğu hem de batı yönünde stratejilerle geliştiren bir devletin imparatorluğa geçiş süreci öncesi o devlete tam 92 yıl başkentlik yapmak Edirne’ye ayrı bir karizma ve cazibe kattığı gibi kentin köklü tarihinde de bir altın bilezik edasında ışıl ışıl parlıyor.

 

Çok sayıda turizm çeşidinin bilfiil yapılabildiği Edirne turizminin en büyük ağırlığını tarih ve kültür turizmi çekiyor. Tarih ve kültür turizminde de en büyük pay, şehrin birçok noktasına yayılmış olan Osmanlı eserleri. Camiler, hanlar, köprüler, hamamlar… “Edirne, Floransa’dan sonra metrekare başına en çok tarihi eserin bulunduğu şehir” rivayeti bir kenarda dursun, Edirne, Osmanlı’ya bir asra yakın başkentlik yapmanın avantajlarını bugüne kadar çok iyi kullandı. Yani tabiri caizse Edirne turizm anlamında Osmanlı sayesinde çok ekmek yedi, yiyecek de.

 

Özellikle son 10 yılda kentteki Osmanlı eserlerine yönelik başlatılan bakım ve onarım çalışmaları sonrası Edirne yeniden, yavaş yavaş da olsa başkent kimliğine bürünmeye başladı. Bu restore çalışmaları -köprüler hariç- Edirne’yi ziyaret eden bir turiste başkent sokaklarında dolaştığını hissettirmeye yeterli mi? Elbette değil. Osmanlı sadece eser yapıp bırakmamış, eser yaptığı yerin çevresini de geliştirmiş. Osmanlı yaşam alanları oluşturmuş, şehirler inşa etmiş. Osmanlı’nın bu çoğulcu anlayışını tekilci zihniyete dönüşmesinin bir sonucudur ki şehirde bakım ve onarım çalışmaları sadece eser ya da yapı üzerinden gidiyor. O eseri çevresiyle, bulunduğu bölgeyle geliştirme mantığı ne yazık ki yok! Bunun en somut örneği olarak Kaleiçi’ni gösterebiliriz. Herkes, Kaleiçi’ndeki konakların birer birer restore edilerek kurtulacağını düşünüyor. Oysa konakların restore edilmesi, denklemin sadece bir bileşeni. Sen Kaleiçi’ni bir bölge olarak ele almadığın sürece, yani bölgedeki otopark sorununu çözmezsen, yolları ve kaldırım taşlarını restore edilen konaklara uygun düzenlemezsen, tabelaları, elektrik direklerini, çöp konteynırlarını tarihe dokuya uygun yapmazsan o restore edilen konaklar tekil kalmaya devam edecektir.

 

Edirne’yi ziyaret eden bir turist kısmen de olsa kendini bir Osmanlı başkentindeymiş gibi hissedebilir ancak devletin yönetim merkezi olan saray ayağa kaldırılmadığı sürece Edirne’nin Osmanlı kenti olarak anılışı hep bir yarım, hep bir eksik kalacaktır.

 

Bir de tabi köprüler var. Hani şu yüzyıllar önce sapasağlam yapılıp son 10 yılda yapılan çakma restorasyonlarla köstebek yuvasına dönen tarihi köprüler. Bu köprülerin başında gelen Meriç Köprüsü’nün hemen karşısına dikilen çirkinlik ötesi yeni köprüden bahsetmeyeceğim bile. İşte Edirne’deki bu köprü sorunsalları, bir Osmanlı kenti olan Edirne’ye hiç mi hiç yakışmayan meselelerdir.

 

Şöyle söyleyeyim… Kimse alınmasın ama köprü mevzuları, hem baba hem de oğul yakıştırması yaptığınız bu güzel kentte Osmanlı’ya yapılan en büyük hakarettir!

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
7 asırlık gelenek
Aramızdan ayrılanlar
Tatil magandaları!
‘Dertleri Edirne değil’
Her okul çevresinde bir avukat
Sıkılmadık el bırakmıyor
Ayşekadın'da kaptan acısı
‘Seçimde hileye 10 yıla kadar hapis’
Gurbetteki Atatürk aşkı!
Emre Yayla yuvaya döndü
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
xx