ANASAYFA
15 Ağustos 2022 Pazartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Nurhan IŞIKSEREN / Eleştirel Düşünce
2019’a ne kaldı ki? -1
Yayın Tarihi: 28 Mart 2018 Çarşamba, 07:39
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Sıkça duyduğumuz bir tespit var: “2019 son perde; rejim değişecek, Türkiye bir İslam cumhuriyeti olacak…”

 

Atatürk Cumhuriyeti’nin değerini bilen, demokratik, laik bir hukuk devletinde yaşamanın önemini kavramış yurttaşların: AKP iktidarında bireysel hak ve özgürlüklerin, çağdaş yaşamın tehdit altında olduğunu düşünmeleri için çokça gerekçe var kuşkusuz.

 

AKP iktidarının ilk yıllarında, kendilerini akil insan diye pazarlatan bazı ‘ileri zekâlılar’, sosyalist geçmişten dönme liberaller ve elbette kökten liberallerin desteğinde öyle bir ortam yaratılmıştı ki, sanki AB standartlarında bir demokrasi ülkeye Edirne’den çoktan girmiş ve ülke hızla katılımcı ve çoğulcu demokrasi yolunda ilerlemektedir.

 

Ankara’da çalan davullar bu ‘müjde’yi ülke sathına yayarken, AKP elitleri de duydukları memnuniyeti yüzlerindeki tebessüm ile her fırsatta göstermeyi hiç ihmal etmediler.

 

Meğer durum öyle değilmiş. Fotoğraf gerçeği yansıtmıyormuş.

 

Daha o zaman başlamış algı operasyonları...

 

AKP’ye yol gösterdiğini, kendi siyasal görüşlerini de empoze edeceğini sanan o çok renkli liberaller ve muhterem akil insanlar, “öküzün öldüğünü, ortaklığın bittiğini” anladıklarında tavşan tepeyi çoktan aşmıştı tabii…

 

O gün bu gündür AKP’nin “kutlu yürüyüş”ü dere tepe düz gitmekte ve fersah fersah yol almaktadır.

 

AKP’nin yolunu genişletmesine, siyasal İslam çizgili ideolojik hamlelerinin siyasal ve sosyal sonuçlarına elbette sadece ‘çok renkli liberaller’ katkı yapmadılar.

 

Deniz Bey ve sonrasında Kemal Bey başkanlığındaki CHP’nin yetersiz muhalefeti de AKP’nin önünü açan faktörler arasındadır.

 

İşte böyle adım adım geldik 2018 istasyonuna ve sanki durum yeterince vahim değilmiş gibi, ‘kıyameti’ 2019’da yaşayacağımıza dair bir hava var ülkede.

 

2019’da “Her şey bitmiştir artık, yolumuz ayrılıyor…” şarkısı gibi bir sona ulaşılacağından dem vuruluyor.

 

Ülke yönetiminin daha da otoriterleşeceği, hatta açık faşizme dönüşeceği iddia ediliyor.

 

Doğru mu peki bu yaklaşım?

 

Hayır!

 

Yazı başlığı da zaten zaman mevhumunun ötesinde bir durumu; şimdiden 2019 koşullarında yaşadığımızı ifade ediyor.

 

Evet, 2019’da başımıza geleceği düşünülenlerin büyük kısmı zaten başımızdadır.

 

Sadece kaygıların kâbusa dönüşmesinden söz edilebilir belki…

 

İddiamızı açalım…

 

Yeni seçim yasasına ilişkin arızalar, Cumhuriyet gazetesi yazarı Orhan Bursalı köşesinde görünene kadar kimsenin umurunda değildi.    

 

Bursalı: “Yüzde 16 sahte seçmen var… Referandumda kontrol edilebilen, ıslak imzalı tutanakları alınabilen sandıkların oranı yüzde 73. Yani yüzde 27 sandıkta neler olup bittiğinin bilgisi yok…” diye açıkça yazdıktan sonra ancak bir kıpırdanma oldu medyada.

 

Bununla da yetinmedi, CHP’yi de ırgaladı, dürttü Bursalı...

 

Diyor ki;  “CHP’deki anlayış ‘öyle yüksek oy alacağız ki, sahtekârlıkları boşa gidecekç.’ Yok öyle bir şey. Gerçekleri bırakıp hayal peşinde koşmaktır bu, sandıklardan önce ‘Atı alıp Üsküdarı’ı geçecekler’. Tüm planları seçimleri önceden kazanmış olmak üzerine kurdular. Adamlar seçim sonuçlarını, sandıktan önceki operasyonları sağlama alıyorlar. Bu büyük oyunu şimdiden bozacak büyük bir karşı kampanya örgütleyebiliyor musunuz? Dünyaya duyurabiliyor musunuz?

 

Neler yapılabiliri, tüm uzmanlara tartıştırabiliyor musunuz, istatistikçileri, matematikçileri, nüfus bilimcileri ve ne var ne yok bu işten anlayanları toplayıp büyük bir toplantı düzenleyebiliyor musunuz…”   

 

Bursalı’yı, Kemal Bey’in yeni seçim yasasına ilişkin şu sözleri zıvanadan çıkarmış olmalı: “Herkes şunu bilsin ki Bahçeli ve Erdoğan bir araya gelmelerine rağmen yüzde 46 oranını geçemiyor. Biz bu seçimi yüzde 60 ile kazanacağız… Erdoğan’ı 2019’da o koltuktan seçimle indireceğiz.”

 

Vallahi kim olsa zıvanadan çıkar. Toplamı yüzde 106 yapan bir pastadan söz ediyor Kemal Bey.

 

Dahası, AKP yönetiminden gına gelmiş toplumsal kesitin kararlı ve bölünmeden sandığa gitmesi,  muhalefetini oy pusulasında göstermesi ile ulaşılabilecek bir neticedir Erdoğan’ı iktidardan düşürmek.

 

Öyle Kemal Bey kehanetleri ile olacak bir iş değildir. 

 

Birdenbire yine seçim güvenliği mevzu aklınıza geldi değil mi?

 

Yerden göğe kadar haklısınız. Tedirgin olmamak elde değil.

 

Üstelik iş işten geçtikten aylar sonra, Kemal Bey’in Şubat 2018’de ortaya bıraktığı şu saptamayı hatırlatınca iyice moraliniz bozulacak biliyorum…

 

“Gayri meşru bir referandum. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararıyla aldılar onu…

 

Referandumda yüzde 51.2 Hayır çıktı. YSK içinde çöreklenmiş bir grup çete mensubu, ‘dediler ki hayır, buradan evet çıktı.’ O nedenle biz bunu meşru kabul etmiyoruz… Önlemini alacağız. Biz bugünden bütün o altyapıyı oluşturuyoruz. Hiç kimse endişe etmesin. Sandığa gideceğiz 2019’da bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi getireceğiz. Sandığa gideceğiz 2019’da Türkiye’yi dünyanın saygın demokratik ülkelerinden birisi haline getireceğiz.”

 

İnsan kendini “Alice Harikalar Diyarında” sanıyor değil mi?

 

İç tutarlılığı olmayan, dilek ve temenniler ile sınırlı, AKP’den kurtulmak isteyen toplum kesitini yatıştırmaya dönük laflar bunlar…

 

Orhan Bursalı bas bas bağırıyor seçim güvenliği yok, sahte seçmen var, yeni seçim yasası olası sandık hilelerini örtbas edecek diye…

 

Kemal Bey ise Referandum sonucunu zamanında eleştirmek ve tepki koymak yerine neredeyse bir yıl sonra veciz açıklamalar yapıyor.

 

“Ankara’dan İstanbul’a yürümek yerine, şaibeli gördüğün 16 Nisan Anayasa Referandumu’na tepkini zamanında gösterseydin…” diyenleri adeta haklı çıkarıyor.

 

Haklısınız, Kemal Bey’in toplumsal muhalefeti yatıştırma manevraları sırıtıyor diyebilirsiniz.

 

Bu şartlarda, 2019’a dair kaygıların şimdiden kâbusa dönüşmemesi için mucize gerektiğini söylesek çok mu abartmış oluruz?

 

Bu bölümü burada noktalayalım; “2019’a ne kaldı ki?” meselesinin ‘kültür savaşı’ boyutu haftaya kalsın… 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Bakım ve onarım işleri yaptırılacak
Kırtasiye malzemesi alınacak
Bakım ve onarım işleri yaptırılacak
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke