ANASAYFA
15 Ağustos 2022 Pazartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Nurhan IŞIKSEREN / Eleştirel Düşünce
Erdoğan’ın karşısındaki aday?
Yayın Tarihi: 02 Mayıs 2018 Çarşamba, 06:32
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

AKP’nin köşeye sıkışmışlığının bir sonucudur erken seçim.

Öyle böyle değil, 16 ay öne çekilen bir seçimden söz ediyoruz.

 

AKP cenahından gelen açıklamaların odağındaki “istikrar için erken seçim” gerekçesi ise oldukça eğlenceli…

 

15 yıl boyunca istikrarı tek parti yönetimine bağlayan, koalisyon hükümetini öcü gibi gösteren zihniyetin temsilcileri, kendini inkâr etme pahasına, istikrarı erken seçimde arıyor.

 

Peki, neden ülkenin istikrara ihtiyacı varmış? Çünkü dış güçler ülkeyi zorluyormuş.

“Kutlu Yürüyüş”ün önü kesilmek, “Büyük Türkiye” hamlelerine set çekilmek isteniyormuş. AKP, 2019’u beklemeden, erken seçimle gücünü cümle aleme göstermeliymiş.

 

Sıkça dinlediğimiz bu plak baydı demeyin, Erdoğan’a tapınan, onun her söylediğine sorgusuz sualsiz inanan milyonlara ayıp edersiniz.

 

Fakat bir de madalyonun öbür yüzünde bir toplum kesiti var ki, bilinçli bir bakış açısı sonucu AKP’nin ülkeyi kötü yönettiğinin farkındadır ve gidişattan endişe duymaktadır.

 

Ve bu toplum kesitine, ülkenin içinde bulunduğu kötü durumun nedenleri “öyle dış mihraklar, iç mihraklar” hikâyeleri üzerinden anlatılamaz.

 

AKP’nin 15 yıllık “istikrarlı yönetim” tarzının ülke kaynaklarını nasıl talan ettiğini, küresel finans kuruluşlarından alınan borcun hangi seviyeye çıktığını ve üstelik ülke kalkınmasına üretken ve kalıcı katkı sağlamadan tüketim ekonomisi içinde hızla eriyip gittiğini bilen milyonlarca yurttaş var bu ülkede.

 

Toplumu “ya bendensin ya da ötekisin” diye bölmenin toplumsal barışı nasıl tehdit ettiğinin ve hangi sonuçları doğurabileceğinin ayrımındaki bu yurttaşlar, ülkede huzurun, birlik ve beraberliğin bozulmasının, güvenlik temelli beka sorunlarından önde geldiğini iyi kavradıkları için ayrıca çok endişeliler.

 

Ve bu toplum kesiti cumhurbaşkanı adayını arıyor…

 

Meral Akşener ve Temel Karamollaoğlu’nun adaylık açıklamalarını dün öğrendik.

Yine dün, CHP’nin yetkili ağızlarından Bülent Tezcan, önümüzdeki Cuma günü partisinin adayının açıklanacağını duyurdu.

 

Elbette gözler ana muhalefet partisi CHP’ye çevrilmiş durumda.

 

Hatırlayacaksınız; bugüne kadar dillendirilen çokça isimden Muharrem İnce ve Yılmaz Büyükerşen üzerinden bir karara varılacaktı 24 Nisan’daki parti meclisi toplantısında.

 

Ama olmadı, açıklama ertelendi ve Abdullah Gül’ün ortak adaylığı gündeme geldi.

 

Ancak, Kılıçdaroğlu’nun Akşener’i ikna edememesi sonucu Abdullah Gül kispete vurdu ve köşesine çekildi.

 

Buraya kadar anladık da, Kılıçdaroğlu’nun Gül’e yeşil ışık yakan tutumu ilginç gelmedi mi size?

 

Tamam, Ekmeleddin Bey’den biliyoruz senaryoyu da, Kemal Bey’in hâlâ aynı kulvarda yürümesine şaşırıyoruz tabii.

 

Aslında şaşırmamak lazım; Kemal Bey iyi ‘yetiştirilmiş’ bir bürokrattır; görev adamı sorumluluğuyla hareket ediyor ve kendisine biçilen rolü iyi oynuyor.

 

Hatta sınırlarını o kadar iyi biliyor ki Kemal Bey, AKP Genel Başkanı Erdoğan, 

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu,

partilerinin genel başkanı konumunda cumhurbaşkanlığına aday olurken,

O hâlâ Türkiye’yi değil partisini yönetmeye talip!

 

Peki, normal mi bu sizce?

Elbette normal değil; ama Kemal Bey’in neden CHP’nin başında bulunduğunu anlamamıza gayet yardımcı bir tutumdur bu.

 

Varsayalım ki, cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turuna CHP adayı kaldı ve seçildi, cumhurbaşkanı oldu.

Genel Başkan Kemal Bey neyle iştigal edecek partisinde?

 

Cumhurbaşkanı yardımcılığı veya bir bakanlık görevi kabul etmeyecektir herhalde?

O zaman geriye CHP’yi yönetmek, kontrol altında tutmak kalır ki, bugüne kadar yaptığı tam da bu olduğu için ortada yadırganacak bir durum yok demektir.

 

Ne var ki, CHP, böylesi bir parti yönetim aklıyla ülkeyi AKP tasallutundan kurtaramaz. Muhafazakâr sağın daha da büyümesine teşne olur ancak.

 

Bu nedenle CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, partisinin kimliğini, dünya görüşünü, temsil ettiği değerleri lafta değil özde savunacak biri olmalıdır.

 

Kemal Bey eliyle CHP’ye dayatılan siyaset mühendisliğinden bugüne kadar bir sonuç alınamadığı bariz şekilde ortada değil mi yoksa?

 

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı kim olmalı peki?

 

Muharrem İnce ve Yılmaz Büyükerşen üzerinden bir karara varılmalı bence.

 

Cuma günü saat 10’da bu iki aday dışında bir isim ile karşılaştığımda bileceğim ki, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı yine parti dışı odakların tavsiyesi(!), Kemal Bey’in o ‘muhteşem başarılı’ yönetim tarzıyla belirlenmiştir!

 

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Bakım ve onarım işleri yaptırılacak
Kırtasiye malzemesi alınacak
Bakım ve onarım işleri yaptırılacak
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke