ANASAYFA
24 Eylül 2018 Pazartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Gönül UYANIKTIR / Günce
Güzel bir şarkı da acıtır
Yayın Tarihi: 16 Mayıs 2018 Çarşamba, 06:36
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Bazen güzel şeyler de canınızı yakabilir. Güzel bir şarkı mesela…! Duygulu bir melodi, söylenmesi gerekirken söylenememiş sözler… Belki sizin ağzınızdan çıksa bu kadar etkili olmazken, tokat gibi nasıl da acıtır. Canınız acır, ama kalbiniz o acıya katlana katlana ferahlar.


Vardır böyle hissettiğimiz anlar…! Vardır, güzel ama canımızı acıtan şeyler. Belki debunlar arasında en güzeli yine de, hataları ve yanlışları hatırlatan bir şarkıdır. Ama ne yazık ki hayatta her şey, canımızı, güzel bir şarkı gibi tatlı talı yakmıyor.  Elimizde olmayan, yaşamın getirip dayattığı acılar da var. 


Canını yakanlardan kurtulmanın yolunu, onları affetmekte bulanlardanım. Bu affetme süreci bazen yıllarınızı alabilir. Kırgınlık, küskünlük, hatta intikam duygunuzu ağır bir valiz gibi yıllarca peşinizde sürükleyebilirsiniz.  Sonra bir bakarsınız ki, yaptıklarınız, kendinizi  kısıtlayıp hapsetmekten başka  işe yaramamış. Hepsinden vazgeçtiğinizde rahatlayıp huzura kavuşursunuz. 


Bu saydıklarımın siyasette yeri var mıdır, varsa da ne kadardır…!?  Bence vardır ve sanırım bu da muhatabın 'yeterlik' durumuna göre değişir.  Uzun lafın kısası bugün eş dost cümbür cemaat güle oynaya yapılan adaylık açıklamaları, doğaldır ki gelecekte bazılarında kötü birer anı olarak kalacak. Belki o yüzünüze gülen 'sinsirella'ların gerçek amaçlarını anladıktan ancak uzun yıllar sonra, affedebileceksiniz. Bunlar doğal süreçlerdir, herkesin başına gelebilir. İyi tarafı sizin olgun bir insan olabilmenizin önünü açar. 


“Sonuçta aday adayı olmak kişisel bir tercih!” deriz de bu ne kadar doğrudur?  Özellikle bizim gibi bir göreve talip olmanın; parti içinde bir düzen, disiplin, çalışma ve üretmenin sonucu değil de, kendinde güç vehmeden   herkesin 'şans deneme'  aracı olarak gördüğü ve bu şekilde algılandığı ülkelerde böyle olur. .. 'Her parti üyesi her göreve aday olabilir' demek, demokrat olduğumuzu göstermez. Parti içinde belirli görevlere aday olabilmek için ilkeler ve kriterlerin olması gerekir.    


Ömür boyu, kendi siyasi  ticari çıkarları doğrultusunda çalışan, seçimden seçime ortaya çıkıp, gülücükler saçan, tek dayanağı kendi vehimleri olan insanlar adına üzüntü duyuyorum. Tesadüfen birilerine yakınlık, siyasi kurnazlıklar, hem siyasi hem ticari bağlantılar gibi nedenlerle amaca ulaşanlar hariç, bazıları elbet de hayalleri yıkılarak yenilmeyi öğrenecek. Kazananlar arasında hak edenden çok etmeyenler olacak.  


Şu yaşadığımız sıkıştırılmış süreçte, ilk şaşkınlığın ardından sayıları giderek artan aday adaylarının haberlerini okuyoruz. Sosyal medyayı çok iyi kullananlar var, ortalık övgüden yıkılıyor. Hele o isimler belli güç odaklarının yakınında veya o kaynaklardan besleniyorsa haliyle güce tapan insanların ilgisi de farklı oluyor. Oysa belli makam ve mevkilere gelseler de aralarında vasatın üzerine çıkabilmiş olanların sayısı o kadar az ki…!


Gündem siyasete ve seçimlere odaklanmışken Hudut Yazarı Dr. Nurhan Işıkseren, Baki Nedim Baltacı'nın “CHP'nin Baskın Seçim Sınavı” isimli, üstelik de yazarının imzasını taşıyan kitabıyla çok hoş bir sürpriz yaptı.  Baki Nedim Baltacı, CHP'de çok önemli görevler üstlenmiş, fikirleriyle partinin önünü açan, sözünü sakınmayan, bu oranda da saygı duyulup danışılan bir isim. 


Kitaba ana başlıklarıyla bir göz attım ama, okumak için sakin bir ortama ihtiyacım var. Zira bizim gibi(!) geleneksel particilik yöntemleriyle haşır neşir olanların, en az güzel bir şarkı kadar canını yakacak.  Ama okudukça canımız yana yana gerçeklere yaklaşmış olacağız.


Bu kanıya, kitabın Osman Bahadır tarafından yazılan önsözünü okuyunca  varmamak mümkün değil. Bahadır, “Ne olacak bu CHP'nin hali?” diye başlıyor ve ardından da, Baltacı'nın bu soruyu soran ve cevaplandırmaya çalışan insanlardan ne kadar farklı olduğunu  şöyle anlatıyor.


“CHP'nin her kademesinde 54 yıldan bu yana hizmet ve mücadele vermiş olan Baki Nedim Baltacı, bu farklılığının yansıdığı eserinde; tecrübesi, keskin gözlemleriyle ve adeta partinin hafızasına sahip olarak CHP'nin durumu ve geleceğiyle ilgili önemli analizler yapıyor ve çözüm önerileri geliştiriyor. Baltacı'nın ülkemizin ve CHP'nin tarihiyle bağlantılı bu çözümlemeleri ve önerileri okunmadan, “CHP'nin halinin ne olacağı tam olarak anlaşılamaz."


Önsözün ardından yazarın kitaptaki ilk cümleleri, güzel ve gerçekten de insanın içini acıtan bir şarkı gibi geliyor. Yarım asrı aşkın siyasi deneyime, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde alınan eğitimin, sosyal, kültürel ve sportif çalışmalara dayanan birikimin ışığında yazar, gerçeğin aynasını yüzümüze çeviriyor... Ve diyor ki;
“Ülkemizde ahlaksal simetrileri aynı olan rantiyerlerle siyasilerin oluşturduğu bir gücün varlığını çoğumuz bilmekteyiz. Siyasetten bürokrasiye kadar sürdürülebilir bir ağırlıkta olan bu oluşumun sahipleri “toplumsal rantın” paylaşımından kaynaklanan ortak bir dayanışmaya sahiptirler. Geniş çapta “saadet zinciri” oluşturan bu kesime ben “siyaset sınıfı” diyorum. 


Toplumun geleceğini satan siyasilerle kararları satın alınabilen bürokratlar ve de kendi aktiflerinden başka bir şey düşünmeyen rantiyerler bu hegomon yapının bileşenlerini oluşturmaktalar. 


…. Ülkemizde de küresel kareografiye uyumlu olarak yerini alan liberal serbest piyasa metaforu uygulamalarıın arka planındaki tahribatta; sosyal hakları budanarak şirket kölesine dönüştürülen emekçileri, sıcak paraya dayalı yürütülen ekonominin mağdurlarını ve de rantiyerler tarafından hunharca yağmalanan kentleri görmekteyiz…”
Siyasetin içinden, hem de en en içinden bir ismin bu yapıcı tespit eleştiri ve önerilerine, her zaman olduğu gibi yuh çeken bir güruh olacaktır. Bu insanlar en kolay anlayabildikleri, en kolay iletişim kurabildiklerine inanan, toplumsal rantın paylaşımından kendileri de nemalananlardır. 


Bu gerçek değişmez. Edirne'de de Ankara'da da aynıdır. Bunlar hatta çok yakınınızda size selam ve dokunma mesafesinde bulunanlar arasında mevcuttur. Toplum bu 'tür'leri ayırt edebildiği ve de kendilerine yapılan haksızlıkları affedebildiği zaman huzura kavuşacaktır. 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
xx