ANASAYFA
18 Ağustos 2018 Cumartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Gönül UYANIKTIR / Günce
Birkaç güzel adam
Yayın Tarihi: 11 Haziran 2018 Pazartesi, 06:36
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Bir 'kadın' yazısının ardından, bu kez birkaç adam, -adam gibi adamlar- yazısı…! Genelde, çok zengin olduğu için fakirlerin ve -hala kaldıysa- orta direğin,  çok yakışıklı olduğu için vasat insanların, çok iyi eğitim aldığı için yarı entellerin, çok başarılı işlere imza attığı için yetersizlerin ifrit olması muhtemel adamlar… Ama bazıları ne düşünürse düşünsün, bu adamları herkes seviyor. Keşke ülkemizde, dünyamızda onlardan çok çok daha fazlası olsa. Keşke yakınımızda yöremizdeki insanlar da bunları örnek alsa, alabilse…. 


Ali Koç mesela! Sadece Fenerliler değil, aklı başında tüm sporseverler, kulüp taraftarları, hatta sporla hiç alakası olmayan sıradan insanlar bu adamı seviyor. Çünkü sonuçta Türk sporuna iyilik, güzellik, sportmenlik, kardeşlik vaat ediyor… Hiç, 'ben' demiyor, 'biz diyor'. 'Biz yapacağız' diyor. Doğruları söylüyor, kandırmıyor, yapabileceğinin daha altında sözler veriyor ki, mahcup olmasın, yalancı çıkmasın.


'Değişim, dönüşüm' diyor. 'Ben camianın vitriniyim; asıl olan üyeler ve taraftarlardır.' En büyük transfer sizsiniz en büyük transfer felsefe değişikliği' diyor.  'Dostluklarımızı arttırmamız lazım. Sevilmek istiyorsak önce biz seveceğiz, sayılmak istiyorsak biz sayacağız. Bu ülke kavgadan bıktı. Sporun şiddet, nefret dilini değiştireceğiz. Kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyi başkasına yapmayın. Biz örnek kulüp olacağız. Saha dışında yapıcı rekabetin öncüsü olacağız. Önemli olan kavga değil, haklı olduğunda haklı kalabilmek' diyor. 


Bu adamı sırf zengin olduğu için, -diğer tüm özelliklerini yok sayarak- sevmeyen, eleştirenler  olabilir. Ancak son birkaç günde öyle bir duruş sergiledi ki egoist, kindar, empati yoksunu, gına geldiğimiz yetersiz tiplerden sonra yüreğimize limon çiçeğinin ferahlığını verdi. Attığı her adım, kelimelerin sonunu yuvarlayarak konuşması bile, insanlara iyi ve sempatik geldi; 'insan' olmayı hatırlattı. 


Milyonlarcası gibi Fenerliyim! Ama bu takıma bağlılığım körü körüne değil, tüm diğer aidiyetlerim de öyle. Hatalıysam eleştiriyi dinlerim, yazı yazan biri olarak gerektiğinde de eleştirme hakkımı kullanırım. Başarabilirsem, kırmamaya özen gösteririm. Ama sonunda “beni eleştirenler haklı mı, ben nerede yanlış yaptım” diye soruşturur, almam gereken dersi alırım. Nihayetinde gideceğim yolu seçmek bana kalmış… Eleştiri haklıysa, yanlışta ne diye ısrar edeyim!? 


O güzel adam da, önce rakibini öyle güzel eleştirdi ve sonunda hakkını öyle güzel teslim etti ki, işte her şeyin ötesinde bu kimliğiyle bir kez daha kendine hayran bıraktı... Mazbata töreninde mesela, kürsüye babasının bir çalışanıyla çıktı. Çünkü Beşiktaşlı babanın Fenerbahçeli çalışanı Kamer Kaya, hem Ali Koç'u hem de ağabeyi Mustafa Koç'u Fenerli yapan isimdi. Bu ayrıntıyı atlamadı, ama hiç de abartmadı, popülizm yapmadı. 


Aynı başkan seçilişi sonrası, birlikte çalıştığı insanlarla kürsüye çıkıp hepsine tek tek teşekkür ettiği gibi… En ufak ayrıntıyı bile atlamayan genç ve dinamik bir ekiple çalışmanın yanında, kendisine en çok, 'ben olsam ne isterdim' diye sorduğu muhakkak… “Ben sporcunun zeki çevik ve ahlaklısını severim” diyen Atatürk'ün bakış açısını yansıtan, “Atatürk'ün hangi takımı tuttuğu değil, hangi takımın Atatürk'ün izinden gittiği önemli” diyen Ali Koç'lara hepimizin ne çok ihtiyacı var. Sadece sporda da değil, özellikle siyasette ve yaşamın aklınıza gelen diğer her alanında…


Bu sıralar 'Ahlat Ağacı'nı çok merak ediyorum. 


O, Türkiye'nin sahip olduğu bir başka güzel adamın, Nuri Bilge Ceylan'ın eseri… Hani 2008'de dünyanın en prestijli sinema festivali Cannes'de Üç Maymun filmiyle “En İyi Yönetmen” ödülünü alırken, “Bu ödülü tutkuyla sevdiğim, yalnız ve güzel ülkeme adıyorum” diyen adam! 'Yalnız ve güzel ülkesine adadığı ödülünü alırken, bizleri sevinç ve gururdan ağlatan sanat insanı… Bu kez aynı festivalde prömiyeri yapılan ve dakikalarca ayakta alkışlanan “Ahlat Ağacı” ile ödül alamadı. Ancak sanat camiası ve eleştirmenler Ceylan'ı hak ettiği övgülerle selamlayarak ödülsüz bırakmadı. Aynı platformda daha önceden üç önemli ödül alan Ceylan, bu ülkenin sahip olduğu ve 'keşke daha çok olsalar' dedirten güzel adamlardan biri… 


Güzel demişken, dıştan bakıp güzel diyebileceğiniz bir adamla da iki yıl önce İspanya'da tanıştık. Uzun zamandır bu ülkede yaşayan rehberimiz Taki, 'ay ışığında gezilmesi gerekir' diyerek bizi akşam yemeği sonrası Elhamra Sarayı'na götürdü. Dünyanın dört bir yanından ziyaretçiler şaşkınlık ve hayranlıkla dolaşırken Taki, küçük bir grubu gösterip, “Şu uzun boylu adam Pedro Sançez, İspanya Başbakanı olabilir” dedi.


Bizim gibi sarayı gezen Sosyalist Parti Genel Başkanı Sançez, kendisine ismiyle seslenen grubumuza döndü ve gülümseyerek el salladı. Taki İspanyolca Türkiye'den Edirne'den gelen bir kafile olduğumuzu ve kendisine merhaba demek istediğimizi anlattı. Hemen elindeki eşyaları arkadaşına bıraktı ve grubumuza yaklaştı. Çok uzun olmayan bir anda ve ay ışığında herkes Sançez'le fotoğraf karesine girmek isteyince maalesef elimizde sadece benim cep telefonumla uzaktan çekebildiğim bir iki kare fotoğraf kalabildi. Sançez iki yıl aradan sonra geçtiğimiz günlerde İspanya'nın yeni başbakanı oldu. 


Tamam, Sançez çok yakışıklı bir adam! Ama O'nu güzel yapan asıl bu insancıl yaklaşımı. Koruma ordusu ya da onlarca partiliyle değil, başbakan olması muhtemel günlerde, üç kişiyle dolaşması, tanımadığı insanlara karşı saygılı, sempatik ve yukardan bakmayan tavırları… Sonuçta sıradan biri olsa, biz O'nu hatırlar mıydık? Muhtemelen hayır…! Yaşamımızın sadece 5-10 dakikalık bir bölümüne değip geçen biri için, 'güzel bir insan' diyebilmek, belki çok önyargılı bir karar olabilir. Ama düşünün ki, bunu yaşamımıza değip geçen, hatta bazıları ciğerimizi delip geçen binlerce insan için söyleyemiyoruz. 


Güzelliğin salt fiziki özelliklerle değerlendirildiği yaşlardaki insanlar, olgunlaştıkça; güzel olanın bir tavır, bir söz, bir hareket, karşısındakine saygı, O'nu var sayıp empati kurabilmek, kendini eğitip terbiye etmekten geçtiğini anlıyor. Ve gençlik değer yargılarıyla verilen, ömür boyu iz bırakan kararları, bir de olgun yaşta gözden geçirdiklerinde, gerçek güzelliğin fizik ötesi olduğunu söyleyenlere dudak bükmekten vazgeçiyor.


Aslında güzel insanlar olabilmek elimizde; güce tapmadan, güçten zehirlenmeden, kendimizi, kendi iç sesimizi dinlemek yeterli, hoş bir seda bırakabilmek için… Şöyle bir düşünün, geçmişten bu güne kaç adam bu sıfatı hak edebilmiş. Ne mutlu onlarca yıl sonra bile güzellik sevgi ve minnetle anılanlara… 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
YAKIŞMADI!
ARAMIZDAN AYRILANLAR
Köylere beton yol!
Kömür karası!
Baba yü(böb)reği!
Bayramlaşma kuyruğu
‘Ulus' bayram yaptı
Güney Edirne'de deprem
‘Olumsuzlukları fırsata çevirmeliyiz’
Güzel Sanatlar'a yoğun ilgi
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
xx