ANASAYFA
22 Temmuz 2018 Pazar
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ulaş ÇAM / HUKUKÇU GÖZÜYLE
İDAM CEZASI NEDİR?
Yayın Tarihi: 09 Temmuz 2018 Pazartesi, 06:55
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

İdam, sözcük anlamı itibariyle bir suçun karşılığı olarak mahkumun hayatına son verilmesidir. Günümüzde ise 58 ülkede halen  idam cezaları devam etmektedir. İdam yani ölüm cezası en yaygın biçimde Asya ülkelerinde uygulanmaktadır. Türkiye'nin de dahil olduğu 140 ülkede ise uygulanmamaktadır. Türkiye'de 1920 ile 1984 yılları arasında 15'i kadın toplam 712 kişi idam edildi. Türkiye'de idam cezası en son 25 Ekim 1984'de Burdur Cezaevi'nde uygulanmış, ölüm cezasına mahkûm edilen Hıdır Aslan infaz edilen son kişi olmuştu. 


TBMM'de DSP-MHP-ANAP hükümeti döneminde 3 Ağustos 2002'de "Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hâllerinde işlenmiş suçlar hariç" idam cezası kaldırıldı. Türkiye "barış zamanında" idam cezasının kaldırılmasını öngören Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 6. Protokol'ü 15 Ocak 2003 tarihinde imzaladı. TBMM, 26 Haziran 2003 tarihinde bu protokolün onaylanmasını uygun buldu. 6. Protokol'deki "savaş ve yakın savaş tehlikesi zamanında işlenmiş fiiller için ölüm cezası öngörülebileceği" istisnası 13. Protokol'le kaldırıldı ve ölüm cezasının her koşulda kaldırılması benimsendi. Türkiye, 2004'te 13. Protokol'ü imzaladı. 7 Mayıs 2004 tarihinde gerçekleştirilen anayasa değişikliği ile anayasadan idam cezasının kalıntıları tamamen ayıklandı. Arkasından yasalardan da çıkarıldı. Böylece ölüm cezası Türkiye hukukundan tamamen çıkarılmış oldu.


 Türkiye'de 34 yıldır fiilen uygulanmayan ve 16 yıldır da hukuken bulunmayan idam cezası, artan terör olayları ve 15 Temmuz darbe girişiminden sonra meydanlarda atılan "İdam isteriz" sloganlarıyla yeniden gündeme geldi.  En son cinsel istismara uğrayarak katledilen 8 yaşındaki Eylül Yağlıkara cinayeti sonrasında, yine yüksek perdeden idam cezası isteyen sesler artmaya başladı. Giderek yaygınlaşan çocuk istismarı vakıalarının sosyolojik ve psikolojik arka planı ile eğitim arasındaki bağın koparılması ve sadece verilecek cezadan sonuç beklenmesi önleyici olacak mı? Hayır kesinlikle hayır! Cezalandırma sürecinden beklenen iki sonuç vardır; cezalandırma politikasının genel itibariyle iki önemli amacı vardır. bunlardan birincisi caydırıcılık, ikincisi ise ıslah etmektir. Bu bir kamusal politikadır ve toplumun geleceği ile ilgilidir. Bu kamusal politika sonucunda umulan suçun süreç içerinde ortadan kalkmasıdır. Halkın kin duygularını tatmin etmek ise cezalandırma sürecinin amaçlarından biri değildir, olmamalıdır.


Tüm tarihsel veriler ve idam cezaların uygulandığı ülkelere baktığımızda bu cezanın caydırıcılık özelliği olmadığı sabittir. Yıllardır idam cezası uygulayan Suudi Arabistan, İran ve Çin'de idam cezası uygulanan suçların ortadan kalkmadığı, idam cezalarının ise devam ettiği görülmektedir. Londra merkezli insan hakları kuruluşu Uluslararası Af Örgütü, 2017 yılında dünya çapında Çin'dekiler hariç yaklaşık 1000 kişinin idam edildiğini açıkladı. Örgüte göre son bir yılda idamlar bir önceki yıla göre yüzde 4 azaldı. Örgüt idam cezasıyla ilgili 2017 raporuna bu konuda bilgi vermeyi reddeden Çin'i katmadığını, bu ülkedeki idamlar hesaba katılsa rakamın hayli yükselebileceğini de not düşüyor. Uluslararası Af Örgütü, buna karşılık bu idamların yüzde 84 gibi çok yüksek bir oranının sadece 4 ülkede gerçekleştiğini de kayda geçirdi: İran, Suudi Arabistan, Irak ve Pakistan. Oysa idam cezasının uygulanmadığı demokratik ülkelerde suç oranlarının çok daha düşük olduğu ve hatta birçok cezaevinin kapatıldığı kamuoyunun bilgisi dâhilindedir.


İdam cezası bir defa getirilip, pandoranın kutusu açıldıktan sonra bunun acı sonuçları tüm toplumu etkileyecektir. Ülkemizde yargının bağımsızlığı sorunu çok yaygın bir şekilde tartışmalı durumdayken; siyasetin yönüne göre terör ve terörist kavramları değişmekteyken, herkes kendi karşısındakini terörist ilan etmeye dünden hazırken, yaşabileceğimiz sorunların ne kadar boyutlu olabileceğini tahmin etmek zor olmasa gerek. Bir dönem vatan haini diye yargının ve tüm medyanın linç ettiği, bir kaç yıl sonra hata ettik siz beraat edin denilen Ergenekon davası sanıklarının, eğer en üst ceza idam olsaydı şimdi idam edilmiş olacağı ihtimalini de biraz düşünün. Oysa bu cezaların bir dönem el üstünde tutulan ve yargı erkini ele geçirmiş FETÖ'cü savcı ve yargıçların ortak kumpasıyla verildiği bugün tartışılmıyor  bile. 


Hatalı ve yanlı olarak verilen idam cezalarından dönüş yoktur. 20 yıl sonra verilecek iade-i itibarların ise idam edilenler açısından bir anlamı yoktur. Amerika'da idam edilen İtalyan işçiler Sacco ve Vanzetti ile Rosenberg çifti için durum böyledir. Ülkemizde de siyasi nedenlerle sağ veya sol görüşten idam edilenler için de benzer durumlar mevcuttur. Sözün özü idam hiçbir şeyi düzeltemez aksine toplumsal yaşamda derin krizlere ve acılara yol açar. Mesele ve asıl ağır sorumluluk, geleceği gözeterek, suçların ortadan kalkmasını sağlayacak, ekonomik, sosyal gelişmeyi sağlamak ve eğitimli bireylerden oluşan bir toplum yaratmaktır. Eğitimin güçlü olduğu, ekonomik ve sosyal gelişmenin yaşandığı ülkelerde idam gerektiren suçlar ve idam cezasının olmadığını bilerek, ülkemizi, Suudi Arabistan, İran ve Pakistan olma sürecinin dışında tutalım. Bizim yerimiz orası değil.

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
xx