ANASAYFA
22 Temmuz 2018 Pazar
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Orkun AKMAN / #Çengelli İğne
Siyaset yazma enstitüsü
Yayın Tarihi: 09 Temmuz 2018 Pazartesi, 00:49
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Son zamanlarda çokça duyduğum bir cümledir; ‘Neden siyaset yazmıyorsun?’ Bazen bir dostun siteminde, bazen bir okurun serzenişinde bazen de Hudut’ta birlikte köşe yazdığım yazarların eleştirisinde karşıma çıkıveriyor bu durum.

 

Aslına bakarsanız siyaset yazmak ya da siyasi konulara değinmek yazan kişi açısından biraz sıkıntılı olabiliyor. Çünkü siyasiler eleştirilmeyi değil; övülmeyi ve takdir edilmeyi sever. Dolayısıyla kendilerine yönelteceğiniz en ufak bir eleştiride dahi kendinizi anında hedef tahtasında bulabilirsiniz. Ne yazık ki bu durum sadece yerel siyasetin değil, aynı zamanda genel siyasetin de kronikleşen bir hastalığına dönüşmüş durumda. Hele bu durum küçük kasabalarda, Edirne gibi ne büyük ne de küçük kentlerde fazlasıyla karşılaşılan bir konu… Ancak benim yazmayışım ya da içimden gelmediği için yazamayışımın nedeni elbette bu değil. Birazdan anlatacağım nedenini ancak şu kronikleşen konuya biraz değinelim önce…

 

Kendini; seçildikten ya atandıktan kısa bir süre sonra vakit kaybetmeden koltuk, makam ve mevki ihtirasına kaptıran bu beylerde, -özellikle beyler diyorum çünkü kadınların Edirne gibi bir şehirde dahi neredeyse esamesi okunmuyor- ‘sayın vekilim’, ‘büyük başkanım’, ‘kıymetli müdürüm’ gibi kulağa hoş gelen sıfatlı cümleleri duymak belli bir süre sonra öyle bir alışkanlık yaratıyor ki, beyefendiler bu anların bir ömür sürmesini isteyecek kadar kendilerini bu hırsın içinde bulabiliyor.

 

İlk başlarda mütevazilik, şeffaflık, halka yakınlık, ulaşılabilirlik gibi kavramları kendine şiar edinen siyasilerimiz, şakşakçı diye tabir edebileceğim dalkavukların oyununa öyle güzel geliyor ki, şiar edindikleri kavramlar birden tepetaklak olup tam tersine dönebiliyor.

 

Benim gözümde siyasi veya makam sahibi kişi eleştiri kabul eden, eleştiri karşısında içindeki siniri ve çirkefliği dışarı yansıtmayan ve en çok da eleştirilerden ders çıkarmasını bilen bir figür ancak bunu ne yaşadığım kentte ne de yaşadığım ülkede görmek neredeyse imkânsız. Çünkü ‘başkanım’, ‘vekilim’, ‘müdürüm’ ya da ‘bilmem neyim’ gibi sıfatlar karşısında egolarının yükselmesine engel olamayan bu beylerimiz, etraflarındaki ‘yalaka’ ve ‘yalama’ tipler tarafından öyle güzel kandırılıp uyutuluyorlar ki, belli bir süre sonra yaptıkları her şey onlara en doğru davranışmış gibi gelebiliyor. Ve bu doğru sandıkları davranışlar karşısında en ufak bir eleştiriye dahi tahammül edemez hale geliyorlar. İşte bu güç zehirlenmesi, eğer biraz da kovalaksanız inanın daha 1 yılınız dolmadan sizi esir alıyor ve yaptıklarınızdan tutun da verdiğiniz sözlere kadar yapılan tüm icraatlar gövde gösterisinden öteye gitmiyor, gidemiyor.

 

Eleştirilere katlanamama, yapılan haklı eleştirileri ‘suçlama’ olarak yorumlama, getirilen önerilere rağmen zihnin bunu farklı görmesi sonucu tahammül edememe gibi belirtiler, yaşadığımız şehir başta olmak üzere hemen hemen bütün ülkenin geneline yayılmış durumda. Ve işte bu durum benim kanaatimce siyaseti kalitesizleştiriyor, niteliksizleştiriyor. İşte bu durum tam da yazımın başında değindiğim, neden siyaset yazmadığımın ya da yazmak istemediğimin nedenini özetliyor: KALİTESİZLİK!

 

Dedim ya; çevremdeki birçok insan ‘Siyaset yaz, siyaset yaz’ baskısı yapıyor diye… İyi de;

 

- Partisinin kalesi olarak gösterilen bir ilde milletvekilliği sıralamasında yaşanan rezilliği mi yazayım?

 

- Yoksa siyaseti halk ve kamu yararına değil de kendi yararlarına kullanılanların aymazlığını mı?

 

- Ya da siyasi bir parti liderinin cumhurbaşkanı adayına hakaret ve tehdit yağdırdığı videosunu sosyal medyada beğenen şahsına münhasır il müdürünü mü?

 

- Peki ya iktidar ortağı olma iddiasıyla yola çıkan yeni kurulmuş bir partinin Edirne teşkilatının emek ve uğraş gibi kavramları hiçe sayıp ‘Biz beğenmedik yeaaa’ aymazlığına ne demeli!?

 

Neyse… Yazmayacağım dedim de yazmış kadar oldum.

 

Haaaa… Gerekirse en alasını da yazarız dostlarım hiçbir endişeniz olmasın!

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
xx