ANASAYFA
27 Haziran 2022 Pazartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Nurhan IŞIKSEREN / Eleştirel Düşünce
Gidiniz artık Kemal Bey!
Yayın Tarihi: 18 Temmuz 2018 Çarşamba, 06:43
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Önce şunu bir netleştirelim: Kemal Kılıçdaroğlu’nun ne katkısı olmuştur CHP’ye?

 

Öyle ya, 8 yıldır CHP’nin başında.

 

Kimse merak etmesin, seçim başarısızlıklarına indirgeyecek değilim Kemal Bey’in fuzuli genel başkanlık serüvenini.

 

CHP’nin iktidar alternatifi bir parti konumuna gelmesi, kapsamlı ve uzun soluklu bir çalışma gerektirir.

 

Öyle kişilere ya da ideolojik tercihlere dayalı ortaya salınan önerilerden medet ummayı, siyasi acelecilik, kolaycılık olarak görürüm.

 

Öncelik başka yerdedir.

 

CHP’nin yönetilme tarzından, örgüt işleyişinden kaynaklı yapısal sorunlarına eğilmek gerekir her şeyden önce.

 

Kemal Bey, 2010’da genel başkanlık koltuğuna oturtulduğunda, CHP’nin yapısal sorunlarını çözeceğini vaat etmişti.

 

Ancak gereğini yapmadığı gibi, antidemokratik yönetim tarzına güzelce yaslanarak CHP’yi istediği gibi yönetti.

 

Aralık 2012’de, partisinin örgüt yapısını sağlıksız ve kötü bulduğunu ifade ettiğini de unutmadık. Yani, konuya vakıftır Kemal Bey.

 

Peki şimdi ne diyor Kemal Bey?

 

Şunu diyor: “Seçimlerden partideki yapısal sorunları çözmeye vakit bulamadık.”

 

Bu gerekçe dahi Kemal Bey’in inandırıcılıktan uzak, partilileri ‘salak’ yerine koyan yaklaşımını yeterince ortaya seriyor değil mi?

 

Kemal Bey’in CHP’yi genel merkez odaklı, otoriter idare etmek istediği, Baykal’dan miras Tüzüğe dört elle sarılmasından bellidir.

 

Söyledikleri ile uyguladıkları arasındaki çelişki, tutarsızlık gün gibi ortadadır.

 

Hatırlayalım…

 

2005 yılında toplanan 31’nci Kurultay’da tüzük değişikliği gündeme gelmişti.

 

Muhaliflerin hazırladığı tüzük değişikliği teklifi reddedildi tabii.

 

Ancak Baykal için alarm zilleri de çalmıştı. Meşrebine, parti içi iktidardan öte hedef gütmeyen siyasetine, uygun davranarak Tüzüğü kökten değiştirmek üzere harekete geçti. 

 

Aralık 2008’de toplanan ve bir gün süren 14’üncü Olağanüstü Kurultay’da Tüzük ve Program önerileri oldu-bittiye getirilerek kabul edildi.

 

CHP’deki antidemokratik yönetim anlayışının/tarzının kurumsallaşması işte böyle sağlandı.

 

Merkez Yönetim Kurulu’nun genel başkanca belirlenmesi de böyle başlamıştır.

 

MYK üyelerinin görevine son verilmesi, yerine yenilerinin atanması genel başkanın yetkisindedir artık.

 

Mayıs 2010’da “kaset operasyonu” sonucu genel başkanlık koltuğuna oturan Kemal Bey ne yaptı peki?

 

Bu antidemokratik tüzüğü değiştirmek yerine kendi parti içi iktidarı için konforlu şekilde kullandı. Halen kullanmaktadır.

 

Kemal Bey’in yönetim anlayışı ile Deniz Bey’inkinin örtüşmesi tesadüf değildir elbet. 

 

Durum saptamasını şöyle yapmak lazım: CHP’nin demokratik bir yapıya kavuşmasını istemeyen ve bu partinin örgütsel dinamiklerini kontrol altında tutmak isteyen odaklar için, ‘yapı’ önemlidir. O yapıyı yöneten Baykal gider, yerine Kılıçdaroğlu gelir ama sistem aynen devam eder.

 

Evet, kimse Kemal Bey’den CHP’nin demokratik, saydam, dürüst yönetilmesini beklemesin.

 

Parti içi iktidarı elde tutmak zorundadır, görevidir zira.

 

Bunun için de örgütün kontrol altında tutulması, sosyal demokrat parti yönetim anlayışına katiyetle yol verilmemesi gerektiğini çok iyi bilir.

 

CHP’nin üye, kadro, örgüt, program partisi niteliği kazanması tehlikelidir çünkü.

Parti üzerindeki kontrol kaybedilebilir.

 

İşte bu nedenle…

 

Üyenin söz ve karar hakkı laftadır; yerelden merkeze güç aktarmak için üye dolgu malzemesidir.

 

“Alavere dalavere, al gülüm ver gülüm siyaseti”, her daim devrededir.

 

Dahası, sanki böyle bir şey yokmuş gibi pişkin bir tavır içinde CHP’nin ülkede demokratik işleyişe sahip tek parti olduğunu ileri sürenler de çıkar karşınıza.

 

Somutlaştıralım…

Kemal Bey’in 36’ıncı Kurultay öncesi belediye başkanlarına kongre sürecine müdahil olmayın uyarısı nasıl da lafta kaldı değil mi?

 

Evet, Kemal Bey parti içi iktidarı elde tutmak için elinden geleni yapıyor ama sanki demokratik bir yönetim sergiliyormuş gibi bir hava estirmeyi de ihmal etmiyor.

 

Fakat bu tiyatro kendisini “dürüst lider” ambalajında pazarlamaya yetmiyor artık.

 

İnandırıcılığının kalmadığını görüyor olmalı.

 

Belki sırtına yüklenen yumurta küfesinden kurtulmak bile istiyor olabilir.

Ancak, kendisine yüklenen görev gereği, ceketine yapışık zümrenin koltuk ihtirası sebebiyle, mecburen/mecburiyetten koltuğu boşaltmıyor/boşaltamıyor.

 

Oysa yapması gereken bellidir: bir an önce koltuğu Muharrem İnce’ye devretmek üzere olağanüstü bir kurultaya yol vermek.

 

Öyle kurultayda “emir eri delegeler”e yaslanarak güven tazelemeye kalkması kendisini küçük düşürmekten öte bir anlam ifade etmeyeceği gibi, böylesi bir manevra seçmen nezdinde CHP’yi de küçük düşürecektir.

 

CHP seçmeni umut arayışındadır.

 

Ülkenin içinde bulunduğu durumdan kaygılıdır ve CHP’yi sığınacak liman görmektedir.

 

Ancak Kemal Bey’in genel başkanlık ısrarını da yadırgamaktadır.

 

Seçmen için; CHP’nin AKP karşısında Cumhuriyet’in kazanımlarını/değerlerini koruması, çağdaş Türkiye yolunda siyasi mücadele vermesi ön plandadır.

 

Ne var ki bu, Kemal Bey ve oligarklarının bugüne kadar izledikleri siyasi yolun aşılması ile olasıdır.

 

CHP’yi tutsaklıktan çıkaracak, halkla buluşturacak bir yönetimin işbaşına gelmesi, yeni bir yönetim ve örgüt yapılanması için gerekli değişim/dönüşüm hamleleri, demokratik bir tüzük kaçınılmazdır.

 

Fakat biliyoruz ki, Kemal Bey statükoyu korumak için elinden geleni yapacaktır.

 

Ama olağanüstü kurultay için imza toplayan muhalif grup da iddiasını sürdürecektir.

 

Ok yaydan çıkmıştır; CHP üzerindeki vesayetin kalkması,  parti içi dinamiklere/halka dayalı yönetilmesi gerektiği gözler önündedir.

 

Yeni yapının devreye girmesi, eskinin devrilmesiyle gerçekleşeceğine göre…

 

Gidiniz artık Kemal Bey!

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Gülşen Kayasöken vefat etti
Zafer Partisi 'Özkan' dedi
Üniversite merası!
Karı-koca 'kispet' ustalığı
Göçmen: Bu daha başlangıç
Edirne Kırkpınar'a hazır!
Hasta ve yaşlılara şifa olacaklar
Selimiye için turladılar!
Gürkan'a 'En Roman Dostu' ödülü
OİM'den Sarayiçi'nde sergi
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke