ANASAYFA
16 Ağustos 2018 Perşembe
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Ziya GÖKERKÜÇÜK / SOLDUYU
SIKINTI
Yayın Tarihi: 09 Ağustos 2018 Perşembe, 06:39
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

‘Sıkılıyorum' sözcüğü çok kullanılır oldu. Genci, yaşlısı, çocuk denecek çağda olanları herkes sıkıldığını belirtmekte. Nedir sıkıntı? Türk Dil Kurumu Sözlüğü'ne bakarsak üç anlamı var sıkıntının; Bir; işsizlik, tekdüzelik, bezginlik gibi nedenlerden doğan ruhi yorgunluk. İki; bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, meşakkat. Üç; yolluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı.Bazen 'daral geldi' diye bazı yazarlarca da anksiyate yani kaygı olarak tanımlanmakta olsa da 'sıkıntı' en güzel tanımdır.


Sıkıntı; belli aralıklarla ama hiç beklenmedik zamanlarda kendini tekrarlayan bir durumdur. Hiçbir sebep yokken sabah sabah sıkıntılı uyanırsınız. Boş boş duvarlara bakarken bulursunuz kendinizi. Sanki uyurken bir bela geçmiş başınızdan!


Sıkıntı; koskoca dünyada yalnız kalmış duygusu yanında kendinizi oldukça değersiz hissetme halidir. Sanki göğsünüzün içine bir el girmiş de kalbinizi sıkıyormuş gibi insanı daraltır. En alt seviyeye inen yaşam arzusu, insanın kafasını hiçbir işe verememesine neden olur. Hiçbir şey yapasınız gelmez. Okula veya işe gitmek o gün için tam bir işkencedir. Herkes sanki üzerinize geliyormuş gibi hissedersiniz.


Sıkıntı; bir anda kendinizi bu dünyadan soyutlama halidir. Aileniz de dâhil olmak üzere bütün insanlar çekilmez gelir. Her şeyi bırakıp gitme isteği uyandırır. Amaç sadece yalnız kalma isteğidir ama yalnızlık bu iç sıkıntıyı daha da alevlendirir. 


Nedendir sıkıntı, neden gelir? Üst üste gelen sorunların birikimi mi? Toplumsal umutsuzluğun birden düşüncelerimizi sarması mı? Beden yorgunluğunun düşüncelerimizi esir alması mı? Kişi hali midir yoksa toplumsal nedenleri de var mıdır?


Sıkıntı halinin bilimsel değerlendirmeleri elbet vardır ama ilacı da var mıdır? Aradığım kaynaklarda kitap okuma, meşgul olma gibi öneriler var ve elbette sıkıntı sürdüğünde doktora gidip fiziksel nedenlerini araştırmak gerekli ki sonrasında doktordan ilaç önerisi gelebilir. Arama yaparken, sıkıntılardan kurtulmanın bir yönteminin de dua olduğunu gördüm. Bazı dualar her gün sabah akşam kimine göre yedi, kimine göre dokuz veya doksandokuz kere okunduğunda insan dünya ve ahiret sıkıntısından kurtulurmuş! Gerçek olmasa da inanç yükseltisine göre yararı vardır diye düşünenlerdenim.


Sonuçta; her şeyin bir sebebi vardır temelinden baktığımızda sıkıntının da bir sebebi vardır. Uzmanlar; özellikle kaygılı bir yapıya sahip olanların, detaycı ve takıntılı mizacı olanların, mükemmeliyetçi yapıda olanların bu durumla daha kolay karşı kaldıklarını söylerler.


Tarifi mümkün olmayan, insanı yeme içmeden koparan, uykusuz bırakan, sosyal ilişkile-rini kısa süreliğine yöneteme-mesine neden olan iç sıkıntısı, huzursuzluk, mutsuzluk, neşe-sizlik, karamsarlık ve korkulu olma hali olarak tanımlanıyor. Kimi zaman nefes alamama, terleme, kalp çarpıntısı gibi bedensel şikâyetler de yaratabilen iç sıkıntısının altında yatan bir neden mutlaka vardır. 


Yaşanılan bir olaya, takılıp kalınan bir düşünceye, bir türlü çözülemeyen bir mesele veya bir sağlık problemine, ilişkilerdeki bir soruna bağlı olabilir. Aslında tüm bu durumlarda hissedilebilen iç sıkıntısının temelinde çözümsüzlük-çaresizlik duyguları olmakla birlikte ana sebep kaygıdır.


Kendimize bakalım: Borcumuz var ve her ay artıyor. Çocuklarımızı büyük harcamalarla okutuyoruz, okul bitince ne olacakları belirsiz. Çevremizdeki doğal güzellikler birilerine yatırım olsun diye katlediliyor. Beslendiğimiz gıdaların hastalık yaptığına dair her gün haberler okuyoruz. Tanıdığımız, yakınımız, arkadaşımız; hastalanıyor, sebepsiz tutuklanıyor, hapse giriyor. Taciz, tecavüz, sarkıntılık yapanlar dini aidiyetleri nedeniyle korunup kollanıyor ve ceza almıyor veya indirimden yararlanıyor…


Değişik zamanlarda hepimizi bazen sadece birimizi ilgilendiren kaygılar sıkıntılarımıza sebep olmaktadır. Geleceğe dair kaygı, yoksullaşma, yoksunlaşma, hizmetlere erişememe… 


Toplumsal sessizliğin sürmesi ve sürmesi için uygulanan açık ve gizli baskı hali; ister 'ohal', ister 'yasalhal'in devamı da sıkıntı nedeni olabilmektedir. Farklı düşünenler darmadağın olmuş durumda ve umuda dönüşmemiş bir arayışın sıkıntısı var.


Evet! Sıkıntıdayız. Ama halimizi sorana genelde 'sıkıntı yok' deriz. Çukur dizisinde dendiği gibidir halimiz; 'sıkıntı yoksa sıkıntı var demektir'. Veya 'sıkı can iyidir, kolay çıkmaz' deyip umudumuzu erteleriz. Kısaca; modern insanın “varlığını tehdit eden” sorunlardan birisidir sıkıntı.


Modern insanı tehdit eden sıkıntıya çözüm yine modern insandan gelecektir. O halde bireysel gibi görülen sıkıntıların toplumsal nedenleri olduğunu kabul ederek bizi yalnızlaştıran yaptırımlara karşı birlikte olmayı başarsak ve bunun için de umutlarımızı birleştirsek nasıl olur?

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Çocuklar açtı!
Esnafa güzel haber
15 yaşında Süper Lig'de
Yunanlı askerlere özel uçak
Savcıya gözaltı
‘Borcu krizi yaratanlar ödesin!’
T.Ü.'ye spor kompleksi
Edremit'te kitapseverlerle buluştu
‘Tava Ciğer'e anma pulu
Trakya Karması'na Edirne'den 13 isim
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
xx