Hepimiz bu yeni yıl kutlama olayının, sadece takvimlerin tarih değiştirdiği için kutlandığını biliyoruzdur diye düşünüyorum. Yani yeni yıla olumlu, pozitif dilekler dışında büyük anlamlar, yükler yükleyip olağan dışı beklentiler içine girmeye gerek yok. Örneğin ben uzun yıllar yeni yıla nasıl girersem öyle geçer modundaydım. Ama gelin görün ki yılın birinde benim bu tezim çürüyüverdi. Bu yıl hiç öyle boş umutlarla uğraşamıyacağımı, uğraşsam da kendim çalıp kendim oynayacağımı görmüş bulunuyorum.
İyi dilek mesajlarımın yarısı geri döndü yarısı da cevapsız kaldı. Paşa gönülleri bilir valla. Ben iyi düşüneyim de, bana iyilik dönsün diyorum çevreme iyi dilekler dışında başka bir çabam olmuyor. Neyse eşim ve ben yemeğimizi yedik ve her yıl olduğu gibi televizyonda yeni yıl konseptine uygun birşeyler aramaya başladık. Ama ne mümkün. O, haftalar evvelinden hazırlanan, ya da arşivlerin tozlu raflarından indirilen, samimiyetsizliğin ekrandan odamıza kadar ulaştığı proğramları izlemek zorunda kaldık. Kim bilir belki de, 'yeni yıla nasıl girersen öyle geçer' mantığımın fos çıkmasının hayal kırıklığı, bu yeni yıl girişleri ile eski yıl çıkışlarının da sıradanlaşmasına neden oldu benim için. Kim bilir belki yeni gelen yılla birlikte, bende bir yaşlanmışlık hissinin yarattığı gerilimden de söz etmek mümkündür. Zaten saat 24.00'te kesilen elektrikler nedeniyle, kentin bir bölümünün yeni yıla karanlıkta girip erkenden uyuduklarını sanıyorum.
Bizde durum böyleydi, umarım siz eğlenmiş sevdikleriniz ve sevenlerinizle birlikte olmuşsunuzdur. İçimde bir yerlerde o çocuksu, "Yeni yıla nasıl girersen öyle geçermiş" umudu hala kıpırdansa da, öyle olmadığı bizzat tecrübemle sabittir.
Allah izin verdiği, patron da işten kovmadığı sürece sevgi saygı ve hoş sohbetlerle buluşacağız, görüşmek üzere.. .