ANASAYFA
18 Ekim 2018 Perşembe
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Nurhan IŞIKSEREN / Eleştirel Düşünce
Almanya karşılaması…
Yayın Tarihi: 03 Ekim 2018 Çarşamba, 06:00
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Erdoğan'ın Almanya ziyareti Türkiye'de pek gündem yaratmadı. 
Daha doğrusu, yaygın medya tarafından geçiştirildi.
Bir nevi sansür uygulandı da diyebiliriz.
Alman medyası ise bu ziyarete daha bir hafta öncesinden ilgi gösterdi ve sürekli gündemde tuttu.
Hemen altı çizilmesi gereken husus: Almanların Erdoğan'ı olumlamadığı ve bu ziyarete büyük tepki gösterdiğidir.
Erdoğan'ın Almanya'yı Nazilikle suçlaması ve daha nice sert dozdaki eleştirileri elbette unutulmuş değil.
Erdoğan'a duyulan öfke öyle böyle değil hakikaten, adeta istenmeyen adam muamelesi görüyor Almanya'da. 
Ancak Erdoğan'a kırmızı halılı karşılamanın arkasında Alman devletinin çıkarlarının gözetildiğini de bilmiyor değil Alman halkı.
Samimiyetsizlik ve ikiyüzlülük de burada yatıyor zaten.
Dış ticaretin Alman GSYH içindeki payı %86'dır. (OECD, 2017)
Almanların alışık oldukları refah düzeyinin dış ticaret fazlasından kaynaklandığı ortada ve buna Türkiye'nin de hatırı sayılır bir katkısı vardır.
AKP döneminde ortalama yılda 6 milyar dolar dış ticaret fazlası var Almanya lehine.
Diğer bir ifadeyle, bu millet yılda 6 milyar dolar Alman halkının refahına dolaylı katkıda bulunmuş.
3000 civarında Alman şirketi Türkiye'de faaliyet gösteriyor ve hiç şüpheniz olmasın ki onlar da iyi kazanıyorlar. Bu da dolaylı yoldan Almanya'nın ekonomisi ve refah düzeyine katkıdır. 
Almanya'nın önde giden yayın organı Der Spiegel dergisinin haberine göre: geçtiğimiz Eylül ayında Almanya ile Türkiye arasında 35 milyar avro büyüklüğünde devasa bir demiryolu projesi için anlaşmaya varılmış.
Siemens'in başı çekeceği konsorsiyum tarafından yürütülecek ve Almanya'nın finansal  ve teknik desteğiyle gerçekleşecek proje, yeni yüksek hızlı tren alımının yanı sıra; yüksek hızlı trenler için yeni rotalar açılmasını, demiryollarının inşasını, mevcut olan hatların ve sinyalizasyon teknolojisinin modernizasyonunu da kapsıyormuş. (HaberTürk) 
Evet, Almanya ile sıkı fıkı bir ekonomik ilişki var ve fakat sürekli kazanan taraf Almanya.
Merkel'in “Türkiye'nin kaosa sürüklenmesini istemeyiz…” lafı boşuna değil anlayacağınız.
Yani…
 “Çıkarlarımızı korumak zorundayız…” diyor Hanımefendi…
Sözün özü; devlet aklı galebe çaldı ve üç uçakla Almanya'ya gelen Erdoğan havaalanında kırmızı halı ile karşılandı.
Ancak Erdoğan onuruna verilen akşam yemeği de dahil olmak üzere tüm görüşmeler 
Alman kamuoyunun tepkisini çekti. 
“Daha düne kadar bizi Nazi suçlamasıyla aşağılayan bir 'despota' nasıl olur da karşılamada kırmızı halı serilir…” serzenişi Alman kamuoyundaki rahatsızlığın ifadesidir.
Nitekim Erdoğan'a karşı öyle bir toplumsal muhalefet oluştu ki, Bellevue Sarayı'ndaki akşam yemeğine 300 seçkin davetliden sadece 120'si katıldı.
Daha başlamadan “fiyasko” damgası alan akşam yemeğinde, yine toplumsal baskı sonucu olsa gerek, Cumhurbaşkanı Steinmeier özellikle Türkiye'deki tutuklu gazeteci ve sendikacılara değindi.
Erdoğan da gerek Can Dündar gerekse diğer tutuklular hakkında ajan ya da terör örgütü üyesi nitelemesi ile taviz vermeyeceğini açıkça ortaya koydu.
Üstelik karşı hamlede bulunarak Almanya'nın terör örgütlerine yataklık yaptığını, örgüt üyelerinin ellerini kollarını sallayarak Almanya sokaklarında dolaştığını ifade etti.
İpler iyice gerildi ama kopmadı, çünkü esas mesele elbette karşılıklı çıkarlardı ve devlet aklı devredeydi.
Alman devlet aklı öyle devredeydi ki, basın toplantısına katılacağı açıklanan Can Dündar dahi bu isteğinden vazgeçti/vazgeçirildi.
Gerekçesi de, sadece her ülkeden ikişer gazeteciye söz verileceğinin kendisine iletilmesi ve dolayısıyla soru soramadıktan sonra basın toplantısına katılmasının anlamsız olduğu yönündeydi. 
Oysa, o basın toplantısında Can Dündar'ın varlığının Erdoğan için elbette kabul edilemez olduğu Alman yetkililerce kavranmış ve Dündar “telkin” yoluyla ikna edilmişti.
Buna mukabil Can Dündar medyada başköşe konuğu yapıldı ve böylece Alman kamuoyunda biriken gaz da hafifletilmiş oldu.
Erdoğan'ın programında Köln Merkez Camii açılışı da vardı ve planlanan gövde gösterisi de burada gerçekleşecekti.
Almanya'da faaliyet gösteren DİTİB (Diyanet İşleri Türk İslam Birliği) Almanya'nın dört bir yanından Müslümanları açılışa çağırmıştı ve 25 bin civarında katılım bekleniyordu.
Ancak Köln belediye başkanı, güvenlik nedeniyle açılışın sadece camii içinde yapılacağını duyurdu. Emniyet müdürü de Almanya'daki Türklerin seremoniyi evlerinde Türk televizyonlarından naklen izlemelerini tavsiye etti.
DİTİB de 25 binlik gösteriyi iptal ederek geri adım attı.
Alman devlet aklı yine devredeydi… 
Alman televizyon kanallarından ZDF'de perşembe günleri yayınlanan tartışma programı, bu ülkenin siyasal, ekonomik, sosyal nabzıdır.
Programın ismi, moderatör Maybrit Illner ile anılır.
Süresi bir saattir ve bizdeki gece yarılarına kadar süren tartışma programı adı altındaki geyik muhabbetlerine hiç benzemez. 
Bilgi, eleştirel düşünce ve sonuç odaklı bir programdır. Şüphesiz mizah, çekişme, sataşma da vardır ama anlıktır, moderatör özden uzaklaşmaya izin vermez.
Hepi topu bir saat neticede…
Erdoğan'ın ziyaretinden önceki Perşembe Türk kökenli Alman siyasetçi Cem Özdemir de programın konuğuydu.
Özdemir, Erdoğan'ın siyaset tarzını olumlamayan ve bunu da sıkça dillendiren bir Alman Yeşiller Partisi milletvekilidir.

Neresini sıkacaktım?  
Haliyle soruldu kendisine…
“Bellevue Sarayı'nda Erdoğan'ın elini sıkacak mısınız?”
Cevap: “Neresini sıkacaktım?”
Fotoğrafta Almanya Cumhurbaşkanı Steinmaier'in Özdemir'i süzen bakışları dikkat çekici. Muzip bir yüz ifadesiyle Özdemir'in Erdoğan'a ne söyleyeceğine odaklanmış sanki…
Peki ne söylemiş Cem Özdemir?
Şunları: “Umarım bundan sonra da konuşma olanağı olur. Konuşacak çok şey var.
Ne yazıktır ki önceki politikalarınızdan hiçbir şey kalmadı.”
Evet, Erdoğan Almanya'da kırmızı halı ile karşılandı ama istenen bir ziyaretçi değildi.
Devlet katında iki ülkenin çıkarlarını önceleyen/gözeten ziyaret Alman kamuoyunda, itibar arayışındaki müflis tüccarın/despotun mecburi bir hamlesi şeklinde kabul gördü.
Doğrudur, oryantalist bir bakış açısı… 
Rahatsız edici…
Ama durum bu maalesef…

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Toplu taşımaya ‘iyileştirme’
Tarımda hukuk zaferi
Gürkan'dan Akmeşe'ye ‘hodri meydan’
Aramızdan ayrılanlar
Askeri servis devrildi: 13 yaralı
Bahri bey 'pul'landı
25 yılda Konya kadar tarım alanı kayıp
Bol likit devri bitti!
Büyükelçiler Edirne'de
Trakya Birlik tüm liglerde
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
xx