ANASAYFA
18 Ekim 2018 Perşembe
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Gönül UYANIKTIR / Günce
Gelecek gelip geçti mi
Yayın Tarihi: 09 Ekim 2018 Salı, 06:06
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Yerel basının durumunu da, piyasaların halini de bilmeyenimiz yok. Çoğumuz kağıda gelen zammı marketten tuvalet kağıdı alırken farketse de, bugün hala 50  kuruşa sattığımız bir gazetenin maliyeti en az bunun üç katı. 
Malumunuz son yıllarda el değiştirmeyen çok az gazete kaldı. Bunların en eskisi de Hudut. Herkesten önce pes edip gideceğimizi sanan, aylarca bunun geyiğini yapıp çaba harcayanları üzüyor olsak da, varlığımızı sürdürmeye kararlıyız… Peki el değiştirenler ne oldu? Bazıları sermayenin ve siyasetin emrine girdi, bazıları da bir gazeteye sahip olmanın kendilerine bir koruma kalkanı olabileceğini düşünen yeni sahipleri ve devletin resmi ilan desteği ile yürüyor! 
Kısaca her halükarda 'halk gazeteciliği' 'toplum adına gazetecilik' mevzi ve kan kaybediyor. Kaybetmeye de devam edecek görünüyor. Peki kağıda gelen zammı tuvalette hisseden halkımız bu ince ayrıntıyı fark etti mi, ettiyse karşı bir refleks geliştirdi mi? Görünen o ki, henüz hayır, ama umudumuz var!
Basın İlan Kurumu (BİK) da durumun içinden çıkılmazlığının farkında. BİK Yönetim Kurulu, geçtiğimiz Ağustos toplanarak yerel gazetelerin durumunu iyileştirme adına bazı kararlar aldı. Kurumun temsilciliğinin bulunduğu illerde  (Edirne de buna dahil) 7 olan zorunlu gazeteci sayısı 6'ya düşürüldü. Zira önce 5 olan sayı, BİK Şubesi açılınca 7'ye yükseltilmişti. İki yeni personel yükünün yanında BİK, bir de gazetelere servis ettiği resmi ilanlar ile aracılık yaptığı ilanlardan % 15 pay almaya başladı. Bu pay zaten ilan potansiyeli daralan vasıflı yayınlara giderek daha ağır gelir oldu. Resmi ilan oranları düştü ama resmi ilan fiyatları dört yıl boyunca milim değişmedi. (Ta ki 5 ay öncesine kadar)  Sonuçta yerel gazetelerin büyük çoğunluğu ehil olmayan, naylon kadrolarla, iş yapıyor muş- gibi  görünerek resmi ilan almayı sürdürdü. Ancak bu da kurtarmadı ve bir kısmı teker teker, asıl işleri gazetecilik olmayan sermaye sahipleri ile siyaset odaklı figürlerin eline geçti. 
Yıllardan bu yana bazı matba ve yerel gazete sahiplerinin bitmek bilmez kurnazlıklarıyla başa çıkamayan sektörde şu anda büyük bir obezite hakim. Nedeni niçini belli bu rahatsızlığı tedavi etmek yerine, obez yapının beslenmeye devam edilmesi yüzünden de sorun, içinden çıkılmaz bir hal almış durumda. 
Amaçlar muhtelif, kimsenin sektörden gitmeye niyeti yok. Üç beş kuruşu bastıran dünyanın en önemli gücünü ele geçirdiğini sanıyor. Oysa bu kontrolsüz güç kısa vadede tehlikeli bir hal alabilir. Totalde ise zaten bir süre sonra kullanıcısı aleyhine geri tepecektir.  
Peki bu sorun nasıl aşılır, bu kontrolü kim sağlayabilir!? Bu kontrolü olsa olsa okur (!) yapabilir, toplum sağlayabilir. Asıl amacı apaçık belli olanları ayrıt ederek, okumayarak, abone olmayarak, ilan vermeyerek… Kısaca bu obezitenin önüne ancak bilinçli vatandaş bilinçli toplum geçebilir. Gerisi hikaye…!   
İyi de, işini düzgün yapmaya çalışanın yaşadığı zorluk da öyle bir iki değil ki! Meslekte yozlaşmaya yol açıp, yerel gazeteciliğin asıl ve gerçek işlevinden uzaklaşması bir yana, BİK yönetim kurulunun aldığı bazı kararlar maalesef sektördeki bazı açıkgöz, kurnaz ve üç kağıtçıların işine yarıyor. Ağustos toplantısı uyarınca zaten naylon olan kadrodan bir isim düştüler oldu bitti. Bunu yaparken, bir gazetecinin(!) daha işsiz kalması onların umurunda olmadı. 
Oysa, Basın İlan Kurumu'nun şube açmasından en çok umutlananlardan biriydim. Yıllardır, kurnazca devletin resmi ilanıyla beslenenler artık kendilerine bir çeki düzen verir, naylon kadrolar denetlenir, uyarılır, ısrar edenlerin ilanı kesilir, diğerlerinin hakkını gasp edenler artık çeker gider diye düşünüyordum. 
Valilik denetimleri pek adil olamıyordu. İşini düzgün yapana 'aferin' denmediği gibi, yapmayana da 'dur' diyen yoktu. Çünkü bu kuruldakiler de her gün burun buruna oldukları gazetecilerle karşı karşıya gelmek istemiyordu. Bir iki uyarıda bulunana, gazete yoluyla nasıl gözdağı verildiğine hepimiz şahidiz. 
Sonuçta BİK'in kurallara uymaya çalışanlarla onları takmayanları ayırt edeceğini düşünmekle fazla iyi niyetli davranmış olabilirim. Çünkü BİK yönetim kurulunun aldığı kararlar, mesleğe gerçek emek verenlerin değil, işin üç kağıdına kaçanların işine yarayacak türden. Durum buyken bir de KOSGEP'den iki muhabir (!) armağan edip maaşını sigortasını ödeyeceksiniz. Peki ama, adam gibi kadro kurup, sizin şartlarınızı yerine getirmek için banka kredisi çekenlerin ne günahı var? Personel çıkarıp beleş muhabir(!) almaya kalksalar çıkardıkları adama tazminat ödeyecek paraları yok… Böyle destek olmaz. Bu zaten var olan eşitsizliği körüklemekten başka işe yaramaz. KOSGEP desteğiyle bir süre iki kişiye istihdam sağlanır ama, obezite tedavi edilmez, ölümcül hale getirilir. Ayrıca kurnazları beslerken, işini düzgün yapmaya çalışanları cezalandırırsınız. Destek olacaksanız teknolojik destek verin, çünkü tüm ekipmanlarımız asarı antika…!
Herkes kendi işine baksın diyorum,  Hudut'u susturmak, silmek için yerli yersiz şikayet edenlerle aynı seviyeye düşmek istemiyorum. Benim işim gammazlık değil gazetecilik diyorum.  33 yılı Edirne'de 37 yıldır bu mesleğin bilfiil içindeyim. Hala bu küçük kentteki büyük (!) gazetecileri tanımıyorum. Pahalı arabaların ön camında basın plakalarını görünce, bu fukaralık açlık koşullarında sürünen gariban mesleğin haline gülesim geliyor.
Aslında pek kimsenin umurunda olmadığımızı da biliyorum. Nereye kadar!? Ta ki ihtiyaç hasıl olana kadar… O ihtiyaç anında biz halen yayında olabilir miyiz, bilemiyorum.  Bildiğim; yerel gazeteler yaşamalı. Falanca işadamı filancaya baskı yapsın, ihaleyi alsın, falanca şahıs, filanca partiden belediye başkanı, milletvekili, bakan olsun diye değil! Ayşe hanımın yaşadığı haksızlığı, Ahmet amcanın başına gelenleri, çocuklarımızın eğitimde, sporda, kültür sanattaki başarılarını yazsın, kentte yaşayanlar birbirinden haberdar olsun, sendikalar, sivil toplum örgütleri seslerini duyursun, kimsesi olmayanlar yalnız olmadıklarını hatırlasın, her alanda doğumdan ölüme yanlarında olalım diye! 
Can çekişen mesleğim adına, geri çekilmeden vuruşmaya devam eden gerçek meslektaşlarımla ve tuvalet kağıdına gelen zamdan sonra bizi hatırlayan halkımızla BİK'in artık destek olmaktan çıkan katkısı olmadan özgür gazetecilik yapabilmek adına yaşamayı öğrenmeliyiz. Çünkü geleceğe sadece bunu öğrenenler kalacak… 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Toplu taşımaya ‘iyileştirme’
Tarımda hukuk zaferi
Gürkan'dan Akmeşe'ye ‘hodri meydan’
Aramızdan ayrılanlar
Askeri servis devrildi: 13 yaralı
Bahri bey 'pul'landı
25 yılda Konya kadar tarım alanı kayıp
Bol likit devri bitti!
Büyükelçiler Edirne'de
Trakya Birlik tüm liglerde
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
xx