ANASAYFA
20 Kasım 2018 Salı
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Gönül UYANIKTIR / Günce
Komplo teorisyenliği mi dediniz!?
Yayın Tarihi: 26 Ekim 2018 Cuma, 06:05
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Yerel seçim sürecine girdik ama, adaylıklar konusunda hiç de o beklenen hevesli açıklamalara, ziyaretlere rastlamamıyoruz. İsimleri konuşulan ya da aday adaylıklarını açıklayan insanlar bir elin parmaklarını geçmiyor. 
Siyasetin hinliğini bilenler, bu suskunluğu, “Erken öten horozu keserler” mantığıyla açıklayabilir. Bu tam bizlik bir düşünce biçimi. Oysa keşke 'adaylar' birkaç yıl öncesinden projeleleriyle ortaya çıkıp kamu oyuna, kendilerini tanıma, projelerini öğrenme şansı verseler. Zaman zaman mevcut konular üzerine fikirlerini açıklayıp tartışma zemini sunarak projelerini zenginleştirip geliştirmeyi deneseler. Ama ne gezer, eski başkan ve üyeler dışındakilerin hepsi kapalı kutu. Gizli gizli hazırlandılar da, biz mi bilmiyoruz? Eğer öyleyse bu gizlilik niye, özgüvenli olmak bir işi başarmanın ilk adımı değil mi!? Maalesef öyle bir özgüven yok, çünkü herkes tepeden işaret bekliyor ve o işareti verecek olana yaranabilmek için çırpınıyor. 
Bizde sistem genelde sistemsizlik olduğu için kimse işi garantiye almadan kafa yormak, millete laf anlatmak istemiyor. Çünkü maalesef adaylık piyango işi… Önce Ankara'ya gidip icazet aranıyor. Gidip önemli adamlarla(!) yan yana görününce zihinleri açılıyor zahir! Ulaşabilirlerse tepedekilere, ne diyorlar acaba, “O'nu alma beni al!” mı!? Bu bence her iki taraf için de utanılası bir durum. Ama anlayış bu, bunu yapmayınca olmuyor. Ankara'ya gidip Edirne'deki seçmeni kandırman gerek. O seçmen de kanmak için falancayla çektirdiğin fotoğrafları görmek istiyor. O zaman değerin artıyor. Çünkü seçmen özgüvene değil, popülizme; ciddiyet, sorumluluk, bilgi, donanıma değil, goy goya alıştırıldı. Nasıl olsa bir bilenler seçime 5 kala isimleri zikredecek. Halkın ne istediği ya da istemediğine kim bakar, “yukardakiler onaylıyorsa, vardır bir hikmeti” deyip sandıkta mührü basacaksın.
Sivil toplummuş, sendikalarmış, meslek örgütleriymiş; onlar da bu konuda ya ketumdur ya da çok sert dayatmalar içinde, parti genel merkezlerinden pek de aşağı kalmazlar. Çünkü çoğunun gelecekle ilgili böyle siyasi bir sondaj yapmışlığı, somut verilere dayalı kriterleri yoktur. Ya da bugüne kadar örneğine pek az raslanmıştır. Kamu oyunun önüne, “Biz şu adayı yıllardır bu yöndeki çalışmaları ve bu göreve yönelik hazırlığıyla, kent ve kent halkı yararına şu uygulanabilir projeleri nedeniyle destekliyoruz” diye çıkan, o adayın arkasında sadece durmak değil, ekip çalışmalarıyla destek veren ve en önemlisi de parti genel merkezlerine ciddi bir baskı yapanına raslamadık.
Eh herşey karşılıklı, kimse bunları yapmadığı için ülkemizde de böyle bir kültür gelişmemiş. Siyasi partiler yasası defolu uygulamalara izin verdiğinden kimse daha iyisi nasıl olur diye çaba harcamamış. Yıllardır tüm sakıncaları bilinen uygulamalarla halkın karşısına çıkılmış ve her defasında da daha iyisi mümkünken halk, vasata ya da onun da kötüsüne razı edilmiş. 
Günlük yaşamımızda arkadaşlık bile etmeyeceğimiz tilki kurnazı insanları siyasette sırf bu özellikleri, -kurnazlıkları- yüzünden el üstünde tutmuşuz. Kurnazlığın aslında pozitif bir özellik değil, bir ahlak sorunu olduğunu düşünmeden, bu tipleri pohpohlayıp peşinden gitmiş, zaman zaman kişisel kimi beklenti ve vaatler de işin içine girerek tercihlerimizi o parti ya da adaylar lehine kullanmışız. Büyük resmi, tablonun bütününü görememiş, yaşadığımız sıkıntı ve zorlukların kaynağında bu umursamaz ve günü kurtarmacı davranışların payını hiç sorgulamamışız. 
Tablo bu ve seçim sonucu özlediğimiz yöneticilere kavuşma ihtimalimizin ne derece az olduğu da ortada. Bugün küçük kişisel faydalar karşılığı görmezden geldiğimiz bazı hata ve eksikler, ya da göz yummalara yarın muhalefet edip karşı durmakla kendimizi affedebilecek miyiz? Hadi biz affettik, toplum, gelecek, çocuklarımız ve hatta tarih affedecek mi?           
Önce bir yurttaş, sonra da bir gazeteci olarak, bu mecradan nasıl bir belediye başkanı, belediye ve il genel meclisi üyeleri veya milletvekilleri istediğimi hemen hemen her seçim öncesi yazıp paylaşıyorum. Ama iş keşke bizim nasıl yöneticiler istediğimizi deklare etmemizle çözülebilse. Keşke bu taleplerin bir hükmü bir yaptırım gücü olabilse.
Hepimiz; dürüst, ilkeli, adil, donanımlı, hesap verebilir vs vs diye uzun bir liste yapıp birçok yeni sıfat ekleyebiliriz. Ben de; bilinen kalıpları yıkacak, ezberleri bozacak, eleştiriye sağlam tezlerle karşı duracak, bilgi ve sorumluluğu, başarı ve başarısızlığı paylaşacak, kişiliğini tamamlamış, egolarından arınmış, kültür-sanatla ilgili, entelektüel vizyona sahip vs vs diye sıralayabilirim.
Bütün bu saydığımız özelliklerin ete kemiğe bürünmüş hali kimdir, böyle birisi çıkacak mı ya da biz onu seçecek miyiz, bilemiyoruz! Karşımızda sadece isimler var. Bu isimlerin neyi nasıl yapabileceği konusunda, -eskiler hariç- hiç bir fikrimiz yok. Yani icraatlarını, kimi temsil ettiklerini, arkalarında payandaları olup olmadığını, kamunun çıkarlarını ne ölçüde koruyup kollayacaklarını bilmediğimiz insanlara yarın gidip oy vereceğiz.  
Adım gibi eminim. Çoğumuz yine popülizmi, goy goyu, çokça da kendi faydamızı tercih edeceğiz. Bir kısmımız yine kendi dünya görüşümüzü temsil ettiğini umduğumuz isimleri seçeceğiz. Ama keşke bu son kritere göre oy verirken de bize dayatılana değil, en doğrusu olduğuna inandığımıza oy verebilsek. Keşke, talep edip, tepkimizi ortaya koyup, sesimizi duyurmayı başarıp bize dayatılan vasatları aşabilsek. 
Aday adaylıkları açısından bu kısır, heyecansız, ruhsuz ortamda zaten bezginlik içinde ve 'oy kullanmama' taraftarı seçmenin bir de olası adaylara tepki gösterip sandığa gitmeme olasılığını hesaplayın. Bu durumda -bıçak sırtı- dengelerin nasıl değişeceğini söylemek komplo teorisyenliği olmasa gerek…! 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Bircan’ı bin can uğurladı
Çocuklarla 'çak' yaptı
Eğitim Fakültesi'nde nöbet değişimi
Tarım arazisine OSB!
Hayvanlar yola savruldu
Tıp Fakültesi Hastanesi'nde ‘Cengiz Öz’ Odası
Sağanakta kurtuluş coşkusu
Soyyiğit Grup’tan ikinci satış mağazası
Tunca Havsa'da taştı
Baro'nun 437'nci avukatı
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE