ANASAYFA
16 Aralık 2018 Pazar
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Nurhan IŞIKSEREN / Eleştirel Düşünce
Şerefinize Kemal Bey!-3
Yayın Tarihi: 14 Kasım 2018 Çarşamba, 06:17
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Konuya devam etmeden önce okurların eleştiri ve katkıları üzerinde duralım biraz.
 

Çoğunluk, ortaya döktüğüm iddiaları yerinde buluyor.

 

Kemal Bey’in sorunlu genel başkanlığına uzun zamandır dikkat çektiğim iyi biliniyor.

 

Diğer taraftan, yazılanları komplo teorisi, spekülatif bulanlar;

10 Aralık Hareketi, TESEV, TÜSES hakkındaki iddialara “toptancı bir yaklaşım” diyenler de çıkabilir.

 

Bu kurumlara üye herkesi CHP ile ilişkili operasyonlardan sorumlu tutmak yanlış olur kuşkusuz.

Ayrıca, bu kurumların CHP’yi ele geçirmek üzere kurulduklarını ve tek amacın bu olduğunu ileri sürmek de sağlıklı bir bakış açısı addedilemez.

 

Ancak, bu kurumlarda söz sahibi/etkili/yönetici kadroların zaman içinde farklı hedeflere yönelebileceği ya da yönlendirilebileceği, amacı aşan ve hatta bireysel çıkarları önceleyen adımlar atabileceği ihtimal dışı da değil herhalde.

 

Tüm bunlara rağmen: “Aman CHP zarar görmesin; olan biteni sineye çekelim yoksa AKP’ye yem oluruz” diyen partili ve seçmen de hiç az değil.

 

Ülkenin içinde bulunduğu durum; AKP’nin ötekileştirici, kutuplaştırıcı siyasetinin sürdürülemez olduğu gerçeğinden hareketle CHP’nin önemini yadsımak elbette aymazlık olur.

 

Ama hangi CHP?

 

AKP’ye Kemal Bey eliyle stepne yapılmış bir CHP mi, yoksa AKP’yi iktidardan indirmeyi öncelikli hedef gören, etkin muhalefet yapan bir CHP mi?

 

İşte asıl mesele bu!

 

Hiç kuşku yok ki önümüzdeki yerel seçimlere CHP’nin iyi hazırlanması, dinamik bir örgüt çalışması için partililerin kenetlenmesi, sahada aktif bir çalışma sergilemesi, gemi azıya almış AKP karşısında mevzi kaybetmemenin önkoşuludur.

 

Ancak…

 

Kemal Bey düzenine son vermek, CHP’de parti üyesi ve halka dayalı bir yönetim hâkim kılmak da partililerin öncelikli hedefleri arasında olmalıdır.

CHP kimsenin babasının malı değildir ve er ya da geç Kemal Bey tasallutundan, parti dışı odakların vesayetinden kurtulacaktır, kurtulmak zorundadır.

 

Bu, demokratik siyasetin gereği olduğu gibi, ülkenin özgürleşmesi, laik, demokratik bir hukuk devleti temelinde yönetilmesi için de şarttır.

 

Özetle, partililerin yerel seçimlere ve sonrasına dair böylesi bir bakış açısı edinmesi, hem CHP hem de ülke geleceği için faydalı görünmektedir.

 

Tüm bunlar ortaya atılan iddiaları hafifletmiyor tabii.

Kemal Bey’in bir “proje” kapsamında CHP’nin başına getirildiği, anılan kurum ve isimlerin de bir şekilde bu “oyun”un aktörleri arasında yer aldığı artık sır değil.

 

Onur Öymen’in de konumuza ilişkin önemli açıklamaları oldu geçenlerde.

 

Ayşenur Arslan’ın da Birgün’deki köşesinde (27 Ekim 2018) gündeme taşıdığı,

John Hopkins bünyesindeki Silkroad (İpekyolu) Enstitüsü tarafından hazırlanan rapordan söz ediyorum.

 

Raporda, CHP senaryosu şöyleymiş:

 

// CHP’den istifaya ikna edilecek Deniz Baykal ile yolsuzluklar konusunda çalışmaları ile kamuoyunun dikkatini çeken Kemal Kılıçdaroğlu yer değiştiriyor. CHP de böylece yeniden Avrupa tarzında bir sosyal demokrat parti olarak ortaya çıkıyor.//

 

ABD’de CHP için yazılan bu senaryonun tarihi, Ekim 2008.

 

Bu rapor 2009’da CHP’ye elden teslim ediliyor, bizzat Onur Öymen’e.

 

Sonra ne mi oluyor?

 

Ayşenur Aslan’ın köşesinden birebir aktaralım…

 

// Bir hafta sonu, Onur Öymen’in telefonu çalıyor. Kendisini Hacettepe Hastanesi’nden Prof. Bilmem kim diye tanıtan biri Baykal’ın trafik kazası geçirdiğini haber veriyor. Öymen CHP içinde birilerine ulaşmaya çalışırken bir telefon daha geliyor.

Prof . Bilmem kim bu kez “Maalesef Baykal’ı kaybettik” diyor.

2010 yılında zaman ilerliyor. Onur Öymen’e bir telefon daha geliyor. Baykal da yanında.

Zaten telefon eden bunu ve nerede olduklarını “biliyor” ve bu kez suikast ihbarında bulunuyor.

O günlerde anlam verilemeyen bu iki olaya bugün bakıp “Baykal’a gözdağı ve ÇEKİL mesajı verilmiş” demek zorlama olur mu sizce?

Üstelik son telefondan sadece birkaç ay sonra, Mayıs 2010’da Baykal’ın gitmesini sağlayan o malum kaset kumpası patlıyor.//

 

Evet, CHP’yi dizayn eden güçler hafife alınacak gibi değil.

CHP’nin kapsamı geniş bir operasyona maruz kaldığını söylemek zor olmasa gerek.           

 

Ve sizi ayakta alkışlıyorum Kemal Bey, rolünüzün hakkını hakikaten iyi veriyorsunuz.

 

Ancak artık iyice ifşa oldunuz.

 

İnandırıcılığınız ve güvenirliğiniz yerlerde sürünüyor.

 

Umurunuzda değil tabii, görev icabı her şeyi sineye çekmek zorundasınız.

 

Ve fakat…

 

Hani o eski ANAP milletvekili, sonra da sayenizde CHP milletvekili olan Aydın Ayaydın’a, birlikte viski içerken çekilmiş fotoğrafınızı sosyal medyada yayınladı diye çok kızmıştınız ya...

 

Kızılacak ne var bunda Kemal Bey?

 

Viski de içeceksiniz rakı da…

 

Asıl sorun…

 

CHP’nin başına getirilişinizdeki senaryoda…

 

Güç odaklarının belirleyiciliğinde/etkisinde bir yönetim sergilemenizde…

 

Doğrudur Kemal Bey, siyasette utanma duygusu önemlidir, kaybetmemek lazım.

 

Şerefinize Kemal Bey!

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE