2012 bütçesinin en önemli konularından birisi de çiftçinin desteklenmesidir. Bakan Şimşek bütçeyi sunuş konuşmasında bu güne kadar sürekli çiftçiye destek verdiklerini bundan sonra da destek vermeye devam edeceklerini söylemiştir. Tabi ki bunu göstergesi yine rakamlar olacaktır. Gelin bu rakamlara bir göz atalım;
2012 bütçesinin tarım kesimine ayırdığı kaynak 7 milyar 180 milyon liradır yani bir önceki yıla göre artış yüzde 2’dir. Peki 2012’de enflasyonun ne kadar olması beklenmektedir? Yüzde 5,2. Yani hükümet çiftçiye enflasyon oranında bile destek vermemiştir. Peki çiftçiye verilen desteğin, bütçeye, millî gelire oranı nedir? Binde beş. Şimdi hükümetin yaptığı gibi yapalım; 2002’de tarımsal desteklerin millî gelire oranı ne kadardı? Binde 5,3. Yani hükümet bu konuda da 2002’yi yakalayamamıştır.
Şimdi çiftçi için hayati önem taşıyan bir diğer konuya bakalım, yine Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in verilerine göre bugün mazotun litresi 3.83 kuruştur, peki 2002 yılında mazot ne kadardı? 1.26 kuruş. Bu hükümet bu verilere göre mazota yüzde 203 zam yapmıştır. Peki ayçiçeğine, buğdaya, çeltiğe, pancara ne kadar zam yapmıştır?
Durum yine ortadadır; 2002 yılında buğday üreticisi 4 kilo buğdayla 1 litre mazot alabilirken şimdi ise 6 kilo buğdayla 1 kilo mazotu alamıyor. Pancar üreticisi 2002 yılında 15 kilo pancarla 1 litre mazot alabiliyorken, bugün ise 30 kilo pancarla 1 litre mazot alabiliyor. Türk çiftçisinin dokuz yılda geldiği noktayı söyleyeceksek gelinen durum şudur; Türk çiftçisi traktörünü öküzle çekecek duruma gelmiştir.
Yine 2012 bütçesiyle ilgili de hükümetin yaptığı gibi bir karşılaştırma yaparsak 2002 yılında 224,8 milyar dolar olan toplam iç ve dış borç stokunun, 2010 sonu itibarıyla 510,3 milyar dolara yükseldiğini göreceğiz.
Türkiye’de rekor düzeylerde seyreden cari açık ise en önemli sorunlardan birisidir. 2002 yılında GSYH’nın sadece yüzde 0,3’ü kadar cari açık veren ülkemiz 2011 yılında GSYH’nın yüzde 9,4’ü kadar cari açık vermiştir. Cari açığın bu denli büyümesinin bir nedeni de ithalata dayalı büyüme modelidir.
Ülkemizin sürdürülebilir büyüme ve makroekonomik istikrarı zayıflatan bu tür sorunların önüne geçebilmesi için cari açığı azaltacak tedbirler alınması gerekmektedir.
Çünkü cari açık, uzun vadede büyümenin sürdürülebilirliği açısından önemli, ekonomik krizlerin de tetikleyicilerinden birisidir, cari açık yapısal bir problem olarak ekonomide kırılganlıklar yaşanmasına neden olabilmektedir.
Bakanın bütçeyi sunuşunda üzerinde durduğu konulardan biri de toplam iç tasarruflardır. AKP’nin dokuz yıllık iktidarında bu konudaki karnesi pek de parlak değildir. 1998 yılında, Türkiye ekonomisinde toplam iç tasarrufların gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 24,3’tür. 2000’de yüzde 18,4’tür, 2002’ de ise yüzde 18,6’dır. Peki bu rakam 2011’de ne kadardır? Yüzde 13,3 tür.
Tabi şunu da sormadan duramıyorum; toplam iç tasarrufları azaltmadan cari açığımızı neo-liberal politikalarla nasıl kapatacağız? Neyse...
Bütçe’de bir de diğer yıllarda alışık olduğumuz bir kalemi göremiyoruz. Kamu görevlilerinin ve memur maaşı artışlarının ne kadar olacağıyla ilgili bir hüküm yok. Çünkü bizim 12 Eylül’de “evet” dediğimiz şeylerden birisi de bu. Memur ve kamu görevlilerinin maaş artış oranları toplu sözleşmeyle belirlenecek. Yeni yıl geldi peki zam oranları belirlendi mi? Hayır.
Yani hal böyleyken böyle...
Değerli okurlar; sizlere son üç yazımda dilim döndüğünce, aklım erdiğince 2012 bütçesiyle ilgili bazı bilgiler vermeye çalıştım. (Bu konunun uzmanlarının affına sığınarak) Son olarak da 2012 bütçesinin vatanımıza ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.
Sevgiyle kalın…