ANASAYFA
25 Haziran 2022 Cumartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Nurhan IŞIKSEREN / Eleştirel Düşünce
Trump tıraşı, Paris'in sarı yeleklileri, Malta Eriği (2)
Yayın Tarihi: 16 Ocak 2019 Çarşamba, 06:21
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Geçen hafta post-truth (gerçek ötesi) ekseninde dikkat çektiğimiz marjinalleşen siyaset meselesi ile el ele yürüyen diğer bir kavram da, popülizmdir.

 

Kabaca söylersek:  “Ver gazı ver coşkuyu” temelinde kitlelerle iletişim kurmanın aracıdır popülizm.  

 

Elbette bir propaganda aracıdır, konvansiyonel siyaset alanlarından sapmadır, siyasetin sesini yükselten bir enstrümandır, aşırıdır…

 

Popülizmin, liderin dudağından dökülen kışkırtıcı sözlerle siyaset alanında kendini gösterdiğine sıkça tanık oluruz.

 
Nitekim liderin karizmasından, dönüştürücü etkisinden bahsedenler, aslında bize popülizmin gücünü anlatmaktadırlar. 

 

Halk, siyasi öznedir; dışarıda bırakılanlar, ötekileştirilenler odaklı yürüyen olumsuz siyasi propaganda özneyi yüceltmek için kullanılır.

 

Akılcı, bilimsel olanın karşısına sıradan, basit olanı koyarak toplum sadece vasata mahkûm edilmez; eğitimsiz kitlelere içi boş bir özgüven de aşılanır.   

 

Popülizm sadece kullanılan siyasi fikirleri/dili biçimlendirmez, duyguları da siyasallaştırır, harekete geçirir.

 

Halkın yaşadığı sorunları çözmek yerine, ötekinin üzerine boşaltılan öfke, hınç ekseninde cambazlık yapılır. 

 

Kendini halkın gerçek temsilcisi gibi gösterirken toplumun geri kalanını ‘seçkinler’ diye tanımlayan ve halkın yaşadığı sorunları, haksızlıkları onlara yükleyen, onları halkın gözünde düşmanlaştıran siyaset biçimi ve siyasal üslup, popülizmin ta kendisidir…                                                                                                                                      
Geçmiş dönem siyasi parti ve aktörleri ötekileştiren, düşmanlaştıran, yaşanan ekonomik, sosyal sorunlardan onları sorumlu tutan bir popülist dil üzerinden kendi iktidarını aklamak/paklamak, sorumluluktan kurtarmak için atılan siyasi taklalar da aynı kefededir… 

 

ŞİMDİ… 

 

Ülke siyasetine gerek ‘posh truth’ gerek popülizm bağlamında baktığımızda ne görüyoruz?


En başarılı parti AKP’yi değil mi?

 

Yukarıdaki düşünce notlarının hakkını en iyi kim veriyor?


Sanırım AKP Genel Başkanı Erdoğan.

 

Erdoğan’ın sürekli CHP’nin geçmişine yüklenmesi, bir bagajdan bahsetmesi hiç de öyle tesadüf değil; bilinçli ve her daim diri tutulan, ‘post truth’,  popülizmden beslenen siyasi bir stratejidir kanımca.

 

“Millet” dediğinde de sadece kendine oy veren yüzde 50’yi kastetmesi; diğer yüzde 50’yi ise ötekileştirmesi, düşmanlaştırması ve dolayısıyla toplumu kutuplaştırması, yine aynı stratejinin ürünüdür.

 

Hatta öyle ileri gidildi ki bu siyaset tarzında; Çankaya’da, Beşiktaş’ta, Şişli’de oturanlar,  neredeyse ‘Millet’ düşmanı ilan edildi. 


Onların refah düzeyi, eğitimsiz ve yoksul toplum kesimlerine ‘öfke kaynağı’ şeklinde sunuldu. Eğitimsiz, yoksul kalmalarının sebebi olarak gösterildi.

 

Gerçekle bağdaşmayan, gerçeği çarpıtan, ‘post-truht’ kılıfında ortaya dökülen aldatmacaların AKP seçmeninin büyük bir kesiminde karşılığı var tabii ve bu nedenle temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp önümüze getiriliyor.

 

Oysa gerçek gün gibi ortada…

 

Sağ/muhafazakâr partilerin 70 yıllık iktidarının ürünüdür eğitimsiz ve yoksul yığınlar.


Üstelik böyle kalmaları da istenmiştir ve halen de istenmektedir… 

 

Çok mu iddialı oldu?

 

Şöyle ifade edelim o zaman: Sağ/muhafazakâr partilerin siyaset anlayışı/dünya görüşü, tercih ettiği ekonomi politikaların ülkeyi olması gereken düzeyde kalkındırmadığı, dışa bağımlı kıldığı yadsınamaz bir gerçektir.

 

AKP’nin uyguladığı neoliberal politikalar sonucu daha da yoksullaşan ‘Millet’, şimdi de neoliberal popülizm ile oyalanmakta, düzmece hikâyeler ile avutulmaktadır. 

 

Önümüzdeki yerel seçimler nedeniyle olsa gerek bu neoliberal popülist propaganda,  ülkenin içinde bulunduğu siyasal/ekonomik/sosyal çalkantılar sanki CHP’nin eseriymiş gibi sunulacak kadar akıl dışı bir mertebeye dahi ulaşmıştır.

 

Televizyon kanallarında dolaştırılan AKP sözcüsü gazeteci ve akademisyenler; AKP seçmenini tahkim etme, CHP seçmeninin aklını çelme maksadıyla ne söyleyeceklerini adeta şaşırmış durumdalar.

 

CHP’yi din düşmanı göstermek, adi vaka haline gelmiş durumda. 


Bu gazeteci ve akademisyenler, AKP seçmenine yukarıdan bakan, onu “göbeğini kaşıyan adam, bidon kafalı” diye aşağılayanlar olduğunu dillerine pelesenk etmiş vaziyetteler.

 

Böylesi genellemelerin amacı çok açık...


“Dinbaz siyaset”in zemin kaybetmesinden ödleri kopuyor. 


Din istismarını varlık sebebi gördükleri, halkın temiz din duygularını sömüren siyaset tarzının yaygın şekilde ifşa edilmesinden endişe duydukları gözden kaçmıyor.

 

CHP’nin varlığı ve dünya görüşünden işte bu nedenle rahatsızlar. 


Din bezirgânlığı yapmalarını zorlaştırıyor çünkü. 

 

Kutsal değerlerin siyasete alet edilmesinin kötülüğünü AKP seçmeni de kavrarsa, iktidar koltuğu altlarından kayacak diye korkuyor olmalılar.

 

Şu da çok komik: Efendim neymiş, CHP geçmişiyle hesaplaşmalıymış, halkın dini değerlerini rencide eden uygulamalarından dolayı özür dilemeliymiş, falanmış filanmış…

 

Bu nasıl bir muhakeme yeteneğidir anlamak mümkün değil.

 

Aslında dertleri Cumhuriyet’in değerleri, onları yok etmek istiyorlar ama nafile, tüm teşebbüsler hedeflenen sonucu vermedi.


Kültür ve sanatta zemin kazanmak için AKP teorisyenlerinin ne denli çabaladıklarını bu köşede konu etmiştik (AKP’nin kültür-sanatla dansı, Eylül 2017); burada da ilerleme kaydedemediler, hezeyan içindeler…

 

CHP’nin, din üzerinden halk üzerinde tahakküm kuran softalara, yobazlara genç Cumhuriyet döneminde geçit vermediğini buz gibi biliyorlar da işlerine gelmiyor gerçekleri konuşmak. 

 

Bir Ortadoğu ülkesi olmadığımız için oturup kalkıp Mustafa Kemal Atatürk’e minnet duymaları gerektiğinin de elbet farkındalar ama nerede o tarafsız, bilimsel bakış açısı, meslek ahlâkı… 

 

AKP istediği kadar ‘post-truth’ manevralarla, popülizmle ülkeyi kötü bir noktaya getirdiğini gizlemeye çalışsın, gerçekler gözümüzün önündedir.

 

Muhafazakâr sağ partilerin 70 yıllık iktidarının ülkeyi köklü şekilde dışa bağımlı kıldığı tabak gibi ortadayken ‘milli ekonomi’ düşkünü rol kesmeler ancak bir ‘post-truht’ (gerçeği çarpıtma) masalı olabilir.

 

Önceki bölümde “Trump deli midir?” sorusuna verdiğimiz cevabı hatırlayalım…

 

Nasıl bir tehditte bulundu iki gün önce Trump?

 

“Kürtlere saldırılırsa Türkiye’yi ekonomik olarak çökertiriz, mahvederiz.”

 

Şimdi bu açıklama dengesiz, ayarsız bir zihnin ürünü müdür, yoksa ABD yönetici elitlerinin kendi Ortadoğu politikalarını vurgulamak için Trump’a söylettikleri midir? 

 

Hiç kuşku yok ki, ikincisi…

 

Ülkemiz açısından kabul edilemez bu üst perdeden tehdidi nasıl okumalıyız peki?  

 

Dışa bağımlı, hele ABD’nin koltuk altında siyaset yapmanın bedelinin ağır olduğu şeklinde kuşkusuz…

 

Demek ki, ‘post truth’ manevralar, popülizm üzerinden idare-i maslahatın da sınırları olduğunu görmek gerekiyor.

 

Macron popülizmini sarsan, Paris’te 9 haftadır süren “sarı yelekliler” protestoları da bunu göstermiyor mu?

 

Önümüzdeki hafta buradan devam edelim…

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Aramızdan ayrılanlar
Koman'ın eserine rekor rakam!
Gülen'in yeğeni sınırda yakalandı!
Kupada hasadı Tarım İl Md. yaptı!
TÜ 40 değil 53 yaşında!
Kamyonetin çarptığı at telef oldu
Edirne'ye 8 doktor kadrosu
Üründe 'mor' alternatif
Kaybolan tekneyi radar buldu!
Ihlamurlardan ne istediniz?
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE
Özel Okullar, Özel Okul Fiyatları

Marküteri Parke