ANASAYFA
03 Haziran 2020 Çarşamba
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Nurhan IŞIKSEREN / Eleştirel Düşünce
Trump tıraşı, Paris’in sarı yeleklileri, Malta Eriği (3)
Yayın Tarihi: 23 Ocak 2019 Çarşamba, 05:50
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

‘Post truth’ manevraların, popülizm üzerinden idare-i maslahatın da sınırları olduğunu belirterek tamamlamıştık önceki bölümü.

 

Macron popülizmini sarsan, onun maskesini düşüren de, “Paris’in sarı yelekli” protestocularıdır demiştik.

 

Akaryakıt zammının geri alınması için başlayan, 10’uncu haftayı geride bırakan protestoların amacı, Macron’u koltuğundan düşürmek artık.

 

Aslında Avrupa genelinde Trump, Macron türü post-truth/popülizm cambazı liderlerin temsil ettiği neoliberal kapitalist düzenin yarattığı sorunların sürdürülebilir olmadığını yaşayarak öğrenen kitleler arayış içindeler.

 

Ancak, ya “sistem”e göbekten bağlı oldukları ya da yabancı/göçmen düşmanlığı üzerinden aşırı sağ/faşist partilerin ağına takıldıkları için sorunun temeline dair gerçek bir dinamik ortaya koyamıyorlar.

 

Ne ki, “Paris’in sarı yeleklileri” tam da bu noktada Avrupa’da siyasal iklim değişikliği yaratana kadar...

 

Belçika, Hollanda ve Almanya’da da ekonomik düzen karşıtı protestolar baş gösterdi.  

 

Fransa’da her cumartesi düzenlenen sokak eylemleri devam ediyor ve protestoların odağında Macron var.

“Koyun değiliz, Macron istifa” sloganları ‘kemikleşmiş’ durumda…

 

Hiç kuşku yok ki, Macron, neoliberal ekonomik düzenin ‘kuklası’ muamelesi görüyor ve onun üzerinden “sistem”le bir hesaplaşma içinde protestocular.

Çünkü eylemlerin başlangıç talebi akaryakıt zamları çoktan geri alındı ama Macron’u istifaya çağıran sokak gösterileri durulmadı.

Peki bu noktaya nasıl gelindi, yani Macron’u istifaya zorlayan protestoların perde arkasında ne var?

 

Kuşkusuz, neoliberal ekonomik düzene karşıtlık var.

 

Yanı sıra, kandırılmaya karşı bir tepkiden söz edilebilir…

Yani, Macron’u piyasaya süren, onu allayıp pullayan Fransa sermayesinin oyununa geldiğini düşünenleri sayısının artması ve kolektif bilincin filiz vermesi de var…

 

Öyle ya, Trump’ın kanarya sarısı saçları ve güzel eşi üzerinden yürüyen geyik muhabbetlerinin benzeri, Macron ve eşi için de medyada günlerce dolaşımda değil miydi?

 

Henüz 15 yaşındayken, kendisinden 24 yaş büyük olan evli ve 3 çocuk annesi edebiyat öğretmeni Brigitte’e aşık olan Macron, 30 yaşına geldiğinde hayalini gerçekleştirir ve Brigitte ile dünya evine girer…

 

E, tabii, Fransa Cumhurbaşkanı adayı hakkında bundan daha önemli ne olabilir magazin dünyası için…

 

Ve fakat…

 

Fransız oligarşisinin hizmetindeki medya kuruluşları, 40 yaşındaki Macron ile edebiyat öğretmeni, ‘çakma sarışın’ lakaplı, 64 yaşındaki Brigitte ile halen kitleleri meşgul etmeye çalışsa da, seçim öncesindeki etki yok artık.

 

“Paris’in sarı yeleklileri”,  Macron’un maskesini düşürdüler, Fransız sermayesinin

‘post-truth’/popülizm eksenindeki medya manipülasyonlarıyla seçmeni nasıl kafalandığını, yanıltıldığını görünür kıldılar.

 

Kitle partilerinin birbirinden farkı kalmadığını, temsili demokrasinin işlevini yitirdiğini kavradığı için sandığa gitmeyen ana gövde Fransız seçmeninin, aldatmaca ile harekete geçirildiğini gözler önüne serdiler.

 

Evet, Fransa oligarkları, bu ülkede İkinci Dünya Savaşı’ndan gelen bir travmayı/hassasiyeti, faşizm karşıtlığını kullandılar.

 

Müesses nizamın temsilcileri, Faşist Le Pen’e karşı Macron’u liberal demokratik düzenin savunucusu konumunda pazarladılar.

 

Merkez sağ ve sol partileri aynı kefede değerlendiren ve sandığa gitmeyen seçmenleri,

Le Pen riskine karşı Macron’u sahaya sürerek mobilize ettiler.

 

Neticede yüzde 34,1 oy alan Le Pen karşısında, yüzde 65,1 oy alan Macron bu operasyon sayesinde cumhurbaşkanı seçildi.

 

Aslında merkez siyaseti temsil eden bir aktördü Macron.

Eski bir yatırım bankacısı, haliyle finans çevrelerinin ve neoliberal düzen muktedirlerinin de yakından bildiği biriydi; önceki Cumhurbaşkanı François Hollande kabinesinde ekonomi danışmanlığı yapmış, sonra da (2014’te) ekonomi bakanı olmuştu.

 

Hangi Parti’den?     

Fransız Sosyalist Partisi’nden.

 

Bu partiden ayrılarak Nisan 2016’da seçim kampanyasını bağımsız aday konumunda başlatan Macron’un beylik açıklaması neydi peki?

“Sadece sağcıları ve solcuları değil, Fransız halkını da birleştireceğim…”

 

Ne kadar hoş bir boşluk değil mi?

Bir ‘laf salatası slogan’ ile farklılık yaratmak, ‘post-truth’ (‘yalan gerçek’) açıklama böyle bir şey olsa gerek.

Aslında daha Hollande’ın ekonomi bakanıyken tarafını belli etmişti Macron; ama cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturur otumaz servet vergisini kaldırması, onun varlıklı kesimlere olan bağlılığının tesciliydi adeta.

 

Mitterand zamanında (1981-1995 Fransa Cumhurbaşkanı) konmuş olan servet vergisinin Meclis’te Ekim 2017’de kaldırılmasıyla en zengin 100 Fransız’ın her birine 1,5 milyon Euro kazandıran Macron’un, Fransız halkını birleştirme gayesinin ne anlama geldiği de anlaşılmış oluyordu.

 

Bir hesaba göre,  birleşik Fransız halkının(!) “sarı yelekli” kesiminden bir yurttaşın 73 yıllık aylığına denk geliyor bir Fransız zenginin kalkan servet vergisi ile kazandığı 1,5 milyon Euro. 

 

“Paris’in sarı yeleklileri” de, haliyle, Macron’u koltuktan düşürmekte ısrarlı görünüyorlar. Fransız sermayesine mesajları giderek netleşiyor…

 

Zira sokak protestoları nedeniyle paçaları tutuşan sermaye kesiminin; artan vergilerin kalkacağı, asgari ücretin ve sosyal yardımların artacağı, yılsonu prim ödemesi, fazla mesailerin vergiye tabi olmayacağı yönündeki tavizleri suları durultmaya yetmiyor.

 

 

 

MALTA ERİĞİ    

 

Ne oldu da, ülkenin büyük sermaye gruplarından Sabancı ailesinin önde giden fertleri Malta vatandaşı oldular.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı neden yetmedi onlara?

 

Kaygı ve endişeleri mi var, paralarını yurt dışına çıkarmayı, ülkeyi terk etmeyi mi düşünüyorlar?

 

Doğrudur, böylesi soruların ortaya atılmasına vesile oldu Sabancı ailesinin Malta hesabı…

 

Gerçek nedenleri bilmemiz mümkün değil; ama ortada bir gariplik olduğu da çok açık.

 

Fransız sermayesi gibi taviz vermelerini gerektiren sorunlarla da karşı karşıya değiller.

Aksine, sermaye kesimi için uygun bir ortamda faaliyetlerini sürdürüyorlar. AKP döneminde kârlarına kâr kattılar, büyüdüler.

 

Diyeceksiniz ki, ekonomik kriz var, daha ne olsun…

 

Tamam, öyle de; olsa olsa kârdan zarar ederler, iç pazar daralması nedeniyle büyüyemezler falan filan…

Bu gibi durumlarda zaten hemen işçi çıkararak/küçülerek giderlerini kısmıyorlar mı?

 

Peki bu telaş niye, yoksa bir mesaj mı vermek istiyor Sabancı ailesi?

 

Koç Grubu’nun ise sanki pek bir sorunu yokmuş gibi görünüyor.

 

Yatırım ortamının iyileştirilmesi(!), onlar için yeterli anlaşılan.

Böylece hem yerli hem de yabancı yatırımcılar önlerini daha iyi görebilecek ve yatırım yapabileceklermiş.

 

Sermayenin büyüme sıkıntısı yaşadığı dönemlerde duyduğumuz gerekçeler bunlar ama sanki başka yöne işaret eden dokunuşlar da var.

 

İstanbul Sermayesi (TÜSİAD diye de bilinir), ülkeyi yöneten siyasi irade ile uzlaşı arayışında sanki…

 

Yıllardır devlet gücüyle büyüyen, kollanan İstanbul Sermayesi, AKP tarafından üvey evlat muamelesi görüyor olabilir mi? Hatta daha ileri bir ifadeyle, kendilerini baskı altında hissediyor olabilirler mi?                                                                                             

 

Doğan Grubu’nun teslim bayrağı çekerek medya kuruluşlarını Demirören Grubu’na satmasını/devretmesini hatırlayalım,  mesela…

 

Ne Koç ne Sabancı ne de Eczacıbaşı, Doğan Grubu’nun ana akım medyayı temsil eden kuruluşlarını almak istediler.

Belki de akıllarından bile geçmedi/geçemedi...

 

Malta Eriği’nin diğer adı Yeni Dünya…

 

AKP’nin büyük sermayeye de format atan siyasi dünyasında, “Yeni Türkiye”de kendilerine yer olmadığını, varlıklarını kaybedeceklerini düşünüyor olabilir mi Sabancı ailesi?

 

Buna mı işaret ediyor Malta vatandaşlığı?

 

Kim bilir..?

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
İşletmenize Özel Hosting Seçimi Nasıl Olmalı
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE