Edirne'ye gelip de ciğer yemiyen, Selimiye Camisi'ni İkinci Beyazıd Külliyesi Sağlık Müzesi'ni görmeyen var mıdır?
Sağlık Müzesi Edirne'nin en önemli değerleri arasına girdi. Kendi alanında Avrupa Konseyi Avrupa Müze Ödülü'nün sahibi oldu. Müzeyi her gören etkileniyor ve takdir ediyor. Müze insanı asırlar öncesine götrüyor. O zamanın tıp eğitimini, tedavi ve terapi şekillerini bir bütün içinde çok iyi sunuyor.
Yaklaşık bir ay önce misafirlerim vardı. Beni ziyarete gelmişlerdi, ben de onlara Edirne'yi gezdirdim. Ünlü tava ciğerinden yediler, tarihi eserleri ve bu arada Sağlık Müzesini gezdik. Beğenilerini ve takdirlerini açıkça beyan ettiler. Tabi bu konuda arslan payı Trakya Üniversitesi'ne ait. Böyle bir çalışmayı başlatan ve bugünlere getiren tüm üniversite yönetimlerine teşekkür etmek gerekir.
Sağlık Müzesini gezerken İkinci Beyazıd Camisini, külliyesini ve avlusunu da gördük. Hepsi çok güzel restore edilmiş ve düzenlenmişti. Ancak imarethane bölümü kapalı olduğu için ziyaret edemedik. Ne işe yaradığını sordular, külliyenin bu bölümünün, döneminde fakir fukaraya, yolcuya ve misafire yemek dağıtıldığını izah ettim. Çok beğendiler, imarethanenin de niye sağlık müzesi gibi düzenlenip 'İmaret Müzesi' haline getirilmediğini sordular. Ben de cevaben, restorasyonun yeni bittiğini söyledim.
İmarethane bölümünde restorasyon sona erdiğine göre, burası da müze haline getirilebilir. Bunu kim yapacak? Bence bunu da Trakya Üniversitesi yapabilmelidir. Çünkü üniversitemiz zaten müzecilik konusunda bir deneyim kazanmıştır. Bunun için her şeyden önce imarethane binasının halen duruyorsa kapıları elden geçirilmeli, yoksa aslına uygun kapılar yapılmalıdır. Binanın iç kısımlarını göremedik ancak mutfak bölümüne de aş pişirilen ocaklar yapılabilir. Tüm bunlar Sağlık Müzesinde olduğu gibi İmaret Müzesi'nde de cansız mankenlerle yaşama geçirilir. O dönemin imarethane kadrosu ile pişirme aletleri, kepçeler, kevgirler kazanlar, tavalar, su kapları, küpler ve dönemin ahçıları, ahçı yamakları, tedarikçileri ve misafirlerle tasvir edilip, zenginleştirilebilir.
Bir bölümünde aş bekleyen yoksul halkı, yolcuları, başka kentlerden gelmiş msafirleri temsil eden mankenler konulabilir. İmarethane içinde dönemin atmosferi yeniden yaşatılıp, dönemine uygun fenerlerle bir aydınlatma ve ışıklandırma sağlanabilir.
Bu kadar senaryodan sonra, niye böyle bir İmaret Müzesi kurulmasın, hatta ziyaretçilere buradan sembolik ikramlar yapılmasın? Hatta küçük bir bölümünde de saray yemeklerinin ücret karşılığı sunulabileceği ve dönemin mutfak kültürünün yaşatılacağı bir bölüm kurulabilir. Bütün mesele bu görevin üstlenilmesi ve finansmanının bulunmasında.
Sağlık Müzesi'ni hayata geçirilmesinde büyük destek veren Ruh Hastalarını Readaptasyon Derneği gibi bir dernek veya kurum, firma da katkı verebilir.
Üniversitemiz böyle bir müzeyi kurabileceğini 1993 yılında başlayan, 1997 yılında onaylanan girişimle kanıtlamıştı. O dönem üniversite yönetiminin başardığını, bugünkü yöneticiler niye başaramasın!? Böyle bir müzeyi Edirneliler adına merak ve heyecanla bekliyoruz.