ANASAYFA
18 Şubat 2019 Pazartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Özdemir AKBAL / Dünyanın Penceresinden
Suriye'nin Geleceğine Dair Tahminler
Yayın Tarihi: 08 Şubat 2019 Cuma, 05:44
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Mart 2011'den beri giderek yoğunlaşan ve bir müddet sonra iç savaşa dönüşen olaylara şahit olundu Suriye'de. Uzunca bir süre Esad'ın gitmesi ve bunun yapılabilmesi için de tıpkı Irak'ta Saddam'ın devrilmesi için olduğu gibi bir askeri operasyonun icra edilmesi görüşü tartışıldı. Bu görüşlere istinaden sık sık Esad'ın devrilmesi için ABD'nin bir operasyon yapmayacağını belirttim. 
Uzunca bir süreden beri ise ki bu tarih aslında tam olarak 27 Mayıs 2013'te yayımlanan bir analizime dayandırılabilir, Esad'ın bir dönüşüm hükümeti ile gideceğini bunun neticesinde de ortaya bir değişikliğin çıkacağını belirtmeye başladım. Herkesin bir askeri operasyon seçeneğini dile getirdiği bu tarihlerde ifade ettiğim sözler fazlaca dikkate alınmadı sanırım. 
Gelinen durumda Suriye'nin yeniden yapılandırılması, anayasanın yazılması ve dolayısıyla bir dönüşümün başlaması için görüşmeler tüm hızıyla devam ediyor. Aslına bakılacak olursa hem ABD'nin hem de Rusya Federasyonu'nun sahada yaptığı askeri operasyonlar da söz konusu süreçte daha çok söz sahibi olabilme yarışından başka bir şey değildi. 
Ancak bu girişimler esnasından PYD adlı terör örgütünün Suriye'nin kuzeyinde güç kazanması olayın gidişatına yeni bir boyut kazandırdı. Buna dayalı olarak da Türkiye Cumhuriyeti Devleti sahada varlık göstermeye başladı. Afrin'e yapılan Zeytin Dalı Harekâtı öncesi sıkça dile getirdiğim ABD'nin dış politikası pragmatisttir yüzünü yükselen yeni güce döner meselesi ise tam olarak bu noktada somutlaştı. 
Bu aşamada Türkiye Cumuhuriyeti Devleti masada olduğu gibi sahada da yer alıyor. Üstelik bölgenin önemli bir aktörü olarak ABD ve Rusya Federasyonu arasında da bir denge mekanizması oluşturmuş durumda. Suriye'nin yeniden yapılanma sürecinde de bu girişimler hayli büyük bir öneme sahip. Gelecek dönemde ABD'nin çekilme kararı bu dönüşüm sürecinin daha da hızlanmasına sebep olacak. 
Tam bu noktada Türkiye Cumhuriyeti Devletinin duruşu dengeleri belirleme hususunda önemli bir aşamayı ortaya çıkaracak. Eğer Suriye'nin PYD ile olan ilişkisinin Rusya Federasyonu'nun da ikna edilmesi ile kesilmesi mümkün olursa ve ABD'nin bölgedeki en önemli gücün Türkiye Cumhuriyeti olduğunu anlaması için kararlık sürdürülürse gelecek döneme dair etki edici adımların atılması söz konusu olacaktır. 
Bu noktada Suriye'de yeni anayasa yazımı süreci ile birlikte aslında bir dönüşüm hükümetinin kurulmasının söz konusu olacağı bu durumda da hükümetin dahilinde muhalif unsurların bulunacağı da gün gibi ortada. Bundan dolayı ortaya çıkacak olan yapıda şu andaki gidişatın korunarak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin denge politikasını gözetmesi ve terör örgütü unsurlarının bertaraf edileceğini göstermesi masada elimizin hayli kuvvetlenmesine sebep olacaktır. 
Suriye'de artık mesele yeni anayasa yapım süreci ile birlikte dönüşüm hükümetinin oluşturulması ve bir müddet sonra ise yönetimin el değiştirmesi için çabaların sarf edilmesi meselesini ortaya çıkaracağı için diplomasi ile askeri unsurların birlikte yürüdüğü bir safhaya gelindi. Yani askeri faayiletlerin diplomatik girişimlere destek verdiği, diplomatik girişimlerin de askeri faaliyetleri ortaya çıkardığı bir ortamdan bahsediyorum. Böylece her iki aşamada da güç kazanabilme avantajına sahip olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti Suriye'deki dönüşümde söz sahibi olarak gelecekte güvenliği için etkili temeller atmış olacak. Bu noktada hem ABD hem Rusya Federasyonu tarafından dikkate alınmak zorunda olunan bir devlet olmasından dolayı da gelişmeleri yönlendirebilme kapasitesine sahip olacaktır. 
Böyle bir kapasite ile Suriye'de Suriye Demokratik Güçleri ve benzeri süslenmiş isimlerle kendileri için meşruiyet alanı arayışında olan hem ABD hem Rusya Federasyonu hem de Suriye tarafından muhatap olarak kabul edilen unsurlar karşısında da tedbir alabilmiş olacaktır. Bu noktada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın “başka kimse yapmazsa PYD unsurlarını Münbiçten biz çıkaracağız” mealindeki ifadesi hayli önemli ve yerindedir. Türkiye Cumhuriyetinin sürdüreceği kararlılığı ve denge politikası Suriye'de dönüşüm ve değişim aşamasında hayli kuvvetli kozları elimizde bulundurma imkânını da beraberinde getirecektir. Haftaya görüşmek dileğiyle memleketimin güzel insanları… 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
Çipras'a Edirne'den seslendi
‘Trakya İstanbul olmasın!’
Edirnespor'a ilk defa 1 puan
Pakdemirli Edirne'de
3 organizatör tutuklandı
Renk ve ritmin ahengi
Liselilerden Viyana seferi
Adı üstünde ‘makro’
Soydaş kadının sorunları
Genel İş yine 'Şen' dedi
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE