ANASAYFA
29 Mayıs 2020 Cuma
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Nurhan IŞIKSEREN / Eleştirel Düşünce
Kemal Bey’in “Harikalar Diyarı” (3)
Yayın Tarihi: 20 Şubat 2019 Çarşamba, 06:21
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

CHP’de önde giden bazı siyasi figürlerin mevzi kaybedince eleştirel bir tutum sergilemelerini, bir kısmının ise koltuk sevdasıyla kendilerini alelacele yeni bir yuvaya atmalarını yadırgamamak gerekiyor.

Yapıdan kaynaklanan sonuçlardır bunlar.

 

Deniz Baykal ve operatörü Önder Sav döneminde “kapalı sistem” (antidemokratik, bürokratik…) yönetim şekli hâkimdi CHP’de. Genel merkez yönetimi (politbüro) tek karar vericiydi ve örgüt bu yönetim şekline uygun hale getirilmişti. Disiplin sopası, hizaya girmeyenlerin kafasında sürekli sallanmaktaydı.

 

Siyasi ikbal peşinde koşanlar için yegâne kulvar, genel merkez koridorlarıydı (halen devam eden bu tarz-ı siyaset o günlerden mirastır).

 

Deniz Baykal’a, ya da çekirdek kadrosundan bir ağabeye yaslanmak, genel merkezin yereldeki pervanesi olmak: partide yükselmek, bir koltuk edinmek için önkoşuldu.

‘Nitelikli siyaset’ten anlaşılan da buydu elbet.

 

Bu şartı yerine getirmeden yani politbüroya bağlılığını kanıtlamadan temsil ve yönetim koltuklarında yer almak ham hayaldi, avuç yalamak esas siyasi pratikti.      

   

Ancak, böylesi bir parti yönetimi ve örgüt işleyişinin CHP’nin dinamiklerini körelttiği de apaçık ortadaydı. Sürdürülemez bu duruma müdahale edildi.

AKP’nin ülke yönetiminde giderek mevzi kazanmasından rahatsız İstanbul Sermayesi (TÜSİAD) ve dış güçler (tersten de okunabilir) devreye girdiler.

 

“Kaset operasyonu” ile Deniz Baykal’ı indirdiler, yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nu oturttular.

 

Artık ifşa olmuş “Beykoz Konakları” da, Kemal Bey’in ilk döneminde CHP’ye ayar/yön vermekte görevli merkezlerden biriydi.    

 

Yüzde 20 bandına sıkışmış CHP’nin daha geniş bir toplum kesitine sevdirilerek oylarının artırılması gerekiyordu. AKP’yi iktidardan düşürmek, hiç olmazsa CHP’nin dengeleyici bir güce kavuşması içindi bu müdahale.  

 

CHP’nin manevra kabiliyetinin artırılması, geniş kitlelerle buluşması icap ediyordu.

 

İslamcı/muhazafakâr partilerin ezelden beri din düşmanı gösterdiği CHP ise,

oy çemberini bir türlü genişletemiyordu.

Öyleyse muhafazakâr toplum kesitine şirin gözükecek bir CHP yaratmak lazımdı.

 

Mehmet Bekaroğlu, İhsan Özkes, Abdüllatif Şener gibi İslamcı/muhafazakâr sağ siyasetçilerin milletvekili yapılması işte bu manevranın sonuçlarındandır.

 

“Ekmek için Ekmeleddin” projesi ise, CHP’deki bu eksen kaymasının hiç kuşku yok ki doruk noktasıydı. CHP’yi güç odaklarının elinde oyuncak yapan projenin birebir yansımasıydı.

 

Ne hazindir ki, İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu’nun CHP’den cumhurbaşkanı adayı yapılması halen alay konusu.

Projenin arkasında ABD olduğu iddiası da yaygın şekilde dillendiriliyor, eleştiriliyor.

 

 “Kaset operasyonu” da ABD’nin taşeronu FETÖ’ye bağlanıyor; perde aralandı gerçekler ortada yani.

 

Sadece gerçekler mi, sonuçlar da ortada…

CHP bir adım ilerleme sağlayamadığı gibi, Umum Müdür Kemal Bey ve arkadaşlarının elinde oyuncak oldu.

 

 “Emir demiri keser” misali, “proje” de tüm hızıyla devam ediyor. Önümüzdeki yerel seçimlerde bir başarı öyküsü yaratmakla görevli şu sıralar Kemal Bey…

 

Bunu da, kökü MHP’de Mansur Yavaş ile Ankara’da, İstanbul’da ise Ekrem’in İmamoğlu soyadı sayesinde becerecek herhalde.

 

Denk düşüyor, araya sıkıştırıverelim, hem Alper Taşı’ı da fazla bekletmemiş oluruz…

 

Kemal Bey’in onu neden Beyoğlu adayı yaptığı, yukarıda yazılanlardan malumunuz.

İttifak cephesini genişletmek, Beyoğlu’nu AKP’nin elinden almak…

 

İlk bakışta konjonktüre, “proje”ye uygun, tutarlı bir adım gibi görünüyor.

Ama hepsi o kadar, AKP saltanatını yıkmak için “”devede kulak” bir adım.

 

Mevzu Alper Taş açısından ise daha ilginç.

Güya sosyalistler ile sosyal demokratlar ittifak yapmış.   

 

Beyoğlu’nda mahalle meclisleri de kuracakmış Alper Bey.

Hadi hayırlısı da; sonra ne yapacak, Beyoğlu’na sosyalizm mi getirecek?

 

İktidar için her şeyi mubah gören anlayışa mesafeli durmuşumdur hep.

CHP’ye düzen partisi diyen, onu sol’un önünde tıkaç gören bir siyasi gelenekten gelen Alper Bey’in bu manevrası, “dava arkadaşları” tarafından nasıl karşılandı merak ediyorum doğrusu.

 

Dahası, Kemal Bey’in “proje siyaseti”nin bir parçası durumuna gelmek nasıl bir siyasi duruştur, o da ilgimi çekiyor.

 

Ne diyelim belki de Alper Bey işlevsizlikten sıkılmıştır, icraat odaklı siyaset yapmak istiyordur. Selefi Ufuk Uras gibi mesela…

 

Evet, işte Kemal Bey’in “Harikalar Diyarı”ndan manzaralar; onu genel başkanlık koltuğuna oturtanların adım adım oluşturduğu “Yeni CHP”…

 

Artık siyaset/toplum mühendisliğine dayalı bir parti yönetim tarzı geçerlidir ve örgüt işleyişi de buna uygun yeniden şekillendirilmiştir.

Söz ve karar hakkına sahip, tartışan, parti politikalarının oluşumuna katkı sunan bir örgüte ihtiyaç yoktur; genel merkez memurlarına dönüşmüş, talimatla görev yapan, ‘siyasetçilik oynayan’ örgüt birimlerine ihtiyaç vardır.

 

Ve bu ihtiyaç, Kemal Bey ve yanına PM/MYK üyesi yaptığı bazı siyasi figürlerin maharetli elleriyle güzelce karşılanmıştır.

Aralarında elbette bu gidişatı onaylamayan MYK üyeleri de var; ama çoğu altlarından koltuk çekilince pozisyon değiştirenlerdir.

 

Yalnız belirtmekte yarar var; CHP’deki bu çözülmüşlükten rahatsız, çare arayan,

Umum Müdür Kemal Bey ve kadrosuna, dolayısıyla CHP’yi yönlendiren güç odaklarına karşı bir duruşa sahip çok sayıda partili olduğu da biliniyor.

 

CHP’yi bu boyunduruktan kurtaracak, demokratik/kolektif/saydam/dürüst yönetecek yapılanmayı sağlayacak bir kadronun, bu partililer arasından çıkma ihtimali yok değil.

Bu yönde işaretler aldığımızı belirtmeden geçmeyelim.

 

Ve bu mesele yani CHP’nin boyunduruktan kurtarılması, ülke açısından hayati önemdedir.

CHP’nin üye ve halka dayanması, ulusal çıkarları önceleyen politikalar zemininde yönetilmesi ile AKP geriletilebilir, iktidardan düşürülebilir ancak.

 

Bunun da Kemal Bey ile olamayacağı apaçıktır.

 

Kemal Bey’in ara sıra kükreyerek hatırlattığı CHP’nin kuruluş felsefesi, temsil ettiği değerler sadece laftadır; zevahiri kurtarmak, CHP’nin ülke için önemini iyi bilen partilileri ve seçmeni oyalamak içindir.

 

Ve bunu, son günlerin domates/biber/patlıcan muhabbetinde görmüyoruz sadece.

Ülke tarımının çökertilmesinde bırakın AKP’nin önüne set çekmeyi, adeta ön açan bir siyaset izlemiştir Kemal Bey. Pasif kalmıştır.

 

Geçen hafta ortaya attığımız diğer soru; “AKP’nin ülkeyi tarumar eden neoliberal ekonomi politikaları karşısında CHP etkili bir muhalefet yapamıyorsa engel nerede?” idi.

 

Kısmen cevapladık bu soruyu; “sistem”in kollarının Kemal Bey yönetimindeki CHP’yi nasıl kontrol altında tuttuğuna dair açıklamalarımız, iddialarımız oldu.

 

Ancak, ayrıntıya da gereksinim var.

 

Örneğin, CHP’deki mühim şahsiyetlerden Faik Öztrak’ın 5 dönemdir Tekirdağ 1’inci sıra kontenjan milletvekili yapılmasındaki keramet nedir?

 

İki soru daha atalım ortaya…

 

AKP’nin ülkeyi batırma noktasına getiren neoliberal ekonomi politikaları karşısında alternatif önerileri nedir, CHP’nin Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Faik Bey’in?

 

Siyasilerin domates/biber/patlıcan muhabbetine zevkle katılan parti sözcüsü Öztrak,

ülke tarımının bu noktaya getirilmesine ilişkin ne söylüyor?

 

Haftaya tartışalım…

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE