ANASAYFA
02 Haziran 2020 Salı
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Gönül UYANIKTIR / Günce
Batıdan doğunun en batılısına (18)
Yayın Tarihi: 22 Şubat 2019 Cuma, 06:34
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

Türkiye'nin doğu sınırındaki en alçak ovaya sahip olan Iğdır, yüksek plato ve dağlık kesimlerin geniş yer kapladığı bir bölge. Iğdır ayrıca üç ülkeye de sınırı olan Türkiye'nin tek şehri. Güneyindeki Ağrı dağı kesiminden İran'a, Aras nehrinin geçtiği kuzey ve kuzeydoğu kesiminden Ermenistan'a, doğusundan Azerbeycan'ın Nahcivan Özerk Cumhuriyeti'ne sınır. Nüfusu 200 bine ulaşan kente yaklaştığımızı da karlardan arınmış toprağı görünce anladık.
Gözlerimiz sağda solda ovayı kışın bile terketmeyen leylekleri ararken, onları direklerde ve eski evlerin bacalarındaki yuvalarında otururuken bulduk. Iğdır'ı terketmedikleri hikaye değilmiş. Kışın en soğuk günleri ocak ayının ortasında, onlara burada raslamak bizi bayağı heyecanlandırdı. Ne de olsa gezideyiz, bu yıl çok gezeceğiz diye düşünerek tabi…
Iğdır Ovası jeolojik yapısı ve iklim özellikleriyle pamuk ve benzeri Akdeniz bitkileri ile meyva dahil olmak üzere her türlü tarıma elverişli bir yer.  Özellikle kayısı ve elması çok ünlü ve kayısı aynı zamanda Iğdır Üniversitesinin de ambleminde yer alıyor. 
Arkeolojik araştırmalara göre tarihi Paleolitik Çağa uzanıyor. M.ö 1'nci binden başlayarak Urartu, Asur , Kimmer ve İskit akınlarına uğramış. Daha sonra Pers, Makedon, Seleukus, Roma ve M.S. 7'nci binde de Arapların hakimiyetine geçmiş. Sürekli el değiştiren yörede 1064'te Selçuklular egemen olmuş. 13'ncü yüzyılda Moğol istilasının ardından, 1514'te Çaldıran Savaşı'nın kazanılmasıyla Osmanlı topraklarına katılmış. 
1737-1746 ve  1878-1918 yılları arasında Rus işgali altında kalmış. İran'dan gelen İpek Yolu üzerinde bulunan Iğdır, 1915-1920 yıllarında Ermeni katliamlarına en yoğun maruz kalan bölgelerden biri. O dönemde Iğdır ve köylerinde seksen binden fazla insanın katledildiği, sağ kalanların da yurtlarını terk ettiği belirtiliyor. Iğdır'da bu katliamlarda can verenler anısına yaptırılan 43.50 metre yüksekliğindeki "soykırım" Anıtı, aynı zamanda Türkiye'nin en yüksek anıtı. Karaağaç'taki üç sütün üzerine ve en yüksek sütünü 36.45 metre olan Lozan Anıtı ile aralarında 7 metre fark var. 
Hayli ilginç özelliklere sahip olan Iğdır,  güneşin de daha bir güzel parladığı bir kent. Son yıllarda nüfusunun çok hızla artmasına karşın, halk yeterli yatırım alamamaktan şikayetçi. Bu güzel kenti çok da derinlemesine dolaşamayıp Tuzluca'ya doğru yolumuza devam ettik. 
Rehberimiz Ahmet bey, bizi önceden uyardığı için çantalarımıza birer torba koymuştuk . Bu torbaların ne işe yarayacağını Tuzluca'ya yaklaştığımızda  öğrendik. 
Tuzluca Iğdır'ın 1236 km2'lik yüzölçümü ile üç ilçesi arasında en büyüğü. İlk ismi “Kulp” olan ilçeye 1934 yılında sahip olduğu kaya tuzundan esinlenerek “Tuzluca” denmiş. İlçeye gidiş istikametinde solumuzda kalan büyük taş yığınlarına doğru yönelince, ilerde kamyonların girip çıktığı kocaman bir kara deliği farkettik. 
O kara delikten biz de otobüsle içeriye girdik. Karşımıza çok sayıda dehlizlerden oluşan çok geniş galeriler çıktı. Gözümüz alışıncaya kadar içersi simsiyahtı. Belli yerlerde duvarlarda birkaç lamba çok az aydınlık veriyordu. Burası Tütkiye'nin kaya tuzu ihtiyacını karşılayan ve 100 yıllık rezerve sahip Tuzluca mağarasıymış. 2004 yılında özelleştirilmiş ve 80 civarında olan çalışan sayısı da 8'lere kadar düşmüş. Tuz yatakları yerin 50 metre altına kadar iniyori ve mağara yaz kış 13 derece sıcaklığı muhafaza ediyormuş.
Altı km. uzunluğa sahip 55 dönümlük tuzla kaplı bu arazideki tünellerde bulunan havanın solunum yollarına iyi geldiği biliniyor. İşletme günlük 60 ton tuz kapasitesiyle çalışılıyor ve yıllık üretim 20 bin ton civarında. Bu tuz yataklarının Ermenistan'da devam ettiği, hatta aynı kaya tuzunun (sodyum klorür) Aras Nehrinin 50 metre altında da çıkarılabileceği belirtiliyor. Kar fazla yağdığında burada üretim de artıyormuş. Rafine edilip öğütülerek mutfaklarımızda kullandığımız tuz, yollar buzlanmasın diye rafine edilmeden yollara serpiliyormuş.                                 (SÜRECEK)

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE