ANASAYFA
06 Haziran 2020 Cumartesi
Açılış Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle
Matbaa Hizmetleri
Künye
Reklam
İletişim
Siyaset
Ekonomi
Sağlık
Spor
Kültür-Sanat
Güncel
Röportaj
Resmi İlan
Yazarlar
E-Gazete
Video Galeri
Nurhan IŞIKSEREN / Eleştirel Düşünce
Kemal Bey’in “Harikalar Diyarı” (4)
Yayın Tarihi: 27 Şubat 2019 Çarşamba, 06:25
16 Punto 18 Punto 20 Punto 24 Punto

“AKP’nin ülkeyi tarumar eden neoliberal ekonomi politikaları karşısında CHP etkili bir muhalefet yapamıyorsa engel nerede?” sorusu ile “sistem”in kollarının Kemal Bey yönetimindeki CHP’yi kontrol altında tuttuğuna ilişkin bir iddiayı, önceki bölümlerde konu ettik.

 

Yüzeysel ele alınamayacak bu meselede derinleşmek şart.

Çünkü “şair atışması”ndan öte geçmeyen ve iktidara laf yetiştirme üzerine kurulu muhalefet yapma biçimi gerçekleri değil de teferruatı önümüze getiriyor.

 

AKP’nin ülke yararına bir ekonomi politika gütmediği, sonuçlarıyla yaşamın her alanında halkın gözüne zaten batıyor.

 

Buna rağmen Kemal Bey de elinde saz, domates/biber/patlıcan/soğan fiyatları üzerinden muhalefet yapıyor.

 

‘Tespit siyaseti’ ile oylarını artırmanın peşinde Kemal Bey.

 

Grup toplantısındaki (19 Şubat) şu açıklamalar mesela…

 

// Yüzbinlerce üniversite öğrencisi iş bulamıyor. 3,5 milyon Suriyeliyi ülkeye sokarsan işsizliği çözemezsin. Liyakat yerine sadakatı baz alırsan işsizliği çözemezsin.

Fabrikaları sattın kapattın şimdi domates satıyorsun.

Çiftçi üretemiyor (...)

Üreteceksiniz, tarlada, üniversitede. Her alanda üreteceksiniz ki Türkiye'de işsizlik bitsin. İthalatla olmaz. Peki neyi nasıl üreteceksiniz? Ben üretimi önceledim diyen bir siyasi iktidara şu sorular sorulur; Üretimi destekliyorsan senin vergi politikan nedir? Üreticiyi vergi olarak nasıl desteklersin? Vergiyi yukarıya, geliri aşağıya yayacaksın. Aşağıdaki adamın bir geliri olacak. Asgari ücretten vergi almayacaksın. Yük az olacak, daha fazla gelir elde edecek sonra gidip tüketecek bu adam. Alışveriş yapacak. Sanayideki politikan ne? Fabrika kurmak mı yoksa fabrikaları satmak mı? Babalar gibi sattın şimdi de kuru soğan satıyorsun. Tarım politikan ne? Çiftçiyi nasıl destekleyeceksin? Çiftçi desteklenecek ki eksin. KOBİ politikan ne? KOBİ'leri nasıl destekleyeceksin?//

 

Evet, yanlış okumadınız, ana muhalefet liderinin taptaze siyasi açıklamaları bunlar. Böylesi ciddiyetten uzak, ajitasyon diliyle, buza yazılmış sözlerle, sözde çözüm önerileriyle AKP seçmenini etkileyeceğini sanıyor olmalı CHP’nin Umumi Genel Başkanı.

 

Bir iki noktaya temas edeyim ki ne demek istediğim yanlış anlaşılmasın.

İŞKUR’a göre Ocak 2019 itibarıyla Türkiye’de işsiz sayısı 3 milyon 775 bin.

Gerçek rakam elbette bunun üstünde.

 

İşsizliğe Kemal Bey’in çözümü ne peki?

3,5 milyon Suriyeli ülkeden çıkarmak. Tam da resmi rakama uygun bir çözüm. Alt alta koyup çıkarma işlemi uyguladığınızda, ülkenin işsizlik sorunu çözülüyor.

 

Demek ki çoluk çocuk ülkedeki tüm Suriyeliler faal ülkemizde!

 

İstismar edildikleri ve düşük ücretle çalıştırıldıkları gerçeği ise hiç ırgalamıyor Kemal Bey’i.

 

Kaldı ki, Afgan, Pakistanlı, Özbek, Kırgız, Türkmen binlerce böyle ucuz, güvencesiz çalıştırılan insan var ülkede.

Ve bunun da AKP’nin neoliberal istihdam politikasının bir yansıması olduğu, çeşitli iş kollarında ucuz işçi ihtiyacının giderilmesi amacıyla bilinçli sürdürüldüğü apaçık ortadayken, Kemal Bey’in saptamasındaki seviyeye bakın hele.     

 

Sosyal demokrat, Sosyalist Enternasyonele üye bir partinin lideri, Avrupa’da son yıllarda göçmen/yabancı düşmanlığı üzerinden oylarını artıran, semiren aşırı sağ/faşist partiler ile aynı çizgide buluşmaktan hiç rahatsızlık duymuyor.

 

“Babalar gibi sattın şimdi de kuru soğan satıyorsun.” tesbiti ise, güzel bir hiciv ama hepsi o kadar işte.

 

Doğrudur, AKP neoliberal politikalar sonucu ülkede üretimin köküne kibrit suyu ekmiştir.

 

Peki tüm bunlar olurken 9 yıldır siz ne yaptınınız Kemal Bey? 

 

Gelelim sadede ve geçen hafta ortaya attığımız soruları hatırlatalım.

 

Örneğin, CHP’deki mühim şahsiyetlerden Faik Öztrak’ın 5 dönemdir Tekirdağ 1’inci sıra kontenjan milletvekili yapılmasındaki keramet nedir?

 

AKP’nin ülkeyi batırma noktasına getiren neoliberal ekonomi politikaları karşısında alternatif önerileri nedir, CHP’nin Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Faik Bey’in?

 

Siyasilerin domates/biber/patlıcan muhabbetine zevkle katılan parti sözcüsü Öztrak,

ülke tarımının bu noktaya getirilmesine ilişkin ne söylüyor?

 

Son iki sorudan başlayalım: dişe dokunur hiçbir şey söylemiyor Faik Bey, sadece top çeviriyor.

 

Kemal Derviş’in Hazine Müsteşarı Faik Öztrak

 

Bildiğiniz gibi, ülkenin sürüklendiği 2001 krizinde Bülent Ecevit’in davetiyle ekonominin başına getirildi Kemal Derviş.

Hükümet üstü yetkilerle donatılan bir teknokrat olarak krizi çözmekle görevlendirildi.

 

Öztrak’ı Hazine Müsteşarlığı’na atayan ve kendisi ile 16 ay çalışan da Kemal Derviş’in bizzat kendisidir.

 

Faik Öztrak’ın görevi; “Türkiye’nin Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı’nın uygulanması ve uluslararası kuruluşlarla müzakerede koordinasyonu sağlamaktı.

 

Türkiye’nin dışa bağımlılığını pekiştiren, ülke ekonomisinin iç dinamiklerini körelten

bu ekonomi programın temel taşlarını döşeyen Kemal Derviş ve yardımcısı Faik Öztrak’tır.

 

Ve bu ikilinin 2002’de CHP’den milletvekili yapılmasını, Faik Bey’in ilaveten imtiyazlı 4 dönem daha milletvekilliğini garipsememek elde mi, değerli okurlar?

 

Derviş ise, CHP milletvekilliğini bırakarak Dünya Bankası’ndaki görevine dönüverdi.

 

Ne de olsa gözü arkada değildi, programını hararetle uygulayan AKP vardı artık.

 

Evet, Derviş’in (küresel güçlerin) o ismiyle müsemma “Türkiye’nin Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı”  sayesinde güçlendi mi Türkiye?

 

AKP’nin seçim dönemlerinde dillendirdiği ve bir başarı öyküsü olarak sunduğu

 “Güçlü Türkiye/Yeni Türkiye bu mudur?

 

Gördüğünüz gibi, Özal’dan sonra Derviş programı da ülkeyi kalkındırmadı, geliştirmedi, üstelik çapı daha büyük bir krize yol açtı.

 

Burada bir parantez açmak elzem; çünkü ülkenin devamlı ekonomik krize sürüklenmesine ilişkin değerlendirmeler yüzeysel daha çok. Oysa sorun kapsamlıdır.     

 

Şüphesiz dönemin iktidarlarının ülkenin yaşadığı krizlerde payı vardır.

Ancak, yaşanan krizleri dönemsel değil, süreklilik arz eden bir eksende ele almak gerekiyor.

 

Şöyle bir iddia ortaya atacağım: 2001 krizi, 80’li yıllarda Özal ile başlayan ekonomik modelin, yani yeni liberal (neoliberal) kapitalizme geçiş sürecinin doğurduğu bir krizdir.

 

Nitekim1994 ve 1999 krizlerini de 2001 ile beraber düşünmek zorundayız.

Çünkü 2001 krizi, bu krizlerin atlatılamaması sonucu büyüyerek patlak vermiştir aslında.

Ülke ekonomisinin (aynen 1979’da 70 sente muhtaç kaldığımız gibi) tıkanması, üretim çarkların döndürülemez hale gelmesi, finans sisteminin çökmesidir 2001 krizi. 

 

Türkiye’yi neoliberal küresel sisteme eklemlemek üzere uygulamaya sokulan  Özal’ın 24 Ocak kararlarını; ABD tasarımı, Kenan Evren eliyle gerçekleşen 12 Eylül darbesini hatırlayacaksınız.

 

Peki, bu kararlar neden ülke hayrına olmadı da ülkede 2001 krizi patlak verdi?

 

Hakeza 2001 model Derviş reçetesi niye çözüm olmadı, üstelik daha büyük bir krize yol açtı?

 

Nedir meselenin Özü?  

 

Meselenin özüne şu iki soruya cevap arayarak odaklanalım…

 

İlki; ülke ekonomisinin krizlerle boğuşmasında dış dinamiklerin etkisi/ağırlığı nedir?

 

İkincisi; ülkeyi yöneten hükümetler süreklilik arz eden ekonomik krizlere neden set çekemiyor?

 

Önümüzdeki haftanın bu iki kallavi sorusuna katkı sunacak okurlar çıkacaktır diye düşünüyorum…

 

Gönder Yorum Yap Yazdır Facebook Twitter FriendFeed Google
  ÇOK OKUNANLAR
  GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Akşam Gazetesi Birgün Gazetesi Bugün Gazetesi Cumhuriyet Gazetesi
Dünya Gazetesi Fanatik Gazetesi Fotomac Gazetesi Gunes Gazetesi
Haberturk Gazetesi Hurriyet Gazetesi Milli Gazete Milliyet Gazetesi
Posta Gazetesi Radikal Gazetesi Sabah Gazetesi Sozcu Gazetesi
Star Gazetesi Takvim Gazetesi Taraf Gazetesi Türkiye Gazetesi
Vatan Gazetesi Vakit Gazetesi Yenisafak Gazetesi
Yeni Hudut Gazetecilik ve Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti
Babademirtaş Mah. Üç Şerefeli Camii Arkası No:7 EDİRNE